English

Boşluk, Belirsizlik, Brexit

Mustafa Çetinkaya 11 Şubat 2019

Türkçe’de güzel bir deyim vardır: “Bir deli kuyuya taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış”. İngiltere’nin AB’den çıkma hikayesi Brexit, bu sözde anlatılan hikayeye çok benziyor. Bir seçimi kazanmak uğruna aceleye getirilen, halk tarafından desteklenen bağlayıcı referandum sonucuna rağmen, bir ‘çıkış’ yolu bulunamıyor.

Avrupa Birliği’nden çıkılması konusunda, referanduma katılanların yüzde 52’si çıkış yönünde destek verdi. Hükümet ve parlamento çoğunluğu da çıkmaya karşı değil, buna rağmen nasıl çıkılacak, nereye çıkılacak bilen yok. Üç yıl pazarlık yapıp bir anlaşma imzalayan hükümet var fakat hükümetin de anlaşmayı yasalaştıracak desteği yok. Kendi milletvekillerine dert anlatamayan hükümet, Avrupalı mevkidaşlarından yardım istiyor, onlarda kelimenin tam anlamıyla ‘başka kapıya’ diyorlar. Brexit referandumu ile İngiltere’nin kazandığını sanyorduk. Kapıları kontrol edip, kendi yasalarımızı çıkartacaktık. Ne oldu?

1973 yılından beri devam eden 45 yıllık ‘evliliği’ bir çırpıda bitirmek kolay olmuyor. 23 Haziran 2016 tarihinde yapılan ve Brexit yanlılarının kıl payı da olsa kazandığı referandumdan sonra İngiltere’de sevinç, Kıta Avrupası’nda ise keder vardı. Geçen sürede roller değişti, köşeye sıkışan ve yol haritasını belirleyemeyen İngiltere zor zamanlar yaşıyor. Buna karşılık Almanya ve Fransa’nın önderliğini çektiği Avrupa Birliği ülkeleri, İngiltere’nin kıvranışlarını ‘zevkle izliyorlar’. Ayrılığın onlar içinde iyi olmayacağının farkındalar fakat oturmuş sistem içinde nereye gittiklerini biliyorlar ve kendilerini İngiltere’den daha iyi hissediyorlar.

BOŞANMA ANLAŞMALI MI, YOKSA ANLAŞMASIZ MI OLSUN?

Anlaşmasız bir ayrılık sonrasında İngiltere’yi bekleyen senaryolar pek parlak değil. İngiltere Merkez Bankası’nın öngörülerine göre, AB’den ayrılığın ilk etabında İngiltere ekonomisi yüzde 8 oranında küçülebilir. Londra başta olmak üzere Birleşik Krallık’ta ev fiyatları üçte bir oranında düşebilir. Euro ve dolar karşısında kötü durumda olan sterlin yüzde 25 daha değer kaybedebilir. Bu da bir sterlinin dolar ile eşitlenmesi anlamına gelir. UK’deki işsizlik oranının yüzde 7.5’a yükselmesi ve kalıcı hale gelmesi bir başka olumsuz beklenti. Ülke içinde dönen para, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın yüzde 8 azalması, Ada’da yaşayan her şirketin küçüleceği ve her bireyin biraz daha fazla fakirleşeceği anlamına geliyor. Bu durağanlık orta ve uzun vadede hayra alamet değil.

‘Bin akıllı’ insan üç yıldır pazarlık yapıyor fakat, vergi, güvenlik, savunma, uluslararası hukuk, bilgi teknolojileri, enerji, iklim değişikliği gibi konular dahil olmak üzere ayrılık sonrası ilişkilerin nasıl yürütüleceğine dair ortada kabul edilebilir bir anlaşma yok. İrlanda Cumhuriyeti ile Kuzey İrlanda arasındaki sınır ve İskoçların ayrılmak için referandumuna gitmek istemeleri gibi ‘İngiltere’nin yumuşak karnı’ olan konulara girmiyorum bile.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngiltere’nin efsane başbakanlarından Winston Churchill bir konuşmasında, “Bir çeşit Avrupa Birleşik Devletleri inşa etmeliyiz” diyerek, AB fikrini ilk ortaya atanlardan. Amerika Birleşik Devletleri’nin küçük eyaletlerden süper bir güç yaratması gibi Mr. Churchill’de Avrupa’nın geleceğini iyi okumuş. Buna rağmen Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle İngiltere’nin birliğe girmesine ölene kadar karşı çıkmış. UK, 1973 yılında nihayet Avrupa Birliği’ne kabul edilir fakat buna rağmen hep biraz uzakta durur. Aradan geçen yıllarda İngiltere ile Avrupa Birliği arasındaki ilişki her zaman, diğer üyelere oranla, mesafeli olmuş. Birleşik Krallık, Fransa ve Almanya ile birlikte Avrupa Birliği’nin lokomotif ülkesi olmasına karşın kendini Schengen ve Euro gibi uygulamaların dışarısında tutmuş.

