Maliye Bakanı, Birleşik Krallık’ın, Avrupa Birliği ile ortaklığında ‘ticari bir ilişki’ benimseyeceğini söyledi.
Brexit’ten bu yana AB’li mevkidaşlarıyla bir araya gelen ilk Maliye Bakanı olan Rachel Reeves, İşçi Partisi döneminde İngiltere’nin, AB ile ilişkilerinin “ticari” bir yaklaşımla yönetileceğini söyledi.
Reeves, son yıllardaki “kırılgan” ilişkiyi geride bırakmaya ve “güven, karşılıklı saygı ve pragmatizm üzerine kurulu” bir ilişki sürdürmeye söz verecek.
Reeves, hükümetin çalışan insanların yaşam standartlarını iyileştirmeye yönelik temel misyonunun İşçi Partisi’nin, AB ile ilişkilerini yeniden başlatmasına yön vermesini sağlayacağını söylüyor. Birleşik Krallık ve AB arasındaki ilişkinin “sıfır toplamlı bir oyun olmadığını” söyleyen Reeves, ticaret engellerini yıkmanın, yatırım yapmak için daha fazla fırsat yaratmanın ve işletmelerin birbirlerinin pazarlarında satış yapmalarına yardımcı olmanın “her iki büyüme beklentisini de geliştireceğine” inanıyor.
Reeves, AB maliye bakanlarının Eurogroup toplantısına katılmak üzere bugün Brüksel’e gidecek ve hükümet blokla ilişkileri yeniden kurma çabalarını hızlandıracak. Sir Keir Starmer’ın, Şubat ayında, Belçika’ya giderek Donald Trump’ın ABD başkanı seçilmesi ışığında Avrupa güvenliğini görüşmek üzere AB ile “gayrı resmi bir inzivaya” katılmayı planlaması, İşçi Partisi’nin AB ile daha yakın bir ortaklık kurma isteğinin son işareti olarak görülüyor.
Başbakan, tek pazara, gümrük birliğine ve serbest dolaşım özgürlüğüne yeniden katılmak gibi kırmızı çizgilerini ihlal etmediği sürece, AB ile daha yakın işbirliği sözü verdi. Reeves ayrıca Ukrayna’ya verilen desteği arttırmaya çalışacak ve kıtada ki mevkidaşlarına Birleşik Krallık ve Avrupa’nın ulusal güvenliğinin, Ukrayna’nın ulusal güvenliğinin sağlanmasına bağlı olduğunu söyleyecek.
The Times’ta yer alan habere göre Reeves, bugünkü toplantıda AB’li mevkidaşlarına şunları söyleyecek; “Brexit’ten bu yana ilk kez bir İngiliz Maliye Bakanı Eurogroup’a hitap ediyor. Bunu yapmak için bundan daha önemli bir an olamazdı. Bu, yeni Birleşik Krallık hükümetinin ülkemizin AB ile ilişkilerini yeniden düzenleme konusundaki kararlılığının ve ortak geleceğimizin ekonomik potansiyelini gerçekleştirmeye verdiğim önemin bir işaretidir. Son birkaç yılın kırılgan geçtiğini biliyorum. Bölünme ve kaos son hükümetin Avrupa’ya yaklaşımını tanımladı. Bizimkini tanımlamayacak. Güven, karşılıklı saygı ve pragmatizm üzerine kurulu bir ilişki istiyoruz. Geçmişin düşük hırslarını geride bırakıp ileriye bakabileceğimiz, bunun yerine ortak noktalarımıza odaklanabileceğimiz olgun ve iş dünyasına benzer bir ilişki. Ve ülkelerimizi güvende, emniyette ve müreffeh tutmak için birlikte başarabileceğimiz her şeye.”
Starmer’ın Şubat ayında gayrı resmi bir zirveye katılmasının, İngiltere’nin AB ortak güvenlik ve savunma politikası girişimlerine katılmasına yol açabilecek yeni bir İngiltere-AB güvenlik anlaşması için zemin hazırlaması bekleniyor. Bu, Starmer’ın ilkbaharda Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Avrupa Konseyi Başkanı António Costa ile Brexit’ten bu yana yapılacak ilk Birleşik Krallık-AB zirvesi için bir araya geleceği önemli bir an öncesinde gerçekleşecek.
Starmer’ın, AB ile bağları yeniden kurma ve güçlendirme planları, ABD’nin seçilmiş başkanının görüşleri göz önüne alındığında özellikle hassas bir konu. Seçim kampanyası sırasında Trump, AB’yi “mini Çin” olarak tanımladı ve üst düzey danışmanları İngiltere’nin ticaret konusunda ABD ile “sosyalist” Avrupa arasında bir seçim yapmak zorunda kalacağını öne sürdü.
Starmer bu analizi reddetti ve İngiltere’nin hem AB hem de ABD ile daha yakın bağlar kurmaya çalışacağını söyledi.
Gelecek yıl yapılacak Britanya-AB zirvesinde, diğer işbirliği alanlarının duyurulmasının yanı sıra AB ile güncellenmiş bir ticaret ve işbirliği anlaşması için müzakereler resmen başlatılacak.



ENFIELD
HACKNEY
HARINGEY
ISLINGTON











