Başbakan Andy Burnham hükümetinin Avrupa Birliği ile Brexit sonrası ilişkilerde daha hızlı ve iddialı bir dönem başlatmayı hedeflediği açıklandı. Avrupa ilişkilerinden sorumlu yeni Bakan Hamish Falconer, tek pazar ve gümrük birliğine dönüşün gündemde olmadığını ancak hizmetler, gençlik hareketliliği, mesleki yeterliliklerin tanınması, güvenlik ve savunma gibi alanlarda daha kapsamlı işbirliği için ilerleme sağlanabileceğini söyledi.
İngiltere hükümeti, Başbakan Andy Burnham döneminde Avrupa Birliği ile Brexit sonrası ilişkileri daha ileri taşımaya hazırlanıyor.
AB ile ilişkilerin yeniden düzenlenmesine yönelik müzakerelerden sorumlu yeni Kabine Bakanı Hamish Falconer, İngiltere’nin Avrupa ile daha yakın ilişkiler kurma konusunda daha hızlı hareket edeceğini ve mevcut siyasi sınırlar içerisinde daha iddialı bir yaklaşım benimseyeceğini açıkladı.
Falconer, İşçi Partisi’nin Avrupa politikasındaki temel kırmızı çizgilerinin korunacağını vurguladı. Buna göre İngiltere’nin AB tek pazarına veya gümrük birliğine yeniden katılması konusunda müzakere başlatılması gündemde değil.
Bununla birlikte Falconer, bu sınırlar içerisinde daha kapsamlı bir anlaşma için önemli bir hareket alanı bulunduğunu belirtti.
Hizmetler alanında daha fazla işbirliği hedefleniyor
Falconer’a göre İngiltere ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerde ilerleme sağlanabilecek en önemli alanlardan biri hizmet sektörü olacak.
Gündeme gelebilecek düzenlemeler arasında AB ülkelerinde çalışan İngiliz vatandaşları için vizesiz seyahat imkanlarının genişletilmesi ve mesleki yeterliliklerin karşılıklı tanınması bulunuyor.
Falconer, Avrupa Birliği ile daha derin ve daha iddialı bir ilişki istediğini belirterek özellikle hizmetler konusunda daha ileri gidilebilecek alanların araştırılacağını söyledi.
AB içerisinde de hizmet sektörünün tek pazarın diğer bölümleri kadar bütünleşmiş olmadığına dikkat çeken Falconer, hem İngiltere hem de Avrupa Birliği’nin verimlilik konusunda benzer sorunlarla karşı karşıya olduğunu ifade etti.
Brexit sonrası görüşmelerde hızlanma hedefi
Daha önce Orta Doğu Bakanlığı yapan ve Foreign Office müzakerecisi olarak görev alan Falconer, Brexit sonrası görüşmelerde “yenilenmiş bir hız” görmek istediğini belirtti.
Ancak İngiltere ile AB arasındaki bir sonraki zirvenin tarihi henüz kesinleşmedi.
Uzun süredir beklenen zirvenin temmuz ayında gerçekleştirilmesi planlanmış ancak Keir Starmer’ın haziran ayında Başbakanlık görevinden ayrılmasının ardından toplantı ertelenmişti.
Yeni zirvenin, Falconer’ın müzakere dosyalarının ayrıntılarını incelemesi ve Burnham hükümetinin dış politika yaklaşımını şekillendirmesi için zaman tanınması amacıyla ekim ayına kadar ertelenebileceği belirtiliyor.
Falconer, hükümetin seçim manifestosundaki kırmızı çizgilere bağlı olduğunu ancak müzakerelerde ortaya çıkabilecek imkanların taraflar arasındaki ilişkinin niteliğine de bağlı olduğunu söyledi.
Daha önce Taliban ile müzakere yürüttüğünü hatırlatan Falconer, Avrupa Birliği ile yapılan görüşmelerin ise ortak değerlerin ve dayanışmanın paylaşıldığı dostlarla gerçekleştirilen müzakereler olduğunu vurguladı.
Gençlik hareketliliği anlaşması öncelikli konular arasında
İngiltere ile AB arasındaki müzakerelerin en önemli başlıklarından birini gençlik hareketliliği anlaşması oluşturuyor.
Planlanan düzenlemenin on binlerce İngiliz ve Avrupalı gencin karşılıklı olarak birbirlerinin ülkelerinde yaşamasına ve çalışmasına imkan sağlaması hedefleniyor.
Ancak görüşmelerde henüz anlaşma sağlanamadı.
Anlaşmazlığın önemli nedenlerinden biri, İngiltere’nin AB öğrencilerinin İngiliz öğrencilerden alınan daha düşük üniversite öğrenim ücretlerinden yararlanmasına izin verme konusundaki isteksizliği.
Mali sıkıntılar yaşayan İngiltere üniversitelerinin de bu düzenlemeye karşı çıktığı belirtiliyor.
