English

Gençliğe, geleceğe karşı büyük sorumluluklarımız var

Mustafa Çetinkaya

İngiltere’de ilk defa yapılan Türkçe Tiyatro Festivali nedeniyle Türkiye’den Londra’ya gelen tiyatro sanatçıları arasında bulunan oyuncu Yurdaer Okur, namı diğer ‘Turgut Savcı’ ile tiyatro, sanatın rolu televizyon dizileri ve Prömiyerini Londra’da yaptığı RAN isimli oyunu üzerine söyleştik.

Tiyatro oyuncusu Yurdaer Okur, “Gençliğe, geleceğe karşı büyük sorumluluklarımız var, sadece kendimiz için yaşamıyoruz; çocuklarımız için yaşıyoruz. Bizim umutlu günlerimiz geleceğe bakışımız çocuklarımıza nasıl baktığımızla alakalıdır. Onlara nasıl yaşanası bir dünya bırakacağımız bizlerin elinde. Çok fazla sorumluluklarımız var” dedi.

Soru; Yirmi yıldır tiyatro sanatçısı olarak oyunlar oynadınız, fakat yaygın olarak insanlar sizi dizilerle ve özellikle de Karadayı’daki ‘Savcı Turgut’ rolü ile tanıdı. Dizilerin devlet sanatçılarına ve tiyatroculara mutlaka büyük ekonomik katkıları var fakat diziler aynı zamanda tiyatroyu öldürmüyor mu? İnsanların fazlaca vakitlerini alarak, onları biraz uyutmuyor mu?

Globalleşen dünyamızda televizyon ve media büyük bir güç haline geldi. Tüketim toplumuna hizmet eden, propaganda yapan etkili bir araç, onsuz bir dünyayı hayal bile edemiyoruz. Televizyon insanların sosyal yaşamlarını çok etkileyen bir yayın organı, oyuncularda bundan kısmetlerini alıyorlar. Sadece tiyatro yapmak suretiyle ulaşabileceğiniz kitle sayısı çok az, aynı zamanda televizyonda insanların aşina oldukları bir oyuncu haline geldikten sonra tiyatro yapmak çok daha kolaylaşıyor. Geniş kitlelere ulaşabiliyorsunuz. Ben oyunculuğun çok özel bir durum olduğunu düşünüyorum. Dizilerde bir karakter oynuyorsunuz, o karakter evin içine giriyor, bir süre sonra aileden bir parça gibi oluyor.

Gazeteci Mustafa Çetinkaya ve Oyuncu Yurdaer Okur

Karakter yaşamın içine giriyor, o karakter üzerinden espiriler yapılıyor, seyircinin sevgisini de böylece kazanıyorsunuz. Ben kötü adam rolleri oynamama rağmen, insanların ‘sen bizim aileden gibisin’ şeklinde tepkileriyle karşı karşıya kalıyorum. Bir sanatçı için bu tür geri dönüşler önemli, doğru bir şey yaptığını düşündürüyor.

Benim temelimde tiyatro var, ben asla tiyatroya ihanet etmedim, tiyatroya bir borcumun olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle istanbul’da Kadıköy’de ‘Entropi Sahne’ adlı tiyatroyu açtım, dizilerden kazandığım paralarla, ticaret de yapabilirdim. Eğitim veren bir tiyatro sahnesi açmayı tercih ettim. Hocalarımdan öğrendiğim oyunculuk tekniklerini öğrencilere aktarmak için bu yolu seçtim.

Soru; Nazım Hikmet Ran’ın soyadından adını alan RAN Oyunun Prömiyerini Londra’da yaptınız. Neden yine, yeniden Nazım dersem ne dersiniz?

Öncelikle ben oyunculuğa ve bu mesleğe şiirle başladım, şiirden hiç kopmadım. Edip Cansever olsun, Cemal Süreyya olsun Nazım Hikmet olsun, Cahit Sıtkı Tarhancı olsun, şiir benim hep hayatımda oldu. Nazım öyle büyük bir üstad ki belki dünyada gelmiş geçmiş en büyük üç şairden birisi. Şiirlerini yeniden okuduğumda beni çok etkiledi, sanki günümüzü anlatıyordu. Bunları hatırlatmak gerektiğini düşündüm, isabetli de olmuş, Prömiyerini Londra’da yaptım, çok güzel tepkiler aldım. Nazım’ın ölüm yıl dönümüne hazırladığım bir porojeydi, Londra Tiyatro Festivali vesilesi ile hızlandırmış olduk. Dünyanın değişmediğini, sorunların hep aynı kaldığını, özellikle savaş dönemlerinde çocuklara özel önem vermek gerektiğini çok iyi anlatır şair.

