Finans merkezinin kalbinde yer alan ve Canary Wharf’ın simgelerinden biri kabul edilen 45 katlı HSBC Kulesi (8 Canada Square), radikal bir mimari dönüşüm projesiyle gündemde. Bankacılık devinin gelecek yıl sona erecek kira sözleşmesinin ardından City of London’a taşınacak olması, binayı devasa bir karma yaşam merkezine dönüştürmek isteyen yatırımcıları harekete geçirdi.
Katar Yatırım Otoritesi (QIA) ve Canary Wharf Group (CWG) tarafından Tower Hamlets Belediyesine sunulan imar planı, binayı otel, restoran, eğlence tesisleri ve modern ofis alanlarını bir arada barındıran çok işlevli bir komplekse çevirmeyi hedefliyor. Maliyetinin 800 milyon ile 1 milyar sterlin arasında gerçekleşmesi beklenen dönüşüm, Londra’nın son dönemdeki en büyük gayrimenkul projelerinden biri olmaya aday.
Mimarlık firması Kohn Pedersen Fox (KPF) liderliğinde yürütülen projede en dikkat çekici unsur, binanın üst katlarında yapılan kesikler. Cephede büyük boşluklar açılarak kademeli teraslar oluşturulması hedeflenirken, bu tasarım binaya kamuoyunda “İsviçre peyniri” benzetmesi yapılmasına yol açtı.

Dönüşüm kapsamındaki öne çıkan diğer detaylar şöyle:
Çok Katlı Karma Kullanım: Binanın orta katları tek bir kiracı yerine birden fazla şirkete hizmet verecek modern ofisler olarak tasarlandı. Finans yayın organı The Banker’a göre, küresel varlık yönetim şirketi BlackRock şimdiden bu alanlarla ilgileniyor.
181 Odalı Otel ve Cam Kutu: Yapının üst bölümlerinde 181 odalı lüks bir otel ve “The Cloud” (Bulut) adı verilen devasa bir cam mekan yer alacak. Bu alan, panoramik Londra manzaralı restoranlar, barlar ve etkinlik merkezlerine ev sahipliği yapacak.
Kamuya Açık Alanlar ve Ulaşım: Binanın zemin katına eklenecek kamuya açık yürüyüş yolu, Elizabeth Line istasyonunu doğrudan Canada Square Park’a bağlayacak. Binanın en üst katı ise kent sakinlerinin ve turistlerin kullanımına açık seyir alanı olarak düzenlenecek.
“Sürdürülebilir ve Canlı Bir Gelecek Tasarımı”
Proje hakkında değerlendirmelerde bulunan CWG CEO’su Shobi Khan, “QIA ile birlikte 8 Canada Square projesinde üstün tasarım, mühendislik ve sürdürülebilirlik standartlarına sahip bir yapı sunmayı hedefliyoruz. Bu yatırım, Canary Wharf’un çalışma, alışveriş, konut ve sosyal imkanları tek noktada toplayan 15 dakikalık canlı bir şehir merkezine dönüşüm adımıdır,” ifadelerini kullandı.
Projenin mimarı Elie Gamburg ise tek işlevli bir ofis binasını geleceğin sürdürülebilir karma yapısına dönüştürmekten heyecan duyduklarını belirterek, bu çalışmanın küresel ölçekte iş merkezlerinin dönüşümüne emsal teşkil edeceğini vurguladı.










