English

Hasan’ın kati̇li̇ ki̇m?

Faruk Eskioğlu 9 Şubat 2018

Londra’da sabahları ekmek dağıtan, sonrasında da eşya taşıyan beyaz minibüs Londra’nın kuzey köşesindeki Barking’de yüksek beton binaların arasına girdiğinde Büyük Amca Ali Sönmez, hem direksiyon sallıyor hem de acısını dışa vuruyordu, “Keşke gelmez olaydık buralara. Bak canımızdan olduk. Fukaralığın gözü kör olsun…” Sönmez ve öldürülen yiğeni Hasan Özcan’ın ailesi Gaziantep kökenli… 1976’da Kıbrıs’a, 1990’ların ikinci yarısında da Londra’ya göçmüşler. Hayatın onları savurmasını da “yoksulluk”la açıklıyor…

Barking’deki ormanlık şimdi beton yığını “sosyal konut”. İnsanın doğal yaşamına yabancı bu binalar, çoğu kırsal kökenli olan yoksul göçmenlere bir garip mekan… Minibüs binalar arasına sıkışmış park yerinde duruyor. İleride tek başına matkabıyla toprağı kazan büyük olasılıkla İrlandalı işçi ve onun yarattığı gürültü dışında ölüm sessizliği hakim. Büyük Amca parkın köşesindeki çalılıkların yanında birbirine yaslanmış çiçeklere ve onların önüne bırakılmış kanlı mukavvaya doğru yürüyor. “İşte burası” diyor Büyük Amca, “Hasanımızı burada sıkıştırmış alçaklar. Kaçsaydı Mayıs’ta 20’sine girecekti…”

Çok değil 36 saat önce bu köşede yaşları 20’nin altında yüzleri maskeli siyahi çetenin koşturmacası ve Hasan’ın kurtulma çabalarını gözönüme getiriyorum. “Suç mahalli”nde bir gazeteci olarak deklanjöre basarken Hasan’ın Canterbury College’de, kriminoloji “suç bilimi” öğrencisi olduğunu düşünüyorum…

Bu kez yas evine doğru yola çıkıyoruz. Büyük Amca “Sen söyle gazeteci” diyor ve titrek bir sesle ekliyor, “Barking’de ne bir belediyeci taziye için evimize geldi ne de bir İngiliz gazeteci bu olayı haber yaptı. Sence reva mı?” “Değil” dercesine kafamı sallıyorum, “Değil tabii!” Amca bu kez, “Bir İngiliz genci bir göçmen öldürseydi. Yer yerinden oynardı! Değil mi?” diye soruyor.

Minibüs Barking’in bir başka köşesindeki “sosyal konut”un önünde duruyor. Binanın ana giriş kapısında İngilizce olarak “Cenazemiz var! Yoğun ziyaretçilerimizden dolayı bu kapıyı açık bırakıyoruz. Kusura bakmayınız” yazılı. Merdivenlerden ikinci kata çıkıyoruz. Zile basıyoruz. İçerden ağıtlar geliyor. Kadınların oturduğu odaların açıldığı ince uzun koridordan geçip salona ulaşıyoruz. Başsağlığı ziyaretine gelen erkekler bizi buyur ediyor. Koltuk, sandalye, sehpadan ve yerdeki makine halısından gayri duvarda Arapça “Allah” yazılı tablo ve üzerinde hat sanatıyla işlenmiş besmeleli duvar saatinden oluşan son derece mütevazi bir salondayız. Cümleten başsağlığı diliyoruz. Hasan’ın babası Abdullah Özcan “Hoşgeldiniz beyim. Bizi yalnız bırakmadınız. Sağolun” diyor. Acılı baba yas evine gönderilen Antep usulü lahmacun ve ayran ikram ediyor. Abdullah henüz 43’ünde, “fish and chips” restoranında çalışıyormuş. Acı haberi cumartesi gecesi 10’da işten çıktığında almış. Olayın hala şokunda. Elimi dizine koyuyor, acısını dinliyorum. Tarifsiz kederini anlamam mümkün değil. Abdullah, gözlerime bakarak “Oğlum Hasan üniversite öğrencisiydi. Hafta sonu eve gelmişti. Bu çetelerle ilgisi falan yoktu. Bize düşen ateş başka evlere düşmesin! Katiller bulunsun, hak ettikleri cezaya çarptırılsın” diyor.