Nazım’ın bir şiirinde dediği gibi “Çocukların avuçlarında günlerimiz sıra bekler/ günlerimiz tohumlardır avuçlarında çocukların/ çocukların avuçlarında yeşerecekler”. Gençliğe, geleceğe karşı büyük sorumluluklarımız var, sadece kendimiz için yaşamıyoruz; çocuklarımız için yaşıyoruz. Bizim umutlu günlerimiz geleceğe bakışımız çocuklarımıza nasıl baktığımızla alakalıdır. Onlara nasıl yaşanası bir dünya bırakacağımız bizlerin elinde. Çok fazla sorumluluklarımız var.

Soru; RAN oyununun Prömiyerini bende izledim, Nazım’ın idamla yargılandığı, ikinci dünya savaşının en karanlık yıllarında Bursa Cezaevi’nde yazdığı şiirleri konu etmiş. Nazım Cezaevinden tüm olumsuz koşullara rağmen dünyayı çok iyi analiz eder ve umudunu hep yaşatır. Sizde bu oyunla umut vermeyi mi amaçladınız?

Karamsar bir tablo çizip umutla bitirmek istedim. Umut olmasa onu yazmaya iten ‘id’de olmaz. O içgüdü insanı ayakta tutar. Bizimde en umutsuz olduğumuz günlerde iyi ve umut dolu bir dünyayı arzu etmek, onu düşünmek, onu hayal etmek bizi oraya doğru bir adım daha yaklaştırır. Durum ne kadar karamsar olursa olsun. Bence dünyayı iyilik ve erdem kurtaracak. Bu zamana kadar böyle oldu, bundan sonrada öyle olacağını umut etmeliyiz. Sadece istemek ve beklemekle de olmuyor. Bunun için çaba sarf etmemiz de gerekiyor. Soru; Bir saat boyunca, yardımcı oyuncu olmadan değişmeyen dekorla seyirciyi pür dikkat izletmek zordur, bu ilk tek kişilik oyununuzmuydu ve tek kişilik oyunlar tiyatro sanatçıları için daha mı zormudur?

Benim ilk tek kişilik oyunumdu. Sahnede ne söylediğiniz çok önemli değildir, bunu nasıl söylediğiniz, seyircinin yüreğine nasıl hitap ettiğiniz önemlidir. Tek kişilik oyunlarda diğer oyunlara nazaran bedensel ve beyinsel olarak çok daha fazla performans harcamanız gerekir. Tiyatro tek başına yapılan bir iş değildir, seyirci olmasa tek başına bir şey yapamazsın. Oyun sırasında seyirci ile bir bağ kurulur, ortak bir enerji kurulur. O enerji başta yakalamak ve dağılmasını önlemek zordur ama bunu başarmakta çok önemlidir. İnsanların yüreğine bir şeyi bir saat boyunca kafasını çevirmeden anlatmak ve bunu tek kişilik oyunla yapmak kolay değildir.

Soru; Nazım’ı bu dönem oynamak istemenizin özel bir nedeni varmıydı? İçinde bulunduğumuz dönemi, ortamı, coğrafyayı nasıl görüyorsunuz, nasıl değerlendiriyorsunuz? Nazım’dan ne beklemeliyiz?

Dünyanın en güzel coğrafyasında yaşıyoruz. Büyük acılar ve büyük mücadeleler yaşamışız. Çok büyük şavaşlar görmüşüz. Ama emperyalizm ile mücadelede millet olarak çok büyük başarıda kazanmışız. Çanakkale Savaşı’nda her ailenin ataları arasında şehitler vardır. Kurtuluş Savaşı’nda da dünyanın bağımsızlık mücadelelerine örnek teşkil eden bir savaşı vermişiz. Çok büyük bedeller ödemişiz ve bunun sonunda da gerçekten dünyanın en güzel yeri sayılabilecek bölgede yaşıyoruz. Aslında dünyada herkese yetecek kadar her şey var. Bir çok yerlerde savaşlar oluyor, milyonlarca insan yaşadıkları ülkeleri terk etmek zorunda kalıyorlar, bu sırada büyük dramlar yaşanıyor. Geçen gün bir yerde okudum, bir keman sanatçısının Çanakkale’den Middilli Adasına mültecilerle birlikte geçerken botun battığını ve hayatını kaybettiğini öğrendim, çok yaralandım. Bir çok insan ‘umut’ için yaşamak için ülkelerinden kaçıyor.

