Shabana Mahmood’un planına göre, kamu fonu kullanan çalışan göçmenlerin süresiz oturum için bekleme süresi 20 yıla çıkabilir. Uzmanlar çocuk yoksulluğunun artabileceği uyarısında bulunuyor.
İngiltere’de önerilen yeni göç düzenlemesi, çalışan göçmen ailelerin kamu yardımı kullanmaları halinde süresiz oturum bekleme süresini 20 yıla çıkarabilir. Yhe Guardian’ın haberine göre, uzmanlar bunun çocuk yoksulluğunu artırabileceğini söylüyor.
Çalışan Göçmenlere “20 Yıl” Uyarısı
İngiltere’de hükümetin planladığı yeni göç düzenlemesi, çalışan göçmen ailelerin kamu yardımlarından vazgeçmek zorunda kalabileceği yönünde endişelere yol açtı. Uzmanlara göre, önerilen model göçmenleri “cezalandırma” riskini taşıyor ve çocuk yoksulluğunu derinleştirebilir.
İçişleri Bakanı Shabana Mahmood tarafından hazırlanan taslağa göre, çalışan göçmenlerin kamu fonlarından yararlanmaları halinde süresiz oturum (indefinite leave to remain – ILR) için bekleme süresi 10 yıldan 20 yıla çıkarılabilecek.
10 Yıllık Yol ve Yüksek Maliyet
Hâlihazırda 200 binden fazla kişi, “10 yıllık yerleşim yolu” kapsamında yasal olarak Birleşik Krallık’ta bulunuyor. Bu süreçte göçmenlerin 30 aylık vizelerini dört kez yenilemeleri gerekiyor. Her yenileme, sağlık katkı payı dâhil 3.908,50 sterline mal oluyor.
Mevcut sistemde 10 yılın sonunda süresiz oturum başvurusu yapılabiliyor. Ancak yeni öneri kapsamında, kamu fonu kullananların bu süresi iki katına çıkarılabilecek.
Kamu Yardımı Kullananlara Ek Süre
Taslak plana göre:
- Kamu fonunu 12 aydan az kullananlar için beş yıl ek süre,
- 12 aydan fazla kullananlar için 10 yıl ek süre öngörülüyor.
Bu durumda toplam bekleme süresi 20 yıla kadar uzayabilecek.
Hükümet, “earned settlement model” (kazanılmış yerleşim modeli) adını verdiği sistemde İngilizce yeterliliği, vergilendirilebilir gelir, kamu hizmetinde çalışma veya gönüllülük gibi kriterlerin değerlendirmeye alınabileceğini belirtiyor. Ancak taslak metinde, ek yılların bu indirimlerin önüne geçeceği ifade ediliyor.
“Yerleşim ile Hayatta Kalmak Arasında Seçim”
Göçmen hakları kuruluşu Ramfel, planın yürürlüğe girmesi halinde birçok ailenin çocuk yardımı, universal credit, vergi kredileri ve engellilik ödenekleri gibi desteklerden vazgeçmek zorunda kalacağını bildirdi.
Ramfel’in kampanya sorumlusu Nick Beales, düzenlemenin düşük gelirli ve çoğunluğu siyah ve Asyalı ailelerin çocuklarını yoksulluğa sürükleyebileceğini söyledi.
Bağımsız danışmanlık ağı AdviceUK da, planın göçmenler ve aileleri için güvensizlik ve eşitsizliği artırdığını belirtti.
Bir ebeveyn, kimliğinin gizli tutulması koşuluyla, “Yerleşim ile hayatta kalmak arasında seçim yapmamız isteniyor. 10 yılın ardından hâlâ cezalandırılacak mıyız?” ifadelerini kullandı.
Yardımı Kesmek Zorunda Kalan Aileler
AdviceUK’nin aktardığı bir vakada, üç çocuk annesi ve bakıcı olarak çalışan Julia isimli bir göçmen, süresiz oturuma yalnızca bir yıl kalmışken tüm yasal yardımlarını iptal ettiğini söyledi.
Julia, düşük geliri nedeniyle konut yardımı, universal credit ve otistik kızı için haftalık 103,10 sterlinlik engellilik ödeneği alıyordu.
“Yardıma ihtiyacım olmasına rağmen kestim. Çünkü yerleşim hakkımı kaybetmekten korkuyorum” dedi.
Ramfel’in 68 ebeveynle yaptığı ankette, kamu fonu kullanan 51 katılımcının yüzde 90’ı cezalandırılmamak için yardımlardan vazgeçeceğini belirtti. Ankette adı geçen 134 çocuğun yarısından fazlasının Britanya vatandaşı olduğu bildirildi.
“Yerleşim Hak Değil, Ayrıcalık”
Kasım ayında istişare sürecini başlatan Mahmood, parlamentoda yaptığı konuşmada, “Bu ülkede kalıcı olarak yerleşmek bir hak değil, bir ayrıcalıktır ve kazanılmalıdır” ifadelerini kullanmıştı.
12 Şubat’ta kapanan istişare sürecinin ardından düzenlemenin nisan ayı itibarıyla yürürlüğe girebileceği ve geriye dönük uygulanabileceği belirtiliyor.
Uzmanlar, hükümetin çocuk yoksulluğunu azaltma hedefleri ile göç politikası arasında çelişki oluşabileceğine dikkat çekerek, düzenlemenin sosyal ve ekonomik etkilerinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

ENFIELD
HACKNEY
HARINGEY
ISLINGTON