Baba anlattıkca salondakilerin boğazı düğümleniyor. “Beyim kusura bakmayın, hanım size ‘hoşgeldiniz’ diyemeyecek kadar çok kötü” diyor ve ekliyor, “Bizim toplumdan arayanımız çok oldu. Başkonsolosluktan, hatta Ankara’dan bakan bile aradılar. Yalnız bizim belediye ve İngiliz gazetecileri ayıp etti.” Salondakiler “Bu Cuma Barking belediyesi önünde bu ilgisizliği protesto edeceğiz. Siz de gelin” diyorlar. Yas evinde Barking’de çeteleşmenin nedenleri de konuşuluyor. Herkes kendi düşüncesini aktarıyor. Bana da bunu formüle etmek kalıyor:

“Barking’e uzak bir semt olan Hackney’deki kentsel dönüşümden dolayı uyuşturucu ticaretiyle geçinen yoksul insanları Barking bölgesinde çok katlı belediye evlerine yerleştirdiler. Oysa onları kent dışına ötelemek yerine iş sahibi yapmaları, gelirlerini artırmaları ve böylece suçtan uzaklaştırmaları gerekirdi. Şimdi Barking’de son 10 yıldır uyuşturucu kökenli olay ve cinayetlerin önü alınamıyor.”

Yas evinden ayrılırken Abdullah’a sarılıyorum, “Yalnız değilsin. Bu acı hepimizin” diyorum. Merdivenlerden inerken yas evindeki işçilerin olgunluğu ve sorunun kökenini anlama çabasına seviniyorum. Camında başka hayatları düşünen o not bulunan dış kapıyı usulca kapatırken de “Hasan’ın asıl katilini biliyorum!” diye düşünüyorum…

Olay Gazetesi'ni takip edin

Facebook Twitter

Son haberler

‘Council tax’ artışı geliyor

Buna rağmen belediye hizmetlerinde kesinti yapılması planlanıyor.

‘Avrupa ile İngiltere ilişkileri tehdit altında’

İngiltere Dışişleri Bakanı Je­remy Hunt, Brexit sürecine ilişkin, “İki tarafın da güven ve vizyona ih­tiyacı var. Çünkü İngiltere’nin gele­cek 25 yılda Avrupalı komşularıyla inşa edeceği ilişki tehdit altında.” değerlendirmesinde bulundu.

Oxford ve Exeter: “Nazik olmak” ruh sağlığına faydalı Oxford ve Exeter: “Nazik olmak” ruh sağlığına faydalı

Oxford ve Exeter üniversite­lerinin yaptığı bir araştırmaya göre, nazik olmak ve nazik dü­şüncelere sahip olmak depresyo­nun önüne geçerken, daha kaliteli bir yaşam sürmede önemli bir rol oynuyor. Clinical Psychological Science dergisinde bulguları pay­laşılan araştırma, 135 katılımcının gözlemlenmesi ile sonuçlandı.

Karl Marx’ın mezarına ikinci kez saldırıya tepki

Karl Marx’ın Kuzey Londra Highgate Mezarlığı’ndaki anıt me­zarı iki haftada ikinci kez saldı­rıya uğraması EMEP ve DAY MER ile Britanya Komünist Partisi ve gençlik örgütü Britanya Komünist Gençlik Ligi tarafından mezarlıkta protesto edildi.

Sala’nın köpeği hala bekliyor

Nantes’tan özel uçakla Cardiff’in yolunu tutan ve içinde Emiliano Sala’nın olduğu uçağın enkazına önceki gün ulaşılmıştı. Uçağı Manş Denizi’ne düşen futbolcu Emiliano Sala’yı sadece ailesi beklemiyor.

