İngiltere Başbakanı Andy Burnham, AB ile serbest dolaşımın geri getirilmesini önermediğini açıkladı. Brexit, göç politikaları ve yeni AB anlaşmaları gündemde.
İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Avrupa Birliği (AB) ile müzakerelerde serbest dolaşım hakkının yeniden getirilmesini önermediğini açıkladı. Brexit sonrası göç politikalarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Burnham, ülkenin AB ile gelecekteki ilişkilerinde son sözün İngiliz halkına ait olması gerektiğini vurguladı.
İngiltere’de Brexit sonrası Avrupa Birliği ile ilişkilerin geleceği yeniden siyasi gündemin merkezine yerleşti. Başbakan Andy Burnham, İngiltere ile AB arasında serbest dolaşımın yeniden başlatılmasını önerdiği yönündeki değerlendirmeleri reddederek hükümetin mevcut taahhütlerine bağlı olduğunu açıkladı.
The Guardian gazetesinin haberine göre Burnham, ITV televizyonuna verdiği röportajda, Brexit’in İngiltere’de göçün yapısını nasıl değiştirdiğinin kamuoyuyla açık biçimde tartışılması gerektiğini söyledi.
Başbakan, AB ile ilişkilerin geliştirilmesine yönelik seçeneklerin değerlendirilebileceğini ancak mevcut parlamento döneminde İşçi Partisi’nin seçim programında belirlenen sınırların korunacağını ifade etti.
“Serbest dolaşımın geri getirilmesini önermedim”
Burnham, AB vatandaşlarının İngiltere’ye serbestçe yerleşmesine ve çalışmasına olanak tanıyan eski sistemin yeniden uygulanmasını teklif etmediğini açıkça belirtti.
Bununla birlikte Brexit sonrasında göç hareketlerinin niteliğinin değiştiğine dikkat çekti.
Başbakana göre, Brexit öncesinde Avrupa ülkelerinden İngiltere’ye kısa süreli çalışmak amacıyla gelen ve ardından ülkelerine dönen kişilerin yerini, daha uzun süre yerleşen ve aile üyeleriyle birlikte gelen göçmenler aldı.
Burnham, bu değişimin İngiltere’nin göç politikaları açısından kapsamlı biçimde değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
“Brexit konusunda son sözü halk söylemeli”
İngiltere’nin AB üyeliğine ilişkin kamuoyu görüşlerinin zaman içerisinde değiştiğini düşündüğünü belirten Burnham, buna rağmen halkın önüne geçerek yeni bir siyasi yön belirlemeye çalışmayacağını söyledi.
Başbakan, Brexit sonrasında ülkenin gelecekteki ilişkilerinin nasıl şekilleneceğine ilişkin kararların kamuoyunun iradesi doğrultusunda alınması gerektiğini vurguladı.
Burnham, mevcut parlamento döneminde İşçi Partisi’nin seçim programındaki üç temel taahhüdün geçerli olduğunu yineledi:
- AB ile serbest dolaşımın yeniden başlatılmaması
- Avrupa Tek Pazarı’na geri dönülmemesi
- AB Gümrük Birliği’ne yeniden katılınmaması
Bu açıklamalar, hükümetin AB ile ekonomik ve diplomatik ilişkileri geliştirmeyi hedeflerken Brexit sonrası temel düzenlemeleri şimdilik korumayı planladığını ortaya koydu.
Kasım ayındaki AB zirvesinde yeni anlaşmalar hedefleniyor
İngiltere hükümeti, kasım ayında gerçekleştirilecek AB zirvesinde iki taraf arasındaki ilişkilerde yeni ilerlemeler kaydedilmesini bekliyor.
Müzakerelerin öncelikli başlıkları arasında gıda ve içecek ticaretindeki Brexit kaynaklı kontrollerin azaltılması, emisyon ticareti sistemleri arasında iş birliği ve gençlerin karşılıklı hareketliliğini kolaylaştıracak yeni bir anlaşma bulunuyor.
The Guardian’ın aktardığına göre, gıda ve hayvansal ürünlere yönelik ticari kontrollerin kaldırılmasını amaçlayan düzenlemede önemli ilerleme sağlandı.
