Tarihi oylamaya günler kala, şimdiye kadarki en büyük araştırma, tutumları ortaya koyuyor, ancak adalet bakanı tasarıyı ‘devletin ölüm hizmeti’ olarak nitelendiriyor.
Rebecca Wilcox, Cuma günü Avam Kamarası’nın halk galerisinde oturarak, milletvekillerinin destekli ölüme ilişkin tarihi oylamaya katılmasını izleyecek. Annesi, televizyonların usta ismi Esther Rantzen olmasaydı, 1967 tarihli Kürtaj Yasası’ndan bu yana Birleşik Krallık’ta ki en büyük sosyal değişimlerden birini başlatabilecek bu tartışma gerçekleşmeyebilirdi.
Ölümcül akciğer kanseri olan 84 yaşındaki Rantzen, yasada değişiklik yapılması çağrısında bulunan kampanyanın ön saflarında yer aldı. Sir Keir Starmer başbakan olmadan önce kendisine bir oylama yapılacağı sözünü vermişti. Oylamaya katılamayacak kadar hasta olan Rantzen, tarihin yazılışına tanıklık etme umuduyla oylamayı evinde televizyondan izleyecek.
Oylamanın ‘ince dengeli’ olması ve 100’den fazla milletvekilinin en fazla beş saat sürecek tartışmada konuşmaya ilgi göstermesi bekleniyor.
Tartışmanın başlangıcında kürsüde olacak olan Meclis Başkanı Sir Lindsay Hoyle, teamüllere göre, her milletvekilinin konuşması için bir süre sınırı koymayacak. The Times gazetesi, bu durumun, konuşmak üzere çağrılanların sayısını sınırlandırabileceği ve hatta tasarının, konuşarak yasalaşmasını engellemek isteyen muhalifler tarafından engellenmesi riskini doğurabileceğini kaydetti. 2010 seçimlerinden bu yana, yaklaşık 2,000 özel üye yasa tasarısından sadece 105’i yasalaşabildi. Başarısız olanlar arasında yardımlı ölümle ilgili yedi yasa tasarısı da bulunuyor.
Tartışma, tasarının sponsoru olan İşçi Partisi Spen Valley Milletvekili Kim Leadbeater tarafından açılacak. Yardımlı intihar; başka bir kişinin yaşamına son vermesine kasıtlı olarak yardım etmek yasadışı olup, mahkumiyet halinde en fazla 14 yıl hapis cezası veriliyor. Leadbeater’ın yasa tasarısı, Ölümcül Hasta Yetişkinler (Yaşamın Sonu) Yasa Tasarısı, altı ay içinde ölmesi beklenen bir kişiye kendi yaşamına son vermeyi seçme hakkı verecek.
Yasa, iki bağımsız doktor ve bir hakimin, kişinin kendi hayatına son verme kriterlerini yerine getirip getirmediğine karar vermesini ve zorlama olmaksızın bunu yapmak için açık bir istek ifade etmeyi gerektirecek. Benzer girişimler İskoçya, Man Adası ve Jersey’de de devam ediyor.
48 yaşındaki Leadbeater, “dünyanın herhangi bir yerindeki, herhangi bir mevzuatın en katı güvencelerine” sahip bir yasa tasarısı olarak tanımladığı tasarıyı ortaya çıkarmak için ölümcül hastalarla, aileleriyle, palyatif bakım uzmanlarıyla, engelli hakları aktivistleriyle, hakimlerle, doktorlarla ve hospiz sektörüyle görüştü.
Leadbeater, geçen ay şöyle demişti: “Hayvanlarımızı, yaşamlarının sonuna yaklaştıklarında bazı insanlara yaptığımızdan daha iyi uğurluyoruz.”
Tasarı ikinci okumadan geçerse, muhtemelen en erken önümüzdeki yaza kadar yasalaşmayacak ve Brexit mevzuatının bazı bölümleri için olduğu gibi “tüm meclisin komitesini” içerebilecek komite aşamasında daha fazla incelemeye tabi tutulacak. Ayrıca Avam Kamarasına kıyasla daha az muhalefetle karşılaşması beklenen Lordlar Kamarasında da oylanacak.
Bu hafta sonu More in Common adlı düşünce kuruluşu tarafından 17.000’den fazla kişi üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, halkın yüzde 65’i yasayı desteklerken, sadece yüzde 13’ü karşı çıkıyor. Yaklaşık dörtte biri (yüzde 22) ise kararsız.
Araştırmaya katılan 2,111 seçmenle yapılan bir ankete göre, halk ya özel bir hizmet ya da NHS’nin bunu finanse etmesi için ekstra kaynak bekliyor. ‘Destekli ölümü’ destekleyenler de dahil olmak üzere dörtte üçü, NHS’nin bu hizmeti sağlamak için uygun durumda olmadığını söylüyor.