Alexandra Palace’a dair yeni park kuralları aileleri “uzaklaştırabilir”

Alexandra Palace’ın ziyaretçileri, tarihte ilk kez yeni park kuralları ile karşılaşabilirler.

Real Madrid’den çılgın transfer! £100 milyon

İspanyol devi Real Madrid, Chelsea’nin yıldızı Eden Hazard için 100 milyon Pound’u gözden çıkardı.

Mehmet Akif Ersoy Adına Şiir Etkinliği Düzenlendi

Londra Yunus Emre Enstitüsü’nde Mehmet Akif Ersoy adına düzenlenen şiir dinletisine Londra’daki 24 okuldan 62 öğrenci katıldı. Etkinlikte Türk edebiyatının sevilen şairlerinin yanı sıra Mehmet Akif Ersoy’un şiirleri okundu.

Southbank Centre Yemek Fuarı

Konumuz gerek tiyatro, sanat, mü­zikaller olsun, gerekse de sergiler ve diğerleri… Southbank’de her tarzdan ilgi odağına hitab edecek etkinlik ve mekan bulunuyor. Nitekim, kış ayla­rının artık azınlıkta kalması ve baha­rın yavaş da olsa beklenmeye başlan­dığı şu günlerde, Londra’nın “sokak kültürünün” uyanışına tekrardan ta­nık edeceğimiz günler çok da uzağı­mızda değil.

Renklerin büyülü dünyası Londra ile buluşuyor

West End Bond Street’te, renklerin ve renklerin hayat verdiği şekillerin adeta dans ettiği bu kaçırılmaması gereken sergide, cam heykeltraşı Dale Chihuly, son eserleri de dahil olmak üzere bugüne kadar büyük rağbet görmüş baş yapıtlarını Londralılarla buluşturuyor.

Alexandra Palace’a dair yeni park kuralları aileleri “uzaklaştırabilir”

Alexandra Palace’ın ziyaretçileri, tarihte ilk kez yeni park kuralları ile karşılaşabilirler.

Mehmet Akif Ersoy Adına Şiir Etkinliği Düzenlendi

Londra Yunus Emre Enstitüsü’nde Mehmet Akif Ersoy adına düzenlenen şiir dinletisine Londra’daki 24 okuldan 62 öğrenci katıldı. Etkinlikte Türk edebiyatının sevilen şairlerinin yanı sıra Mehmet Akif Ersoy’un şiirleri okundu.

Southbank Centre Yemek Fuarı

Konumuz gerek tiyatro, sanat, mü­zikaller olsun, gerekse de sergiler ve diğerleri… Southbank’de her tarzdan ilgi odağına hitab edecek etkinlik ve mekan bulunuyor. Nitekim, kış ayla­rının artık azınlıkta kalması ve baha­rın yavaş da olsa beklenmeye başlan­dığı şu günlerde, Londra’nın “sokak kültürünün” uyanışına tekrardan ta­nık edeceğimiz günler çok da uzağı­mızda değil.

Renklerin büyülü dünyası Londra ile buluşuyor

West End Bond Street’te, renklerin ve renklerin hayat verdiği şekillerin adeta dans ettiği bu kaçırılmaması gereken sergide, cam heykeltraşı Dale Chihuly, son eserleri de dahil olmak üzere bugüne kadar büyük rağbet görmüş baş yapıtlarını Londralılarla buluşturuyor.

Sevgililer gününde “romantik akımlara” yelken açmalı…

West End’in her renkten zevke hitap ettiğini bilmeyenimiz kal­madı, nitekim Southampton Street’te bulunan “Eve Bar”, sevgi­liler günü haftasında sunduğu özel kokteylleri ve menüsü ile, alışılmı­şın dışında bir romantizm skalası sunuyor Londralılara.

Ece Temelkuran, “How to Lose a Country” adlı son kitabını Londra’da tanıtacak

Londra merkezli Türkiye Araş­tırmalar Merkezi’nin (Centre for Turkey Studies) CEFTUS Britanya parlamentosunda düzenlediği top­lantılara hız verdi.

Köşe Yazarları

Tüm köşe yazarlarını oku
Designed by: Olay Gazeter