Orta Doğu’daki savaşın ekonomik yansımaları, tüketiciler üzerindeki hayat pahalılığı baskısını giderek arttırıyor.
The Guardian’ın haberine göre, bu durum, ilk Bütçe açıklaması öncesinde Maliye Bakanı John Healey’i zorlayan konular arasında yer alıyor.
Habere göre, İngiltere’de tüketici güveni, 2016’daki Brexit oylamasından bu yana (Covid pandemisi dönemi hariç) en hızlı düşüşünü kaydetti.
GfK şirketi, tüketici güveni endeksinin, artan yaşam maliyetinin tüketiciler üzerinde yarattığı baskı nedeniyle ekim ayında 11 puan birden düşerek -24 seviyesine gerilediğine işaret etti.
GfK şirketi direktörlerinden Neil Bellamy, çözüme ulaşmamış bölgesel çatışmaların yarattığı şiddetli yaşam maliyeti baskılarının, ülkedeki enflasyonu körüklediğini belirtti.
Habere göre, benzin ve dizel fiyatları rekor seviyelere yaklaşırken, yıllardır süren fiyat artışlarından halihazırda olumsuz etkilenen haneleri, kış aylarında daha yüksek enerji faturaları bekliyor.
Trades Union Congress (TUC) tarafından yapılan analizler de Birleşik Krallık’taki hanelerin mortgage, kredi, enerji ve su faturaları için son beş yılda ortalama 14 bin sterlin civarında ek maliyet ödediğini gösteriyor. Geçen hafta açıklanan resmi veriler, enflasyonun geçen ay beklenenden fazla artarak yüzde 3,5’e yükseldiğini, hükümetin bütçe açığının ise tahminlerden daha kötü gerçekleşerek 24,5 milyar sterlin olduğunu gösterdi.
GfK’nin son verilerine göre tüketiciler, İngiltere ekonomisinin genel gidişatının yanı sıra kendi kişisel finansal güçlerine olan güvenlerini de kaybetti.
Confederation of British Industry (CBI) tarafından ayrı olarak yayınlanan veriler, maliyet baskılarının ekim ayına kadar geçen üç aylık dönemde yüksek kalmaya devam ettiğini ve üretim yapan işletmelerin yatırım niyetlerinin zayıf kaldığını ortaya koyuyor.
Yapılan son ankete göre, üretimin önümüzdeki üç ay içinde dengelenmesi bekleniyor; ancak, işletmeler üzerindeki maliyet baskıları da yüksek kalmaya devam ediyor.
CBI’ın kıdemli ekonomi uzmanı Cameron Martin, konuyla ilgili şunları söyledi: “Hükümet yaşam maliyetiyle anlamlı bir şekilde mücadele etmek istiyorsa, yatırım yapılabilmesi ve artan reel ücretlerin karşılanabilmesi adına üretim yapan şirketlere nefes alma alanı tanımalıdır.”