Bütün bunlar yaşanırken, dünya güzel sorun yok diyemeyiz. Sanatçılar olarak, savaşa, kan akmasına ve ölüme karşı durmamızın gerektiğini düşünüyorum. Geçen haftalarda prömiyerini yaptığımız ‘Boş Şehir’ adlı oyunda da yine savaş karşıtı bir konuyu işledik. Nazım Hikmet okumak yaşadığım gerçeklerle beni yüz yüze getiriyor. Nazım’ın 1940-50’li yıllarda yazdığı şiirleri okuduğumuzda aslında hiç bir şeyin değişmediğini görüyoruz. Hatta sorunlar daha da artarak devam etmiş. Elimizde Nazım Hikmet gibi bir değer var, dünyanın saygı duyduğu ve gelmiş geçmiş büyük şairlerden biri olarak kabul ettiği Nazım var.

Sanatçı olarak Nazım’ı yeniden yorumlamak, kendi ağzından Nazım olmak, Nazım’ın ruhunu taşımak, Nazım’ın ruhuyla kitlelere bir şey söylemek ve büyük şairi hatırlatmak amacıyla böyle bir oyun yapmaya karar verdim. Oyunu gördükten sonra Tuncer Cücenoğlu ‘Sen bunu bir yirmi sene oynarsın’ dedi. Londra’da çok beğenildi. Festivalde ilk defa izleyen tanınmış tiyatrocular da vardı. Bu usta oyuncular oyunu yıllarca oynamam konusunda güzel telkinlerde bulundular.

Soru; Londra’da her gün onlarca tiyatro perde açar, böyle bir şehirde yaşayan Türkçe Konuşan Toplum ilk defa bir tiyatro festivali yaptı. Sizde bu festivale katılıp bir de oyun oynadınız. İngiltere’yi, Londra’yı ve Festivali değerlendirirmisiniz, nasıldı?

Burası çok özğür bir ülke, burada koyunlar bile özgür göz alabildiğine geniş topraklarda bir başlarınalar, başlarında çoban yok . Londra çok sanat dolu bir şehir. Dünyanın her milletinden insanların bir arada yaşadığı, farklı kültürlerin harmanlandığı dünyanın en büyük ve zengin metrepolü. Sanat adına dünyaya öncülük eden tiyatroların burada olması, aynı zamanda belediyelerin tiyatroya büyük destek vermesi bütçe ayırması, buradaki kültürel hareketliliğe çok imkan sağlıyor. Belli ki sistematik olarak sanata kültüre destek veriliyor. Bu çok ciddi bir girişim, umarım bizde de karşılığı olur ve sanata ayrılan bütçeler artar.

Ulusal Tiyatro’da ‘Salome’ adlı bir oyun izledim. Orada Yahya rolünü bir aktör Arapça oynuyordu. Rol Arapça dilinde oynanıyor İngilizce üst yazıyla izleyiciye çeviri yapılıyordu. Yönetmenin yorumu da çok iyiydi bana göre, farklı kültürlerden oyunculara şans verilmesi, çok kültürlülüğü ve farklı kültürlerden insanlara verilen değeri gösteriyordu ve benim çok hoşuma gitti. Her ne kadar buradaki tiyatronun tutucu bir tarafı olsada görüyoruz ki, bunu yıkan hareketlerde var. Çağımızda tiyatroda hızla değişiyor,tiyatro da kendine yeni alanlar yaratmaya çalışıyor. Yerinde saysa müzelik bir durum haline gelir. Sanat ve tiyatro halkın değişimiyle, halkın içinde sokakla beraber değişmelidir, kendisini geliştirmelidir.

Avrupa’da son bir kaç yıldır tiyatro festivalleri yapılmaya başlandı. Türkiye’den gelen oyunlarla buradakiler harmanlanıp festivaller yapılıyor. Küçük gibi görünse de aslında çok büyük bir hareket. Burada yaşayan vatandaşlarımız sanata ilgi duyabilirler, burada çok büyük imkanlar var. Gençlere örnek olmak, buradaki gençlere sanatın ışığından bir şeyler verebilmek, hayran oldukları beğendikleri oyuncularla bir araya getirmek, noktalarında bu festivali çok önemsiyorum, umarım dahada büyüyerek devam eder.

