Tate Modern’in ikonik Turbine Hall mekanında, ziyaretçileri pasif birer izleyici olmaktan çıkarıp, devasa bir performansın parçasına dönüştüren yeni bir enstalasyon sanatseverlerle buluşuyor.
Sanatçı ve besteci Lina Lapelyte imzasını taşıyan “Sensory Island” adlı katılım odaklı eser, galerinin devasa alanını büyük bir labirente dönüştürüyor.
Carsten Höller’in devasa kaydırakları, Doris Salcedo’nun zemindeki yarıkları ve Yayoi Kusama’nın renkli “Obliteration Room” çalışması gibi unutulmaz projelere ev sahipliği yapan Tate Modern, bu yaz kolektif üretim anlayışını deneysel müzikle birleştiriyor.
Havaalanlarındaki sıra bariyerlerinden esinlenilerek ahşap malzemelerle inşa edilen labirent, ziyaretçilere kitle kurgusu (koreografi) deneyimi sunuyor. Süreç şu adımlarla şekilleniyor:
Yönlendirme: Alan içerisindeki “Şefler” (Conductors), katılımcıları altı farklı performans yönergesinden birine yönlendiriyor.
Katılım: Ziyaretçiler; ayak vurma, mırıldanma veya sallanma gibi basit eylemlerden oluşan kısa talimatları takip ederek sesli komutlarla eş zamanlı hareket ediyor.
Ses Tasarımı: Performansa, ses kayıtçısı Peter Cusack tarafından Londra genelinde kaydedilen çok katmanlı şehir sesleri eşlik ediyor. Farklı grupların eş zamanlı eylemleriyle sesler ve hareketler üst üste binerek, spontane bir senfoni oluşturuyor.
Tate Modern Geçici Direktörü Catherine Wood, projeye ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Bu yaz Lina Lapelyte’nin yeni müzikal projesi, ziyaretçilerimize eserin doğrudan bir parçası olmaları için yalın ve neşeli bir davet sunuyor. İnsanların Turbine Hall’da hep birlikte canlı bir sanat eseri üretmesini görmek için sabırsızlanıyorum.”

ENFIELD
HACKNEY
HARINGEY
ISLINGTON