Ankete katılanların yüzde elli beşi, kendilerine ölümcül bir hastalık teşhisi konulması halinde yardımla ölmeyi düşüneceklerini söyledi. Destekli ölüme karşı olanların yüzde 58’i dindar. Bu, siyasi görüş, yaş, cinsiyet, ulus, etnik köken ve eğitim durumundan bağımsız olarak geçerli. Destekli ölümü kuvvetle destekleyenlerin en yüksek oranı 65-74 yaş arasında (yüzde 44).
Yardımlı ölümü desteklemeyenlerin çoğunlukta olduğu sadece yedi seçim bölgesi bulunuyor: East Ham, Ilford South, Clapham & Brixton Hill, Birmingham Ladywood, Poplar & Limehouse, Brent West ve Brent East. Bu seçim bölgeleri, ağırlıklı olarak Müslüman olmak üzere dini görüşlere sahip ortalamanın üzerinde bir nüfusa sahip.
Leadbeater “kaygan zemin” endişelerini bir kenara bıraktı ve yasa hakkında “hiçbir şüphesi olmadığını” söyledi. Sky News’in Sunday Morning with Trevor Phillips programına konuşan Leadbeater şunları kaydetti: “Kaygan zemin kavramına gelince, tasarının başlığı çok ama çok açık. Adı, ‘Ölümcül Hastalığa Sahip Yetişkinlerin Yaşamına Son Verilmesi Yasa Tasarısı’. Ölümcül derecede hasta olan ve birkaç aylık ömrü kalan kişiler dışında kimseyi kapsayamaz. Tasarı çok açık bir şekilde bu kategorideki insanlar dışında kimseyi kapsamayacağını belirtiyor.”
Leadbeater, anketlerin çoğunluğun değişiklikten yana olduğunu göstermesi üzerine şunları ekledi: “Parlamenterler olarak bizim görevimiz halkın ruh halini temsil etmek, seçmenlerimizi dinlemek ve ülkemizdeki insanların meseleler hakkında ne hissettiklerine kulak vermektir.”
Ankete göre, son beş yıl içinde ebeveynlerinden birini kaybedenlerin destekli ölümü destekleme olasılığı 18 puan daha yüksek. Aynı araştırmanın bir parçası olan odak grupları, insanların görüşlerinin doğrudan kendi yaşam deneyimleri tarafından şekillendirildiğini ortaya koydu. En ikna edici argüman özerklikti: insanlara onurlu bir şekilde ne zaman öleceklerini kendi koşullarına göre seçme hakkı vermek. Karşı çıkılan en popüler argüman ise, yaşlı ya da güçsüz insanların aile ve arkadaşlarına yük olmaktan endişe duymaları ve ölmek için kendilerini baskı altında hissetmeleriydi.
Destek koşulsuz değil;.çoğu kişi sıkı güvenceler istiyor. Toplamda yüzde 51’lik bir kesim özel üyelerin yasa tasarısının doğru hızda ilerlediğini düşünürken, yüzde 13’lük bir kesim çok yavaş olduğunu söylüyor. Sadece yüzde 19’u çok hızlı olduğunu söylüyor.
Tasarının kamuoyu ile çelişen bir unsuru da uygunluk. Seçmenler, örneğin motor nöron hastalığı gibi bir hastanın hastalığına göre belirlenmesini istiyor. Tasarı ise bunu hastanın ne kadar ömrü kaldığına göre belirliyor.
More in Common’ın, Birleşik Krallık direktörü Luke Tryl şunları söyledi: “Milletvekilleri Destekli Ölüm Yasa Tasarısı’nı nasıl oylayacaklarını düşünürken, halkın verdiği mesaj açık; destekli ölüm ilkesini destekliyorlar ancak uygunluk konusunda sıkı kısıtlamalar olduğundan ve savunmasız kişileri korumak için uygun güvenceler bulunduğundan emin olmak istiyorlar.
“Ne savunmasız kişilerin korunmasına ilişkin gerçek kaygıları gidermeyen aceleye getirilmiş bir yasa tasarısı ne de Cuma günü yapılacak ve konuyu bir on yıl daha masadan kaldıracak bir ‘hayır’ oyu, destekli ölümün yasallaştığını görmek ancak bunun düzgün bir şekilde yapılmasını isteyen halkı tatmin edecek gibi görünmüyor.”
Tryl, 59 sayfalık raporunun ve odak gruplarının bulgularını pazartesi günü milletvekillerine sunacak.
Halkın tutumu net görünse de kurumlar bölünmüş durumda. İngiltere Kilisesi, yasa tasarısına karşı çıkan liderlerin bir mektubunu yayınlayacak. Londra Piskoposu ve İngiltere’nin eski baş hemşirelik görevlisi Sarah Mullally şunları söyledi: “Endişemiz, destekli intiharı yasallaştırmanın en savunmasız insanları risk altına sokmasıdır. Palyatif bakım ve yetişkin sosyal bakımı böylesine önemli mali baskılarla karşı karşıyayken, yasayı değiştirmek bu riski arttırır.”