Biz ilkini yaşamış oduk, çok büyük emek var, bir organizasyon yapılıyor, bunların daha çok desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu anlamda Tiyatro Festivali’ni organize eden Saray Hanım’a ve Ümit beye ben kendi adıma teşekkür etmek istiyorum.

Soru; Yirmi yıl tiyaro yaptınız biraz tanındınız, dizilerde oynadınız kalabalık kitleler sizi çok tanıdı haberleriniz röportajlarınız yayınlandı. Sonra adınız bir olaya karıştı, hakkınızda yüzlerce haber yayınlandı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz size haksızlık mı yapıldı?

Bu konuda konuşmak istemiyorum. Herkesin yaptığı haberleri vicdanına bırakıyorum.

Olay Gazetesi'ni takip edin

Facebook Twitter

Son haberler

Ülkedeki doktor sayısı azalmaya devam ediyor

NHS’te görev yapan aile doktoru sayısının azalması hasta sağlığını riske atıyor. Doktor sayısının yetersiz olmasından dolayı oluşan krizi önlemek için başlatılan kurtarma planına rağmen, geçen yıl 900 aile doktoru NHS’teki görevini bıraktı.

‘Light sigara içenlerde kanser riski daha fazla’

Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir araştırma, ‘light’ sigara içenlerin akciğer kanserine yakalanma riskinin, normal sigara içenlere oranla daha fazla olduğuna işaret ediyor.

Yaklaşık 6 milyon mülteci Avrupa’ya gitmek için bekliyor

Milyonlarca yabancı Avrupa ülkelerine iltica etmek için yola çıktı. Mülteci sayısıyla birlikte Akdeniz’de boğulma tehlikesi de artıyor.

Polis Manchester’deki saldırının arkasındaki ‘yapılanmayı’ araştırıyor

Polis, Manchester’deki konser alanına Pazartesi gecesi düzenlenen saldırıyla ilgili olduğu düşünülen yapılanmayı araştırdığını açıkladı.

Anatolia, 130 yıllık İngiliz devi Whitworths firmasını satın aldı

İngiltere, atıştırmalık ürünler, şekerleme ve çikolata grubunda Türk şirketlerinin gözde ülkesi oldu. Yıldız Holding ile başlayan bu furyaya yeni bir marka daha katıldı.

Elif Erbil Enfield Lock yerel ara seçimi kazandı

Enfield’in doğusunda yer alan Enfield Look bölgesinde 18 Mayıs günü yapılan Belediye Meclis Üyeliği ara seçimlerini Türkiyeli Aday Elif Erbil kazandı. Seçimden sonra mazbatasını alan Erbil göreve başladı.

Ece Temelkuran: “Türkiye artık yorgun!”

CEFTUS Türkiye Araştırmaları Merkezi’nin organize ettiği programda konuşan ünlü yazar Ece Temelkuran Türkiye’deki son siyasi ve sosyolojik gelişmeler üzerine yorumlarda bulundu.

Türkiye – İngiltere İlişkileri Brexit sonrası ivme kazanacak

Zehra Başaran, Türkiye’nin Londra Başkonsolosluğu, Konsolosu Fatih Topçu, Türkiye’nin Londra Ticaret Müşaviri Aytuğ Göksu ile Türk ve İngiliz girişimcilerin katıldığı etkinlikte iki ülke arasındaki ilişkiler konuşuldu.

Çağdaş Robin Hood: Zenginden alıp yoksula verecek

Jeremy Corbyn liderliğindeki İşçi Partisi “Bir kaçı değil çoğunluk için” başlıklı seçim bildirgesini açıkladı. Corbyn bildirgede yeni sosyal politikalar ve kamusal hizmetlere destek için 48.6 milyar Sterlin harcanması öngörülüyor.

Anketlere göre 14 puan fark var

Erken genel seçim sürecinde bulunan İngiltere’de anketlere göre, Başbakan Theresa May’in liderliğindeki Muhafazakar Parti, yarışı ana muhalefetteki İşçi Partisinin 14 puan önünde götürüyor.

