Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, hükümetin Avrupa Birliği ile ilişkileri derinleştirme arayışına ilişkin şimdiye kadarki en net mesajını vererek, AB tek pazarıyla daha yakın uyumun gümrük birliğine kıyasla tercih edilir olduğunu söyledi.
BBC’de Laura Kuenssberg’e konuşan Starmer, Birleşik Krallık’ın “ulusal çıkarlar gerektirdiği ölçüde tek pazarla daha da yakın bir uyumu değerlendirmesi gerektiğini” belirtti. The Guardian’da yer alan habere göre Starmer, bazı bakanlar ve sendika temsilcilerinin savunduğu AB ile yeni bir gümrük birliği seçeneğinin ise doğru yaklaşım olmadığı görüşünde olduğunu ifade etti.
“Tek pazar, gümrük birliğinden daha doğru adres”
Başbakan, kabine içinden gelen gümrük birliği çağrılarına yanıtında, “İleriye dönük uyum için gümrük birliğinden ziyade tek pazara bakmanın daha doğru olduğunu düşünüyorum” dedi. Starmer, geçmişte AB ile gümrük birliğini savunduğunu hatırlatarak, son yıllarda koşulların değiştiğini vurguladı.
“AB ile gümrük birliğini uzun yıllar savundum ancak artık çok şey değişti,” diyen Starmer, İşçi Partisi hükümetinin göreve geldikten sonra ABD ve Hindistan’la ulusal çıkarlar doğrultusunda yeni ticaret anlaşmaları imzaladığını, bu nedenle bugünkü şartlarda tek pazar odaklı bir yaklaşımın daha uygun olduğunu söyledi.
Kabineden farklı görüşler
Sağlık Bakanı Wes Streeting ile Adalet Bakanı David Lammy daha önce, AB ile bir gümrük birliğinin Birleşik Krallık’a ekonomik fayda sağlayabileceğini dile getirmişti. Benzer bir görüş, sendikalar konfederasyonu TUC Genel Sekreteri Paul Nowak tarafından da savunulmuştu.
Starmer’in açıklamaları, Mayıs ayında varılan gıda ve içecek anlaşmasının ötesinde daha fazla sektörde “dinamik uyum” ihtimalini gündeme getirmesi nedeniyle dikkat çekti. Ancak bu çıkış, muhalefette sert tepkilere yol açtı.
Muhalefetten sert tepki
Muhafazakâr Parti’nin gölge dışişleri bakanı Priti Patel, Starmer’in sözlerini “Brexit’e ihanet” olarak nitelendirirken, Reform UK lideri Nigel Farage ise hükümetin AB ile enerji piyasaları alanında iş birliğini genişletme ihtimalini eleştirerek bunun Birleşik Krallık’ı “AB’nin net sıfır politikalarına ve karbon vergilerine bağlayacağını” savundu.
Reform UK cephesi, Starmer’in açıklamalarının İşçi Partisi seçmenleriyle “iyi niyet ilkesinin ihlali” olduğunu öne sürdü.
Gençlik hareketliliği ve göç çizgisi
Starmer, AB ile olası yeni uyum adımlarının göç politikası konusunda taviz anlamına gelmeyeceğini de net biçimde ifade etti. Başbakan, tam serbest dolaşıma dönüşün söz konusu olmadığını vurgularken, gençlere yönelik bir gençlik hareketliliği programını savundu.
Bu programın, gençlerin Avrupa ülkelerinde seyahat etmesine, çalışmasına ve deneyim kazanmasına imkân tanıyacağını belirten Starmer, bunun kontrollü ve sınırlı bir düzenleme olacağını söyledi.
İşçi Partisi içinde baskı artıyor
Son aylarda İşçi Partisi içinde de AB ile ilişkilerin güçlendirilmesi yönünde baskı artmış durumda. Kasım ayında, AB müzakerelerinden sorumlu bakan Nick Thomas-Symonds’un tam kabine üyeliğine yükseltilmesi bu yönde bir sinyal olarak yorumlanmıştı. Geçen ay Avam Kamarası’nda yapılan bir oylamada ise 13 İşçi Partisi milletvekili, Liberal Demokratların gümrük birliğine katılım çağrısını destekledi.
Siyasi hatların yeniden çizilmesi
Starmer, BBC röportajında parti içindeki rakiplerini de uyararak, İşçi Partisi’nin geçmişteki Muhafazakâr Parti iç çekişmelerine benzer bir “kaos”a sürüklenmesi halinde bunun Reform UK’in önünü açacağını söyledi.
Başbakan, bir sonraki genel seçimde İşçi Partisi’nin “aşırı sağcı bir Reform alternatifiyle” karşı karşıya kalacağını belirterek, seçimin “Britanyalı olmanın ne anlama geldiği” sorusu etrafında şekilleneceğini savundu.
Starmer, beş yıllık bir yetkiyle seçildiğini hatırlatarak, “Bu ülkeyi değiştirme sözü verdim. Bir sonraki seçimde, halk beni bu değişimi gerçekleştirip gerçekleştirmediğime göre yargılayacak” dedi.



ENFIELD
HACKNEY
HARINGEY
ISLINGTON











