BBC’de yayımlanan analizde, kıdemli sağlık muhabiri Melissa Hogenboom yaşlanmayla birlikte hafıza kaybı ve zihinsel yavaşlamanın kaçınılmaz olduğu düşüncesinin bilimsel olarak doğru olmadığını vurguluyor.
Araştırmalar, beynin yaşam boyunca değişmeye ve yeni bağlantılar kurmaya devam ettiğini, bu sürecin yaşam tarzıyla doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koyuyor. Hogenboom’un aktardığına göre beyin, ortalama olarak 9, 32, 66 ve 83 yaşlarında önemli “dönemeçlerden” geçiyor.
Ancak bu biyolojik eşikler herkes için aynı sonucu doğurmuyor. Eğitim, sosyal ilişkiler, fiziksel hareket ve zihinsel uyarım, beynin “bilişsel rezerv” oluşturmasını sağlayarak yaşa bağlı hasara karşı dayanıklılığı artırıyor.
BBC’nin derlediği bilimsel bulgulara göre daha uzun ve sağlıklı yaşamak için öne çıkan beş temel başlık şöyle:
1. Yeni şeyler öğrenmek Heriot-Watt Üniversitesi’nden psikolog Alan Gow’un aktardığına göre, bilişsel gerileme kaçınılmaz değil. Yeni bir hobi edinmek, bahçecilikle uğraşmak ya da yeni bir dil öğrenmek, beynin farklı bölgelerini aktif tutarak Alzheimer riskini düşürebiliyor. Araştırmalar, ikinci bir dil öğrenmenin Alzheimer belirtilerini ortalama beş yıl geciktirebildiğini gösteriyor.
2. Beyni doğru beslemek Renkli sebze ve meyveler, liften zengin beslenme ve sağlıklı yağlar (özellikle balık ve cevizde bulunan çoklu doymamış yağlar) beyin sağlığıyla doğrudan ilişkili. Aberdeen Üniversitesi’nden Prof. Karen Scott’a göre lif alımının artırılması, yalnızca bağırsak sağlığını değil, bilişsel işlevleri de iyileştiriyor. Kolin (yumurta ve hayvansal gıdalarda bulunuyor) eksikliği ise Parkinson ve Alzheimer riskini artırabiliyor.
3. Düzenli ama basit hareket Yoğun spor şart değil. Düzenli yürüyüş, merdiven çıkmak ya da günlük kısa egzersizler bile beyni Alzheimer’a karşı koruyan bölgeleri güçlendiriyor. Orta yaşta en aktif olan bireylerin, demans riskinin yüzde 40–45 daha düşük olduğu belirtiliyor.
4. Sosyal ilişkileri ihmal etmemek Hogenboom’a göre en güçlü ama en çok göz ardı edilen faktörlerden biri sosyal bağlar. Araştırmalar, yalnızlığın küresel bir sağlık sorunu haline geldiğini ve sosyal ilişkilerin bağışıklık sisteminden kalp sağlığına kadar pek çok alanı etkilediğini gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütü, sosyal bağlantıları artık “küresel sağlık önceliği” olarak tanımlıyor.
5. Zihniyet değişimi: Küçük ama sürekli adımlar BBC yazısında vurgulanan temel mesaj şu: Radikal değişimler değil, sürdürülebilir küçük alışkanlıklar önemli.
Finlandiya’da yürütülen kapsamlı FINGER çalışması, beslenme, egzersiz, zihinsel aktivite ve kalp sağlığını birlikte ele alan iki yıllık bir programın, bilişsel işlevlerde yüzde 25’e varan iyileşme sağladığını ortaya koydu.



ENFIELD
HACKNEY
HARINGEY
ISLINGTON