İngiltere parlamentosunda anlaşmanın geçmemesi ve 29 Mart’a kadar başka bir anlaşmaya varılamaması durumunda İngiltere, Avrupa Birliği’nden bir anlaşma olmadan ayrılacak. İngiltere’nin son kırk beş yıl iç ve dış ticaretini düzenleyen yasal çerçeveden aniden çıkması sancılı olacak. Uzak görüşlü insanlar ve iş çevreleri bunun limanlarda aksaklıklara, ilaç stoklarında sıkıntılara ve hatta gıda kıtlığına neden olabileceğini belirtiyor. Ekonomik belirsizliğin yanı sıra, anlaşmasız ayrılık Birleşik Krallık’ta yaşayan 3.5 milyon Avrupa Birliği vatandaşı ve AB ülkelerinde yaşayan 1 milyon İngilizin geleceğini de belirsiz hale getirecek.

Ülke içinde ikinci referandumu isteyenler ve ülke dışında da Avrupa Adalet Divanı, çeşitli alternetif arayışlar içindeler. Durumu şimdi daha iyi anlayan İngiltere’nin ikinci bir referandumla daha sağlıklı bir karar vereceğini ve AB’de kalma yönünde oy kullanacağını bekleyenler seslerini yükseltiyorlar. Öte yandan Avrupa Adalet Divanı aldığı bir kararla, İngiltere’nin AB’den ayrılmak için 50. maddeyi işleterek başlattığı süreci tek taraflı olarak durdurabileceğini belirtti. Son günlerde burnundan kıl aldırmayan Avrupa Birliği, 29 Mart 2019 ayrılık tarihini anlaşmasız bir ayrılık gerçekleşmemesi için ertelemeye hazır. Brüksel’in Theresa May hükümetine yapılan anlaşmayı kurtarması için Temmuz’a kadar süre verebileceği ifade ediliyor. 24 Haziran 2016 günü oylar sayılıp referandum sonuçları kesinleştiğinde İngiltere’de bir zafer, Avrupa’da ise bir yenilgi havası vardı. O günlerde Avrupa Birliği’nin dağılma senaryoları konuşulmuş, birçok üye ülkenin benzer bir yola girebileceğine dair yorumlar yapılmıştı. Aradan geçen 3 yılın ardından farklı bir atmosfer görünüyor. İngiliz siyaseti kaosa girerken, Avrupa’da şüphecilerin hızı kesilmiş, daha güçlü bir Avrupa Birliği’ne doğru gidiliyor izlenimi var.

Bir yanda sınırların, kısıtlamaların kalktığı, uluslararası şirketlerin devletleştiği Global Ekonomi; diğer yanda yeniden yükselişe geçen milliyetçilik, korumacılık ve içe dönüş. Önümüzdeki yıllarda bu iki akımın çatışmasına şahit olacağız. İngiltere’nin içine düştüğü ‘Brexit çıkmazı’, kapitalizim ve uluslararası ticaretin merkezinde liberal bir ülkenin birden kabuklarına çekilmek istemesinden kaynaklanıyor. Bu sancılı dönem, ülkenin politik ve ekonomik yapısını çok değiştirecek. Umarız hakkımızda hayırlısı olur….

Olay Gazetesi'ni takip edin

Facebook Twitter

Son haberler

‘Council tax’ artışı geliyor

Buna rağmen belediye hizmetlerinde kesinti yapılması planlanıyor.

‘Avrupa ile İngiltere ilişkileri tehdit altında’

İngiltere Dışişleri Bakanı Je­remy Hunt, Brexit sürecine ilişkin, “İki tarafın da güven ve vizyona ih­tiyacı var. Çünkü İngiltere’nin gele­cek 25 yılda Avrupalı komşularıyla inşa edeceği ilişki tehdit altında.” değerlendirmesinde bulundu.

Oxford ve Exeter: “Nazik olmak” ruh sağlığına faydalı Oxford ve Exeter: “Nazik olmak” ruh sağlığına faydalı

Oxford ve Exeter üniversite­lerinin yaptığı bir araştırmaya göre, nazik olmak ve nazik dü­şüncelere sahip olmak depresyo­nun önüne geçerken, daha kaliteli bir yaşam sürmede önemli bir rol oynuyor. Clinical Psychological Science dergisinde bulguları pay­laşılan araştırma, 135 katılımcının gözlemlenmesi ile sonuçlandı.

