“Dışarıda eğlenceli bir gece” çağrısına hayır diyebilmelisiniz. Telefonunuz çaldı ve “dışarıya çıkıp arkadaşlarla eğlenelim mi? diye soruldu.
“Aile düzeninin bozulduğu an bir topluluğun düzeni alt üst olur.” Bu cümle, basit bir öğüt gibi görünse de aslında bir milletin kaderini özetleyen ciddi bir gerçek.
Dünyanın en zengin ve gelişmiş bölgesi Avrupa’nın eğitimli gençleri yakıp yıkmaya başladı. Zengin ülkelerin güçlü ekonomileri, köklü üniversiteleri, sosyal güvenlik sistemleri ve demokratik kurumları var. Ancak bugün, başta Fransa olmak üzere sokaklardan yükselen öfke, Avrupa’nın içinde bulunduğu büyük çelişkiyi gözler önüne seriyor.
Son yıllarda DEHB ve otizm tanılarındaki artış, medyada sık sık “aşırı tanı” başlıklarıyla tartışılıyor. Ancak Birleşik Krallık’ta asıl konuşulması gereken konunun tanı sayılarından çok, kamu hizmetlerindeki kaynak yetersizliği, bütçe kısıtlamaları ve giderek uzayan bekleme listeleri olduğu düşünülebilir.
Bazen bir ilişkiyi korumaya çalışırken, fark etmeden kendimizden uzaklaşmaya başlayabiliriz. Önceleri küçük görünen fedakârlıklar, zamanla kendi ihtiyaçlarımızı geri plana attığımız bir ilişki biçimine dönüşebilir.
Onlar da bayılıyorlar. Dogrunun karşısında herkes şapka çıkarıyor. Sadece bizimkiler değil hepsi hayranlar lezzetine, kokusuna sunumuna, İngilizler, Avrupalılar ve Londra’daki tüm dünya yemeklerimize hasta.
Evet, Eylül geldi çattı. Ama benim içimde Eylül’ün hüznünden biraz daha fazlası var bu yıl. Adını tam koyamadığım bir huzursuzluk, aylardır bitmeyen bir bekleyiş ve ne zaman sonuçlanacağını bilmediğimiz kocaman bir belirsizlik. Benim gibi binlerce insan aynı durumda.
Bu haftaya biraz gergin başlıyoruz ama güzel haber şu ki gökyüzü ilerleyen günlerde yumuşuyor! Geçmişin hesapları, yarım kalmış konuşmalar ve üzeri örtülmüş meseleler yeniden gündemimize gelebilir.
Bu aslında Türkiye’deki siyasi partilerin Londra temsilcilerinin kafa yorması gereken bir sorudur. Bir gazeteci olarak bu soruyu irdelemiş, toplum üyesi ve yetkililerin yanıtlarını da Türkçe ve İngilizce yayınlanan Londra’da Bizim’Kiler kitabımda aktarmıştım.
Türk turizm sektörü 2025 yılı 64 milyar dolar hedefine ulaşarak 2028 yılı için hedeflerini büyüttü. Sektör her yıl hedeflerini arttırarak yoluna devam ederken ivmelenerek büyüyen bir tablo sergiliyor.
Bir ülkeden başka bir ülkeye taşınmak çoğu zaman dışarıdan bakıldığında oldukça somut bir değişim gibi görünür. Ev değiştirirsiniz, iş değiştirirsiniz, yeni bir şehirde yaşamaya başlar, farklı bir dil ve kültürle karşılaşırsınız.
Elif sabah erkenden uyandı. Hazırlandı, kahvesini içti, montunu giydi ve işe gitmek üzere evden çıktı. Londra’da küçük bir kafede çalışıyor. O gün sekiz saatlik vardiyası var. En azından Elif öyle biliyor. Otobüs durağına doğru yürürken telefonu titriyor…