Falconer, gençlik hareketliliği anlaşmasının her iki taraf açısından da uygulanabilir olması gerektiğini belirterek üniversite sektörünün karşı karşıya olduğu mali baskıların farkında olduğunu söyledi.
Lincoln’daki seçim bölgesinde iki üniversite bulunduğunu hatırlatan Falconer, müzakerelerde her iki tarafın da karşı karşıya olduğu sınırlamalara saygı gösterilmesinin önemli olduğunu ifade etti.
Önceki görüşmelerin hız kaybettiği eleştirisi
Avrupa Birliği diplomatları, Keir Starmer döneminde Brexit sonrası ilişkileri yeniden düzenleme görüşmelerinin hız kaybettiğine ilişkin endişelerini daha önce dile getirmişti.
İngiltere ve AB liderlerinin ikinci yıllık zirvesi, özellikle gençlik hareketliliği programındaki anlaşmazlıklar nedeniyle birkaç kez ertelendi.
Falconer göreve geldikten sonra AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič ile görüşürken, AB içerisindeki üst düzey isimlerin yeni bakanın müzakerelere yeni bir ivme kazandırmasını beklediği belirtildi.
Falconer’ın selefi Nick Thomas-Symonds döneminde İngiltere’nin bir anlaşma için gerekli siyasi alanı yeterince oluşturamadığı yönünde AB tarafında eleştiriler dile getirildi.
Thomas-Symonds’a yakın bir kaynak ise bu değerlendirmeye karşı çıkarak temmuz ayında yapılması planlanan zirve öncesinde görüşülen tüm konularda önemli ilerleme kaydedildiğini belirtti.
Burnham’ın “Makerfield testi” AB görüşmelerine uygulanacak
Falconer, Başbakan Andy Burnham’ın “Makerfield testi” olarak adlandırdığı yaklaşımı AB müzakerelerinde de uygulamak istediğini açıkladı.
The Guardian’ın haberine göre, bu yaklaşımla yapılacak anlaşmaların özellikle hayat pahalılığıyla mücadele eden sıradan vatandaşların günlük yaşamlarında somut bir değişiklik yaratıp yaratmadığının değerlendirilmesi hedefleniyor.
Falconer, kendi seçim bölgesinin Brexit referandumunda AB’den ayrılma yönünde güçlü oy kullandığına da dikkat çekti.
Bununla birlikte İngiltere’nin Avrupa ile ilişkilerinin yalnızca ticaretten ibaret olmadığını vurgulayan Falconer, savunma, güvenlik ve iklim krizinin yol açtığı orman yangınları gibi ortak tehditlerle mücadelede Avrupa dayanışmasının önemini vurguladı.
Gıda ve içecek ihracatında kolaylık bekleniyor
İngiltere ile AB arasındaki Brexit sonrası ilişkilerin yeniden düzenlenmesi kapsamında bazı alanlarda daha önce ilerleme sağlanmıştı.
İngiltere’den Avrupa Birliği’ne yapılan gıda ve içecek ihracatındaki engelleri azaltacak bir anlaşmanın 2027 yazından önce yürürlüğe girmesi bekleniyor.
Ancak daha önce üzerinde anlaşmaya varılan bazı konuların uygulanmasında sorunlar yaşandı.
Bunlardan biri İngiltere’nin AB’nin 150 milyar euroluk SAFE savunma yatırım fonuna katılımı oldu.
İngiltere’nin SAFE programına katılımına yönelik görüşmeler geçen kasım ayında sonuçsuz kalırken, Fransa’nın İngiltere’nin katılımı için çok yüksek bir maliyet talep ettiği öne sürüldü.
Brüksel’deki bazı deneyimli gözlemciler ise görüşmelerin başarısızlığının yalnızca İngiltere açısından değil, Avrupa Birliği açısından da olumsuz bir sonuç olduğunu değerlendirdi.
Güvenlik, savunma ve teknoloji gündemde
Falconer, İngiltere ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin yeniden düzenlenmesinde başlangıçta gerçek bir ilerleme kaydedildiğini ancak artık bunun somut sonuçlara dönüştürülmesi gerektiğini söyledi.
Kabine düzeyindeki yeni görevini İngiltere’nin Avrupa çapındaki sorunların çözümüne katılımını artırmak için kullanacağını belirten Falconer, İngiltere’nin AB üyesi olmasa da Avrupa’nın bir parçası olduğunu vurguladı.
Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden kaynaklanan güvenlik tehditlerinden orman yangınlarına kadar Avrupa ülkelerinin karşı karşıya olduğu sorunların İngiltere tarafından da hissedildiğini belirten Falconer, güvenlik, savunma ve teknoloji alanlarının gelecekteki ilişkilerde önemli yer tutacağını ifade etti.

ENFIELD
HACKNEY
HARINGEY
ISLINGTON











