İstanbul’da tasarım ve deri alanında başlayan 13 yıllık mesleki birikimini yaklaşık yedi yıllık dövme pratiğiyle birleştiren Bilge Yıldız, insan bedenine uygulanan dövme tekniğini doğal hayvan derilerine taşıyarak hafıza, kimlik, mitoloji ve dönüşüm kavramlarını sanatın merkezine taşıyor. Deri üzerine dövme tekniğini çağdaş sanat pratiğinin merkezine yerleştiren ilk Türk kadın sanatçı olduğunu ifade eden Yıldız, Londra’da 34 sanatçının buluştuğu uluslararası “Now & Beyond” sergisinde eserleriyle sanatseverlerle buluştu.
Londra’nın Doğu Yakası’ndaki Espacio Gallery, 14–17 Ağustos 2026 tarihleri arasında uluslararası çağdaş sanatın farklı disiplinlerini bir araya getiren “Now & Beyond” sergisine ev sahipliği yaptı. Nidra Art Project tarafından düzenlenen ve Mohsen Muhammad Zadeh küratörlüğünde gerçekleştirilen sergide, farklı ülkelerden 34 sanatçı eserleriyle yer aldı. Sergi, 159 Bethnal Green Road, London E2 7DG adresindeki Espacio Gallery’de gerçekleştirildi.
14 Ağustos’ta kapılarını açan sergi, 17 Ağustos Pazartesi günü sona erdi. “Now & Beyond”, bugün ile gelecek arasındaki ilişkiyi; hafıza, dönüşüm ve olasılık kavramları üzerinden farklı sanat pratikleriyle ele aldı.
Sergide sanatseverlerin yanı sıra akademisyenler, basın mensupları ve sanat çevrelerinden davetliler de bir araya geldi. Etkinlikte Türkiye Cumhuriyeti Londra Başkonsolos Yardımcısı Turan Oğuzhan Gönültaş da yer aldı.

Sanat danışmanı Eşi İbrahim Sırdaş Yıldız olmak üzere; katılımcı sanatçılar arasında Aliyenur Yamaner, Ari Alpert, Aslı Saral, Bilge Yıldız, Burcu Bahçeci, Danila Çapar, Derya Bardakcı, Dilovan Çakmak, Didem Yüksekdağ, Emrah Samantı, Esin Tansu Oruç, Esma Aydın, Esma Kudar, Gamze Kartal, Gizem Yavuz, Gulustan Arslan, Gunes Kaplan, Hatice Gür, Leda Ağacanoğlu, Mercan Gözenman, Mohsen Mohammadzadeh, MSK, Pervin Akalın Akgül, Raya Khaksar, Ruhan Akbaba, Salime Aslan, Saliha Meryem Dilsiz, Sally Qormosh, Tariell Barsamian, Teberik Kölgelı, Uğur Can Gedik, Yaser Alchissepy, Zeynep Yarbaşı ve Zülay Parla Arabacı bulunuyor.
Bu uluslararası buluşmada Bilge Yıldız’ın eserleri ise kullandığı malzeme ve geliştirdiği teknik bakımından dikkat çekti. Sanatçı, insan bedeninde kullanılan dövme tekniğini doğal hayvan derileri üzerine taşıyarak, deriyi yalnızca bir malzeme olmaktan çıkarıp hafıza ve anlamın taşıyıcısı haline getiriyor.
DERİ ÜZERİNE DÖVME: İĞNEDEN SANATA UZANAN BİR TEKNİK
Bilge Yıldız’ın çalışmalarının merkezinde “tattoo on leather – deri üzerine dövme” tekniği bulunuyor.
Sanatçı, dövme makinesini geleneksel kullanım alanı olan insan bedeninden çıkararak doğal hayvan derileri üzerinde kullanıyor. Kuzu ve sığır derileri üzerine işlenen çizgiler, figürler ve semboller; derinin kendi dokusu, gözenekleri ve doğal izleriyle birleşiyor.
Yıldız için deri, üzerine herhangi bir görüntünün aktarıldığı pasif bir yüzey değil.
Malzemenin kendisi eserin anlatısına katılıyor.
Deri yaşlanıyor, değişiyor, kendi izlerini taşıyor. Dövmenin kalıcı çizgisiyle birleştiğinde ise sanatçının müdahalesi ile malzemenin doğal karakteri aynı eserde buluşuyor.
Bazı çalışmalarında dövme tekniğini akrilik, pigment ve farklı yüzey müdahaleleriyle bir araya getiren Yıldız, böylece deri işçiliği, dövme, resim ve tasarım arasında disiplinlerarası bir alan oluşturuyor.
Sanat dünyasında deri üzerine dövme tekniğini çağdaş sanat pratiğinin merkezine yerleştiren ilk Türk kadın sanatçı olarak ifade ediliyor. Yıldız, bu alanda öncü isimlerden biri olarak çalışmalarını sürdürüyor.