Anlaşma taslağının AB’nin 27 üye ülkesine iletilmiş olması, müzakerelerin son aşamaya yaklaştığı şeklinde değerlendiriliyor.
Burnham, bu başlıklarda ilerleme sağlandıktan sonra İngiltere ile AB arasında uzun vadeli ve istikrarlı bir ilişki kurulmasına yönelik daha geniş seçeneklerin ele alınabileceğini belirtti.
AB öğrencileri için 450 milyon sterlinlik düzenleme gündemde
İngiltere ile AB arasındaki görüşmelerin bir diğer önemli başlığını eğitim ve sanayi alanındaki iş birliği oluşturuyor.
The Guardian’ın haberine göre, İngiliz hükümeti, AB’nin Made in Europe sanayi programına erişim sağlanması karşılığında AB ülkelerinden gelen üniversite öğrencilerine daha düşük öğrenim ücretleri sunulmasını değerlendirmeye hazır.
Söz konusu düzenlemenin İngiltere’ye yıllık maliyetinin 450 milyon sterline kadar ulaşabileceği belirtiliyor.
Ancak bu konuda henüz kesinleşmiş bir anlaşma bulunmuyor.
İçişleri Bakanı Mahmood: Seçim taahhütleri değişmeyecek
İngiltere İçişleri Bakanı Shabana Mahmood da serbest dolaşımın yeniden başlatılması konusundaki tartışmalara temkinli yaklaştı.
Sky News’e konuşan Mahmood, hükümetin İşçi Partisi’nin seçim programına bağlı kalacağını ve mevcut parlamento döneminde serbest dolaşımın yeniden gündeme alınmayacağını söyledi.
Mahmood, Brexit sonrasında İngiltere’nin göç üzerindeki kontrolünün beklenen ölçüde güçlenmediğini de kabul etti.
Özellikle AB genelindeki veri tabanlarına erişimin kaybedilmesinin, ülkeye yönelik göç hareketlerinin yönetilmesini önemli ölçüde zorlaştırdığını belirtti.
İçişleri Bakanı, Brexit’in üzerinden 10 yıl geçerken İngiltere’nin AB’den ayrılma koşullarının ve gelecekteki ilişkilerinin açık biçimde tartışılmasının doğal olduğunu ancak bunun mevcut hükümet taahhütlerinin değiştiği anlamına gelmediğini vurguladı.
Göç Bakanı Turley: Önceliğimiz İngiliz gençlerin istihdamı
Göç Bakanı Anna Turley ise hükümetin önceliğinin mevcut göç sistemindeki sorunları çözmek olduğunu ifade etti.
Turley, özellikle genç İngiliz vatandaşlarının iş gücü piyasasına katılımını artırmak, düzensiz göçle mücadele etmek ve sınır dışı süreçlerini daha etkili hâle getirmek istediklerini söyledi.
Bakan, küçük teknelerle gerçekleştirilen düzensiz geçişlerin önlenmesinin de hükümetin temel hedefleri arasında bulunduğunu belirtti.
AB ile yakınlaşma serbest dolaşım anlamına gelmiyor
Hükümetin son açıklamaları, İngiltere’nin Avrupa Birliği ile ekonomik, ticari ve eğitim alanlarındaki iş birliğini geliştirmek istediğini ancak bunun serbest dolaşım sistemine dönüş anlamına gelmediğini gösteriyor.
Özellikle gençlerin karşılıklı hareketliliğine yönelik planlanan anlaşmanın, Brexit öncesinde geçerli olan genel serbest dolaşım hakkından farklı ve daha sınırlı bir düzenleme olması bekleniyor.
İngiltere ile AB arasındaki müzakerelerin sonucu, ülkede yaşayan AB vatandaşları, İngiliz öğrenciler, işverenler ve Avrupa ile ticaret yapan işletmeler açısından önem taşıyor.
Kasım ayındaki zirvede alınacak kararların, Brexit sonrası ilişkilerin geleceğine ilişkin yeni dönemin çerçevesini belirlemesi bekleniyor.










