Londra Belediye Meclisi Ulaşım Komitesi, sürücüsüz araç teknolojilerinin başkentin ulaşım altyapısına entegrasyonunu değerlendirmek amacıyla yapay zekâ ve otonom sürüş şirketi Wayve’in, Islington’daki genel merkezini ziyaret etti.
Komite üyeleri, firmanın geliştirdiği sürücüsüz taksileri bizzat deneyimleyerek teknolojinin güvenliği ve şehir trafiğine olası etkileri hakkında incelemelerde bulundu. İngiliz teknoloji firması Wayve, Ulaştırma Bakanlığı (DfT), Sürücü ve Araç Standartları Kurumu (DVSA) ve Londra Ulaşım Dairesi’nden (TfL) gerekli resmi izinleri alarak otonom taksi filosunu önümüzdeki aylarda Londra caddelerinde hizmete sunmayı hedefliyor.
Bu gelişme üzerine harekete geçen Ulaşım Komitesi, “robotaksilerin” şehre getireceği yükü ve bu teknolojinin Belediye Başkanı’nın geniş kapsamlı ulaşım stratejisiyle ne ölçüde örtüştüğünü analiz etmek üzere resmi bir inceleme başlattı. Kuzey Londra yollarında gerçekleştirilen 15 dakikalık test sürüşünün ardından açıklamalarda bulunan Komite Başkanı Caroline Russell, deneyimi güvenlik açısından “rahatlatıcı” olarak nitelendirirken, trafikteki araç yoğunluğu konusundaki endişelerinin sürdüğünü belirtti.
Sürüşün oldukça sarsıntısız ve “şaşırtıcı derecede rutin” geçtiğini ifade eden Yeşiller Partisi Meclis Üyesi Russell; hız sınırlarına uyum, bisikletli ve yayaların güvenliği gibi konularda otonom sistemlerin sunduğu disiplinin büyük bir fırsat olduğunu ancak ticari modelin yaratabileceği istihdam kayıpları ve trafik sıkışıklığı risklerinin, TfL tarafından titizlikle incelenmesi gerektiğini vurguladı. Komiteye sunulan uzman görüşlerinde, Londra’nın otonom araç politikasında, ABD’deki serbest piyasa modelleri yerine Oslo örneğini incelemesi gerektiği kaydedildi.
TfL’in eski Strateji ve İnovasyon Direktörü Thomas Ableman, Norveç’in başkentinde 2019’dan bu yana başarıyla uygulanan sistemde otonom araçların doğrudan toplu taşıma ağına entegre edildiğini hatırlattı. Ableman, sürücüsüz araçların mevcut trafiğe yeni bir özel kiralık araç filosu eklemek yerine, toplu taşıma hatlarının zayıf olduğu bölgelerden ana aktarma merkezlerine yolcu taşıyan mini otobüsler (shuttle) olarak konumlandırılmasının daha verimli bir çözüm olacağını belirtti. Özellikle toplu taşıma imkanlarının kısıtlı olduğu dış ilçelerde halkın yüksek araç sahipliği maliyetleriyle karşı karşıya kaldığına dikkat çeken Komite Başkanı Russell, otonom minibüslerin bu bölgelerdeki “ulaşım mahrumiyetini” giderebileceğini ifade etti. E
aling ve Hillingdon bölgelerini temsil eden Komite Üyesi Bassam Mahfouz ise dış ilçelerde sürücüsüz taksilere yönelik ciddi bir heyecan olmakla birlikte, geçimini bu sektörden sağlayan taksi ve özel kiralık araç şoförlerinin istihdam haklarının korunması ve sosyal dengenin gözetilmesi gerektiğinin altını çizdi. Sektör verileri, Londra’nın ikonik ‘Black Cab’ sayısının son on yılda 22 bin 810’dan 14 bin 800’e gerilediğini ve otonom araçların bu meslek grubunu daha da zorlayabileceğini gösteriyor. Konuya ilişkin açıklama yapan bir TfL sözcüsü, kurumun birinci önceliğinin yol güvenliği olduğunu belirterek, diğer dünya şehirlerinin tecrübelerinden yararlanmaya açık olduklarını ifade etti.
Teknolojik gelişmelere paralel olarak yasal mevzuatın hızla oluşturulması gerektiğinin farkında olduklarını belirten sözcü, Londra’daki otonom araç dağıtımının, Belediye Başkanı’nın 2041 yılına kadar trafikte ölüm ve ciddi yaralanmaları sıfırlamayı hedefleyen “Vision Zero” stratejisiyle uyumlu olması gerektiğini vurguladı. Kurum, yeni teknolojilerin getirdiği fırsat ve riskleri analiz etmek üzere hükümet ve sektör paydaşlarıyla ortak çalışmaya devam edeceklerini duyurdu.

ENFIELD
HACKNEY
HARINGEY
ISLINGTON











