14. yüzyılda sultanların sarayında kullanıldığı düşünülen nadir cam kase Christie’s müzayedesinde satışa çıkıyor.
1,2 ila 1,8 milyon sterlin değer biçilen eser, İslam cam sanatının en değerli örnekleri arasında gösteriliyor.
Parlak, yaldızlı ve emaye süslemeli ayaklı kase, muhtemelen 14. yüzyılın ikinci çeyreğinde Memlük sultanının sarayında ilk kez kullanıldı.
Saray eğlenceleri sırasında meyve veya tatlıların sunulduğu bir kap olarak işlev gördüğü düşünülüyor.
Şimdi ise Christie’s müzayede evinde düzenlenen büyük İslam ve Hint sanatı satışının en dikkat çeken eseri konumunda.
Aynı müzayedede, 17. yüzyıla ait ve Kral VII. Edward ile Kral V.George’un taç giyme törenlerinde kullanılan bir Safevi halısı da yer alıyor.
The Times’ın haberine göre; “Holms Hepburn Coronation Carpet” adıyla bilinen halı ise 1922 yılında Prenses Mary’nin Westminster Abbey’deki düğününde de kullanıldı.
Halının tahmini değeri 30 bin ila 40 bin sterlin arasında değişiyor. Yaldızlı kupa ise 1,2 ila 1,8 milyon sterlin arasında bir değerle satışa sunuluyor.

Bu eser, son yıllarda açık artırmaya çıkan en değerli İslam cam eserleri arasında gösteriliyor. Christie’s’in İslam ve Hint sanatı bölüm başkanı Sara Plumbly, eser için “Eğer nefes kesici güzellikte, son derece nadir, olağanüstü durumda ve teknik ustalığıyla öne çıkan bir eser arıyorsanız, daha iyisini bulamazsınız” ifadelerini kullandı.
Plumbly, kupanın en ayırt edici özelliğinin hem formu hem de teknik karmaşıklığı olduğunu belirtiyor.
Plumbly “Boyutu ve şekli olağanüstü. Formu nadiren görülüyor ancak sultanın sakisi, yani kadeh taşıyıcısının sembolü olarak ikonik bir siluete sahip” dedi.
Saki, sultanla sürekli yakın temas halinde olduğu için saray içinde olağanüstü bir etkiye sahip bir görevliydi.
Plumbly, bu formda günümüze ulaşan çok az cam eser bulunduğunu da ekledi: “Metropolitan Sanat Müzesi, Kanada Kraliyet Ontario Müzesi ve British Museum’da bulunan yalnızca üç benzer örnek biliyoruz” Memlükler, 1250 ile 1517 yılları arasında günümüz Mısır, Suriye ve Orta Doğu’nun bazı bölgelerinde hüküm süren bir hanedandı.
Kökeni köle askerlerden gelen bu yönetici sınıf, efendilerini devirerek iktidarı ele geçirmişti.
İslam cam sanatının altın çağı
Kupanın süslemeleri, Memlük cam ustalarının İslam cam sanatının altın çağı olarak kabul edilen dönemde ulaştığı yüksek seviyeyi gözler önüne seriyor.
İslam dünyasında cam üretimi 7. yüzyıldan itibaren Roma ve Sasani cam geleneklerinden etkilenerek başlamış, 13. ve 14. yüzyıllarda zirveye ulaşmıştı.
Emaye tekniği, renkli pigmentlerin camı eritmeden sabitlenebilmesi için eserin tekrar ısıtılmasını gerektiriyordu.
Bu, yalnızca çok az atölyenin ustalıkla uygulayabildiği hassas bir süreçti.
Söz konusu kupa, bu tekniğin nadir örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
Plumbly, “Üst frizde yer alan yaldızlı hayvan mücadele sahneleri en dikkat çekici dekoratif unsurlardan biri.
Burada aslanların ceylanlara saldırdığı sahneler son derece ustalıkla çizilmiş” dedi.
Nadirlik ve köklü mülkiyet geçmişi
Eserin önemi yalnızca estetik değerinden değil, nadirliğinden de kaynaklanıyor.
Günümüze ulaşan emaye Memlük cam eserleri oldukça sınırlı ve bu formda eksiksiz bir örnek bulmak daha da nadir.
Kupanın bilinen ilk sahibi 19. yüzyıl Fransız ressam ve koleksiyoncu Jules-Albert Goupil idi.
Döneminde “lale biçimli” olarak tanımlanan eser, 1888 yılında Paris’teki Hôtel Drouot’da satışa çıkarıldı.
Daha sonra farklı koleksiyonerlere geçti ve en son Toledo Sanat Müzesi koleksiyonuna dahil oldu; buradan yakın zamanda koleksiyondan çıkarıldı.
Plumbly, “Memlük camı ortaya çıktığı dönemden itibaren ve tarih boyunca büyük beğeni toplamıştır; Çin hükümdarlarından Pers şairlerine ve Avrupa’daki koleksiyonerlere kadar geniş bir hayran kitlesi vardır” dedi.
Küresel etki ve günümüz pazarı
Edward C. Moore gibi Tiffany & Co tasarımcılarının da İslam cam sanatından etkilendiği ve bu etkinin kendi tasarımlarına yansıdığı biliniyor.
Cam eserler, halı veya el yazmalarına kıyasla çok daha kırılgan oldukları için günümüze daha az sayıda ulaşabildi.
Bu nedenle müzelerden özel koleksiyonerlere, Avrupa’dan Körfez ülkelerine ve giderek Asya’ya uzanan geniş bir alanda yoğun rekabet yaşanıyor.
İslam camı piyasasında fiyatları belirleyen temel unsurlar; nadirlik, kondisyon, köken ve teknik ustalık olarak öne çıkıyor.
Küçük ya da parçalanmış eserler on binlerce sterline alıcı bulabilirken, müze seviyesindeki parçalar düzenli olarak 500 bin sterlini aşıyor.
Emaye Memlük cam eserleri ise bu pazarın en üst segmentinde yer alıyor.
İslam ve Hint dünyasının sanatsal mirası
“İslam ve Hint Dünyası Sanatı” satışında İspanya’dan Hindistan’a uzanan geniş bir coğrafyayı kapsayan eserler yer alıyor.
El yazmaları, zırhlar, minyatürler ve halılar üzerinden yüzyıllar boyunca süren kültürel etkileşim ve teknik ustalık sergileniyor.
Öne çıkan diğer eserlerden biri ise 700 bin sterline kadar alıcı bulması beklenen bir Babür dönemi “Çiçek ve Kafes” halısı.
Christie’s Londra merkezindeki satış öncesi halka açık sergi 29 Nisan’a kadar ziyaret edilebilecek.
Ayrıca Mary ve Cheney Cowles Hint Resim ve Hat Koleksiyonu sergisi de “İslam ve Hint Sanatı Haftası” kapsamında sanatseverlerle buluşuyor.

ENFIELD
HACKNEY
HARINGEY
ISLINGTON











