KKTC’nin 3. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, İstanbul’da Türkiye- Kıbrıs Türk Cumhuriyetleri İş Birliği Cemiyeti’nce, onuruna yapılan toplantıda, gençlik yıllarında verdikleri mücadeleyi KKTC’nin kurulmasıyla taçlandırdıklarını anlattı.
Barış harekatında doktor olarak görev yaptığını, KKTC’nin gelişmesi için üzerine düşenleri yerine getirmeye çalıştığını dile getiren Eroğlu, “Bir anavatanımız olması bizim için çok büyük bir şans. Filistin’e bakıyorum da onların da bizim gibi anavatanları olmamaları onlar için şansızlık” dedi. Nikos Anastasiadis’in “Her iki tarafın da kaybetmeyeceği bir anlaşma yapalım” dediğini belirten Eroğlu, şöyle devam etti:
“Çok kurnazca söylenmiş bir laf. Maalesef bizim içimizde de Anastasiadis için ‘iyi niyetli’ diyenler var. 1974 harekatında kaybeden taraf kendisi olduğunu kabul ettiği için kaybettiklerini aldığı zaman hiçbir taraf da kaybetmemiş ve böylece bir anlaşmaya varılmış olur. Bunun bedeli toprak demektir. Türkiye’den gelenlerin geri dönmesi, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin adayı boşaltması demektir. 1974’te yer değiştirenlerin tekrar yerlerine dönmesi demektir. Böyle kurnazca ifadelerle de zaman zaman bazı arkadaşlarımız iyi niyet sahibiymiş gibi göstermeye çalışıyor.” diye konuştu.
Eroğlu şöyle dedi: “Şimdi Kıbrıs’ta yarın anlaşma olacakmış gibi mesajlar veriliyor. Şu anda anlaşmaya çok yakın değiliz. Bunların aşırı istekleri var. Ben beş sene müzakere masasında, muhataplarıyla Kıbrıs sorununu çözmek için çaba harcadım. Ama daha Denktaş Bey’in, Talat Bey’in yaptığı görüşmeleri, tutanaklarını okuyan, bilen ve yaşayan, beş yıl müzakereleri sürdüren bir kişi olarak, şu anda anlaşma ortamından biraz uzaktayız. ‘Nisanda anlaşma olacak’ dediler, olmadı. Hazirana bıraktılar. Haziran’da anlaşma olmayacak. Anastasiadis, ‘Benim görev sürem içerisinde Kıbrıs sorununu çözeceğiz’ dedi. Ama arkadan da isteklerini masaya koyuyor. Bizim için olmazsa olmazlarımızın başında Türkiye’nin garantisi gelmektedir. Bugün anaokulundan başlayarak Rum çocukları Türk düşmanlığı ile yetiştiriliyor. ‘Eğitim sistemini değiştirelim’ dediğimizde kulak arkasına attıkları zamanda elbette Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinden vazgeçmek mümkün değildir.”
Eroğlu, kendisinin de bir anlaşmadan yana olduğunu, Rum lider Hristofyas ile 5 zirve toplantısı yaptığını, anlaşma noktasına geldiklerini ancak Hristofyas’ın son toplantıda zamanlamaya, arabuluculuğa ve Türkiye’nin garantisine “hayır” dediğini anımsatan Eroğlu, şöyle devam etti:
“O toplantıda, dört toplantıdaki kazanımları sıfırlayarak bitirmiştir. Şimdi Rumların isteklerini verdiğiniz takdirde o anlaşma değil, yok olma anlaşması olur. Ben diyorum ki, dün yaşananları dikkate alarak bugün var olan gerçekleri gözardı etmeyerek bir anlaşmaya vardığımız takdirde, ancak o anlaşma yaşayabilir ve kalıcı olur. Dün yaşadıklarımızı unutmayacağız. 1955 yılından beri yaşadıklarımızı bize yaşatmayacak bir anlaşma istiyoruz. Türkiye’nin etkin ve fiili garantisi, güneyde bir devlet varken kuzeyde de bir devlet vardır. Bu gerçekleri dikkate alıp bir anlaşmaya varırsak o anlaşma yaşayabilir. 150 bin insanımızı göçmen durumuna düşürerek, Türkiye’nin askeri gücünü Kıbrıs’tan çekerek…”
Bazı kişilerin “Kıbrıs sorunu çözümlenmeden Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesi mümkün değildir” şeklindeki sözlerinin Rumların “iştahını kabarttığını” ifade eden Eroğlu, önce Yunanistan, sonrasında da Rum Kesimi AB’ye girerken Kıbrıs sorunun sürdüğünü, Kıbrıs sorununu yaratan Yunanistan ve Rumlar AB’ye alınırken Kıbrıs sorununun çözülmesi şartının konulmadığını vurguladı.
Türk tarafının çözüm istemeyen tarafmış gibi gösterildiğini kaydeden Eroğlu, AB’nin ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin tavırlarının Rumların uzlaşmazlığını bugüne kadar taşıdığını, dikkat edilmesi gerekenin hata yapmadan müzakereleri sürdürmek olduğunu vurguladı.



ENFIELD
HACKNEY
HARINGEY
ISLINGTON