Yıldız’ın üretiminin kavramsal merkezinde “iz” kavramı bulunuyor.Sanatçıya göre insan da tıpkı üzerinde çalıştığı deri gibi yaşadıklarıyla şekilleniyor. Aile, toplum, kültür, travmalar, beklentiler ve kişisel deneyimler insanın üzerinde görünür ya da görünmez izler bırakıyor.
Bu düşünce, sanatçının “Becoming leaves a trace – Dönüşmek iz bırakır” ifadesinde karşılığını buluyor.
Dövme kalıcı izi, deri zamanı, semboller ise hafızayı temsil ediyor. Böylece eserler yalnızca görsel bir kompozisyon olmaktan çıkarak insanın kimliği ve dönüşümü üzerine düşünsel bir anlatıya dönüşüyor.
Bilge Yıldız’ın eserlerinde Anadolu ve Mezopotamya kültürlerinden mitolojik anlatılara, masallardan psikolojiye uzanan geniş bir referans alanı bulunuyor.Ancak sanatçı, bu hikâyeleri yeniden anlatmak yerine onları çağdaş insanın sorularını görünür kılmak için kullanıyor.
“Magna Mater – Şahmeran” eserinde Şahmeran figürü üzerinden kadim Büyük Ana arketipi, bilgi, doğum ve insanın kökeni sorgulanıyor.
“Echoes of Medusa” ise Medusa’yı yalnızca mitolojik bir figür olarak değil; bakış, güç, kadınlık, kurbanlık ve dönüşüm kavramları üzerinden yeniden ele alıyor.
“Sleeping Beauty”, çocukluk masallarında kadınlara yüklenen bekleme ve kurtarılma fikrini sorgularken; “Scholar’s Mate” özgür irade ile önceden kurulmuş toplumsal ve psikolojik kalıplar arasındaki ilişkiye bakıyor.
“Black Mirror” bireyin toplumun kendisinden beklediği kimlikle gerçek benliği arasındaki mesafeyi araştırırken, “Oedipus Nightmare” çocukluk ilişkilerinin ve bilinçdışı kalıpların yetişkin kimliğinde bıraktığı izleri ele alıyor.
Yıldız’ın bu üretim sürecindeki önemli duraklardan biri, 16 Mayıs–16 Haziran 2026 tarihleri arasında Mardin’deki tarihi Zinciriye Medresesi’nde gerçekleştirilen ilk kişisel sergisi “Duality and Life Path / Dualite ve Yaşam Yolu” oldu.
On eserden oluşan sergi, sanatçının kimlik, hafıza, mitoloji ve yaşam yolculuğu üzerine geliştirdiği anlatının bütünlüklü bir sunumuydu.
Mardin, Yıldız’ın sanat yolculuğunda önemli bir sergi durağı olarak kalırken, sanat pratiğinin temelini İstanbul’da edindiği tasarım ve deri deneyimi oluşturuyor.
Londra’daki “Now & Beyond” ise bu üretimin farklı ülkelerden sanatçıların bulunduğu uluslararası bir çağdaş sanat ortamında yeni izleyicilerle buluştuğu aşama oldu.
LONDRA SEÇKİSİNDE ALTINDA YATAN HİKÂYE
Yıldız, Londra’da Mardin’deki kişisel sergisini olduğu gibi tekrar etmek yerine, “Duality and Life Path” serisinden seçtiği eserlerle daha yoğun bir anlatı kurdu.
Bu seçki; sanatçının insanın kendisini oluşturan aile, toplum, mitler, travmalar ve beklentilerle karşılaşmasını ve bütün bu katmanların ardından kendi varlığına ulaşma arayışını yansıtıyor.
Her eser, bu uzun hikâyenin başka bir durağına işaret ediyor.
Derinin üzerine işlenen figürler ise bu hikâyeyi yalnızca anlatmıyor; malzemenin kendisi üzerinde kalıcılaştırıyor.
SANAT, DİPLOMASİ VE BASIN AYNI BULUŞMADA
Londra’daki sergi, farklı ülkelerden sanatçıların yanı sıra sanatseverleri, akademisyenleri ve basın mensuplarını da bir araya getirdi.
Etkinlikte Türkiye Cumhuriyeti Londra Konsolos Yardımcısı Turan Oğuzhan Gönültaş’ da yer aldı.
Sergi böylece yalnızca sanatçıların eserlerini buluşturan bir etkinlik olmanın ötesinde; sanat, akademi, basın ve diplomasi çevrelerinin de aynı kültür-sanat ortamında bir araya geldiği uluslararası bir buluşmaya dönüştü.

ENFIELD
HACKNEY
HARINGEY
ISLINGTON