Yargı ve hukuk mesleği de ikiye bölünmüş durumda. Hepsi de savcılık yapmış olan Sir Max Hill, Dame Alison Saunders ve Lord Macdonald of River Glaven tasarıyı destekliyor. Ancak Yüksek Mahkeme’nin eski aile dairesi başkanı Sir James Munby, yargıçların yardımlı ölüme karar vermemesi gerektiğini söyledi ve tasarıyı suiistimale açık “son derece yetersiz bir planı” teşvik etmekle suçladı.
Kraliyet Doktorlar Koleji, 2019 yılında, üyeleri arasında yapılan bir anketin ardından, 13 yıldır sürdürdüğü destekli ölüme karşı muhalefetini bıraktı ve tarafsız bir duruş benimsedi. Bunu iki yıl sonra İngiliz Tabipler Birliği izledi. Bu hafta sonu, Kraliyet Anestezistler Koleji üyeleri ezici bir çoğunlukla tarafsız bir pozisyona geçme yönünde oy kullandı. Ayrıca üyelerin yüzde 49’u üniversitenin yasada yapılacak bir değişikliği desteklemesi gerektiğini söylerken, yüzde 29’u tarafsız bir pozisyonu destekledi ve yüzde 17’si de değişikliğe karşı çıktı. Kraliyet Pratisyen Hekimler Koleji, destekli ölüme karşı çıkan tek kraliyet üniversitesidir ancak kararını gözden geçiriyor.
Birçok milletvekili bu hafta sonunu seçim bölgelerinde tartışmaları değerlendirerek geçirdi.
Konu en son 2015 yılında Avam Kamarası’nda görüşüldüğünde, serbest oylamada 330’a karşı 118 oyla reddedilmişti. Kısmen yeni İşçi Partili milletvekillerinin katılımı nedeniyle önümüzdeki hafta kabul edilme şansı daha yüksek. Dignity in Dying, geçmişte bunu engelleyen en az 183 milletvekilinin ayrıldığını söylüyor.
Partiye bağlı bir haber sitesi olan Labour List, 62 İşçi Partili milletvekilinin tasarıyı destekleyeceğini açıkladığını, 29’unun karşı oy kullanmayı planladığını; 62’sinin ise kararsız kaldığını bildirdi.
Başbakan da dahil olmak üzere kabinenin yaklaşık üçte ikisinin tasarı lehinde oy kullanması bekleniyor. Kamu davaları direktörü olarak, hayatına devam edemeyeceğine karar veren birinin yaşamına son verilmesine yardımcı olmak için şefkatle hareket eden herhangi birinin cezai suçlamalarla karşılaşma ihtimalinin düşük olduğunu belirten bir kılavuz yayınlayan Starmer’ın, tasarıyı “satır satır” incelediği söyleniyor.
Adalet Bakanı Shabana Mahmood ve Eğitim Bakanı Bridget Phillipson tasarıya karşı çıkacaklar arasında yer alırken, Sağlık Bakanı Wes Streeting de, kabine bakanlarının kabine sekreteri Simon Case tarafından tarafsız kalmaları konusunda uyarılmalarına rağmen, tasarıya karşı oy kullanacağını defalarca söyledi. Streeting, yasada yapılacak herhangi bir değişikliğin maliyetlerini incelemeleri için yetkililere talimat verdiğini açıkladıktan sonra Starmer tarafından uyarıldı. Destekçileri, O’nun, Starmer’in bu konuya ne kadar hevesli olduğunu anlamadığını ve bunu fark etseydi görüşlerini onunla uzlaştırmanın bir yolunu bulacağını iddia ediyor. Streeting’in müdahalesinin birçok milletvekilini rahatsız ettiği ve bazılarını tasarıyı desteklemeye yönlendirdiği anlaşılıyor.
Pazar günü, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Liz Kendall, Sky News’e güvencelerin “geçmişe göre çok daha güçlü olduğunu” düşündüğünü belirterek, destekli ölüm yasa tasarısı için oy kullanacağını söyledi. “Her zaman insanlara, kendileri için önemli konularda mümkün olduğunca çok güç ve seçim hakkı verilmesi gerektiğine inandım” diyen Kendall, tasarıya karşı çıkan kabine üyeleri Streeting ve Mahmood’u savunarak, onların “güçlü görüşlere” sahip olduklarını belirtti.
Muhafazakârlar arasında, görüşlerin daha dengeli bir şekilde bölündüğü düşünülüyor; milletvekilleri biraz daha destekliyor. Kemi Badenoch, yardımcı intihara karşı “kişisel olarak sempatik” olduğunu ancak “hiçbir hükümete veya kamu hizmetine güvenmediğini” söyledi.
Gölge Adalet Bakanı olan Robert Jenrick, tasarıyı “işe yaramaz” olarak tanımladı ve yargının iş yükündeki artışı örnek gösterdi. Gölge Konut Bakanı olan Kevin Hollinrake, annesinin “çok zor koşullarda vefat ettiğini” belirterek, tasarı lehinde oy vereceğini söyledi. Hollinrake, “O zaman bu seçeneğin olması gerektiğine inandığını” ifade etti.



ENFIELD
HACKNEY
HARINGEY
ISLINGTON