Karl Marx’ın mezarına ikinci kez saldırıya tepki

Karl Marx’ın Kuzey Londra Highgate Mezarlığı’ndaki anıt me­zarı iki haftada ikinci kez saldı­rıya uğraması EMEP ve DAY MER ile Britanya Komünist Partisi ve gençlik örgütü Britanya Komünist Gençlik Ligi tarafından mezarlıkta protesto edildi.

Sala’nın köpeği hala bekliyor

Nantes’tan özel uçakla Cardiff’in yolunu tutan ve içinde Emiliano Sala’nın olduğu uçağın enkazına önceki gün ulaşılmıştı. Uçağı Manş Denizi’ne düşen futbolcu Emiliano Sala’yı sadece ailesi beklemiyor.

Alexandra Palace’a dair yeni park kuralları aileleri “uzaklaştırabilir”

Alexandra Palace’ın ziyaretçileri, tarihte ilk kez yeni park kuralları ile karşılaşabilirler.

Real Madrid’den çılgın transfer! £100 milyon

İspanyol devi Real Madrid, Chelsea’nin yıldızı Eden Hazard için 100 milyon Pound’u gözden çıkardı.

Mehmet Akif Ersoy Adına Şiir Etkinliği Düzenlendi

Londra Yunus Emre Enstitüsü’nde Mehmet Akif Ersoy adına düzenlenen şiir dinletisine Londra’daki 24 okuldan 62 öğrenci katıldı. Etkinlikte Türk edebiyatının sevilen şairlerinin yanı sıra Mehmet Akif Ersoy’un şiirleri okundu.

Southbank Centre Yemek Fuarı

Konumuz gerek tiyatro, sanat, mü­zikaller olsun, gerekse de sergiler ve diğerleri… Southbank’de her tarzdan ilgi odağına hitab edecek etkinlik ve mekan bulunuyor. Nitekim, kış ayla­rının artık azınlıkta kalması ve baha­rın yavaş da olsa beklenmeye başlan­dığı şu günlerde, Londra’nın “sokak kültürünün” uyanışına tekrardan ta­nık edeceğimiz günler çok da uzağı­mızda değil.

Renklerin büyülü dünyası Londra ile buluşuyor

West End Bond Street’te, renklerin ve renklerin hayat verdiği şekillerin adeta dans ettiği bu kaçırılmaması gereken sergide, cam heykeltraşı Dale Chihuly, son eserleri de dahil olmak üzere bugüne kadar büyük rağbet görmüş baş yapıtlarını Londralılarla buluşturuyor.

Alexandra Palace’a dair yeni park kuralları aileleri “uzaklaştırabilir”

Alexandra Palace’ın ziyaretçileri, tarihte ilk kez yeni park kuralları ile karşılaşabilirler.

Mehmet Akif Ersoy Adına Şiir Etkinliği Düzenlendi

Londra Yunus Emre Enstitüsü’nde Mehmet Akif Ersoy adına düzenlenen şiir dinletisine Londra’daki 24 okuldan 62 öğrenci katıldı. Etkinlikte Türk edebiyatının sevilen şairlerinin yanı sıra Mehmet Akif Ersoy’un şiirleri okundu.

Southbank Centre Yemek Fuarı

Konumuz gerek tiyatro, sanat, mü­zikaller olsun, gerekse de sergiler ve diğerleri… Southbank’de her tarzdan ilgi odağına hitab edecek etkinlik ve mekan bulunuyor. Nitekim, kış ayla­rının artık azınlıkta kalması ve baha­rın yavaş da olsa beklenmeye başlan­dığı şu günlerde, Londra’nın “sokak kültürünün” uyanışına tekrardan ta­nık edeceğimiz günler çok da uzağı­mızda değil.

Renklerin büyülü dünyası Londra ile buluşuyor

West End Bond Street’te, renklerin ve renklerin hayat verdiği şekillerin adeta dans ettiği bu kaçırılmaması gereken sergide, cam heykeltraşı Dale Chihuly, son eserleri de dahil olmak üzere bugüne kadar büyük rağbet görmüş baş yapıtlarını Londralılarla buluşturuyor.

Sevgililer gününde “romantik akımlara” yelken açmalı…

West End’in her renkten zevke hitap ettiğini bilmeyenimiz kal­madı, nitekim Southampton Street’te bulunan “Eve Bar”, sevgi­liler günü haftasında sunduğu özel kokteylleri ve menüsü ile, alışılmı­şın dışında bir romantizm skalası sunuyor Londralılara.

Ece Temelkuran, “How to Lose a Country” adlı son kitabını Londra’da tanıtacak

Londra merkezli Türkiye Araş­tırmalar Merkezi’nin (Centre for Turkey Studies) CEFTUS Britanya parlamentosunda düzenlediği top­lantılara hız verdi.

Köşe Yazarları

Tüm köşe yazarlarını oku
Designed by: Olay Gazeter