Manifestoda üniversite ücretlerinin kaldırılması var

Corbyn taslak aşamasında İngiliz basınına sızdırılan, İşçi Partisi’nin genel seçim manifestosuna ilişkin değerlendirmede bulundu

‘Gençlerin bıçak taşıma sıklığındaki artış endişe verici’

İngiltere ve Galler’deki 43 emniyet biriminden 32’sinden edinilen verilere göre, son 12 ayda ele geçirilen silahların sayısı önceki 12 aya göre yüzde 20 artış gösterdi

‘Dokuz Canlı Adam’ çıktı

Ali Şakar, toplumda ilk kez; güzellik, ses ve fotoroman yarışması düzenlediğini ve üç uzun metrajlı film yaptığını anlatıyor.

Her köşesi başka bir dünya’ya açılıyor

Londra öyle bir şehir ki, pek çok köşesinde henüz keşfedilmeyi bekleyen bir sürü dünya olduğuna emin olabilirsiniz. Hafta sonu gezilecek yerler bakımından Londra oldukça zenginliği ile biliniyor.

Gençliğe, geleceğe karşı büyük sorumluluklarımız var

Yurdaer Okur, namı diğer ‘Turgut Savcı’ ile tiyatro, sanatın rolu televizyon dizileri ve Prömiyerini Londra’da yaptığı RAN isimli oyunu üzerine söyleştik.

Genç Fest yapıldı…

Türkiye Gençlik Birliği (TGB) İngiltere ve +1 Türkiye’nin ortaklaşa düzenlediği 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Gençlik Festivali yapıldı.

Clissold Park’ta Anadolu Kültür şöleni yaşandı

LONDRA’da bu yıl 11’incisi düzenlenen “Anadolu Kültür Festivali” muhteşem geçti. 11 Mayıs Perşembe günü başlayan ve beş gün boyunca süren müthiş festival, Pazartesi günü sona erdi. Londra’nın kuzeyindeki Clissold Park’ta açılışı yapılan festivale Türkiye’nin Londra Başkonsolosu Çınar Ergin, KKTC Londra Temsilcisi Büyükelçi Zehra Başaran, T.C. Londra Büyükelçilik Müsteşarı Güçlü Cem Işık, KKTC Londra Konsolosu Ülkü Alemdar’ın yanı sıra çok sayıda siyasetçi, sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve davetli katıldı.

Çerkez Soykırımı Kurbanları Anıldı

Waterloo Place’de yer alan Crimea Caucasian War Memorial’da, 21 Mayıs 1864 Büyük Çerkes
Sürgünü ve Soykırımı’nın 153’üncü yıl dönümü nedeniyle bir anma etkinliği düzenlendi. Waterloo Place’de yer alan Crimea Caucasian War Memorial’da, Kuzey Kafkas Toplumu adına Londra-Kafkas Merkezi tarafından organize edilen anma etkinliği saat 18.00- 19.00 arası gerçekleştirildi. Eylemciler, Çerkes soykırımının tanınmasını istedi. Soykırımın tanınması yönünde talepler dile getirildi. Dernek yetkilileri yaptıkları açıklamada, “Bir buçuk milyondan fazla insan öldürüldü, göçe zorlandı. Özellikle Kırım Savaşı’ndan sonra 10 yıl içinde Rusya, Kafkasya’yı zaptetti. İlk demiryolu kullanıldı savaşta, ilk defa telgraf kullanıldı.

Muhafazakar Partili iki adaya destek

UETD-UK 8 haziran seçimlerinden Muhafazakar Parti’den Edmonton milletvekili adayı olan Kıbrıslı Türk kökenli Gönül Daniels ve Enfield North milletvekili adayı Nick de Bois’e destek verdi. Edmonton bölgesindeki Hilal Restaurant’ta, pazar günü gerçekleşen kahvaltılı etkinliğe UETD İngiltere üyeleri ve vatandaşlar katıldı.

Temelkuran Türkiye’deki siyasi ve sosyolojik gelişmeleri yorumladı

Londra’da 16 Mayıs’ta CEFTUS’un SOAS Türkçe Bölümü ve SOAS Kürt Öğrenciler Grubu ile ortak organize ettiği programda Ece Temelkuran ‘Düğümlere Üfleyen Kadınlar’ romanının İngilizce basılması üzerine Londra’da bir dizi programa katılmak üzere bulunuyor. Temelkuran hem bu romanı hem de Turkey: İnsane and the Melancholy kitabıyla Avrupa’da da konuşulan yazarlardan biri olmuştu. SOAS’ın büyük bir salonunda gerçekleşen programda Temelkuran Nisan’da Türkiye’de gerçekleşen referendum üzerine ve tüm dünyada yaygınlaşan popülist politikalar üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Designed by: Emre Caglar