Ankara Anlaşması başvurularında yıllardır çözülemeyen sorunlar yeniden gündemde: Mahkemelerin geçmişte tespit ettiği hatalar geri mi dönüyor?
İngiltere’de Ankara Anlaşması (ECAA) kapsamında iş kuran Türk vatandaşlarının süresiz oturum (ILR) başvurularında yaşadığı gecikmeler ve ret kararları yeniden gündemde. Konunun hukuki boyutunu ve başvuru süreçlerinde yaşanan sorunları, alanın uzmanı Burcu Köroğlu değerlendirdi.
Point B Legal’dan Köroğlu’nun paylaştığı inceleme sonuçları, geçmişte mahkemelerin gündemine gelen uygulamaları, işletmelerin gerçekliğinin sorgulanmasını ve başvuru sahiplerinin karşılaştığı usule ilişkin sorunları yeniden tartışmaya açıyor. Ayrıca, “Köroğlu’nun bu konudaki makalesi, Birleşik Krallık’ın önde gelen göçmenlik hukuku platformu Electronic Immigration Network (EIN) tarafından 16 Ekim 2026’da yayımlandı.”
ECAA Rotası 2020’de Kapandı, Bekleyiş Devam Ediyor
Ankara Anlaşması (ECAA) kapsamında İngiltere’de iş kuran Türk vatandaşları, bugün de uzun bekleme süreleri ve dayanağı tartışmalı ret kararlarıyla karşı karşıya. Üstelik bu sorunların önemli bir bölümü yeni değil. Mahkemeler, 2019 ve 2023 yıllarında verdikleri kararlarda benzer hatalara açıkça dikkat çekmişti. ECAA rotası 2020 yılının sonunda yeni başvurulara kapatıldı. Ancak bu kapsamda İngiltere’de iş kurmuş binlerce Türk iş insanı ve ailesi, süresiz oturum hakkına ulaşma hedefiyle yaşamını sürdürüyor. Mevcut kurallar çerçevesinde ILR başvurusu için beş yıl kesintisiz ikamet, bu süre boyunca faal kalmış ve faaliyetlerini sürdürmüş bir işletme, İngilizce yeterliliği ve Life in the UK şartlarının karşılanması gerekiyor. İngiltere İçişleri Bakanlığının kendi rehberi, başvuru sahiplerinin listelenen her belgeyi sunmak zorunda olmadığını ve mevcut kanıtların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Sorun da tam bu noktada başlıyor.
Mahkemeler 2019 Ve 2023’te Ne Karar Verdi?
Karagül davası: İşletmenin gerçek olmadığı iddiasına karşı savunma hakkı 2019 yılındaki Karagül davasında Yüksek Mahkeme, dört Türk başvuru sahibinin işletmelerinin gerçek olmadığı gerekçesiyle, kendilerine savunma hakkı tanınmadan reddedilmesini usule aykırı buldu.
Bir işletmenin “genuine” olmadığı sonucuna varmak, özünde kötü niyet suçlaması anlamına geliyor. Bu nedenle kişinin kendisine yöneltilen iddiayı öğrenmesi ve buna yanıt verme hakkını kullanabilmesi gerekiyor.
Ozmen davası: Tek bir zayıf noktaya dayanarak başvuru reddedilebilir mi?
2023 yılındaki Ozmen davasında ise gezici bir berberin başvurusu, müşterilerinden birine otobüsle ulaşmasının 75 dakika sürdüğü gerekçesiyle kısmen reddedilmişti.
Oysa bu süre, Covid dönemindeki geçici sefer saatlerine dayanıyordu ve normal koşullarda yolculuk yaklaşık 30 dakika sürüyordu.Temyiz Mahkemesi kararı yüzeysel bularak iptal etti. Kararda, karar vericilerin önlerindeki kanıtları incelemek zorunda oldukları ve tek bir zayıf noktaya dayanarak bütün bir başvuruyu reddetmenin mantık dışı olduğu ortaya konuldu.
2026’daki Ret Kararlarında Dikkat Çeken Tablo
Daha önce kabul edilen işletmeler, ILR aşamasında neden yeniden sorgulanıyor?
Point B Legal, son dönemde verilen 45’in üzerinde ECAA uzatma ve ILR ret kararını inceledi. İncelenen kararların yaklaşık dörtte üçünde, işletmenin “genuine” olmadığı sonucuna varıldığı belirtildi.Dikkat çekici olan, bu tespitin çoğu zaman ILR aşamasında yapılması. Daha önceki uzatma başvurularında kabul edilmiş işletmeler, süresiz oturum başvurusu sırasında gerçeklikleri bakımından yeniden sorgulanıyor. Aynı kişinin yürüttüğü aynı işletmenin dört veya beş kez onaylanmasının ardından son aşamada “aslında hiç gerçek değildi” denilmesi, bu değişikliğin gerekçesinin açıklanmasını gerektiriyor. Point B Legal’ın incelediği kararlarda ise bu açıklamaların genellikle bulunmadığı ifade ediliyor.
Faturalar, Banka Hareketleri Ve Sosyal Medya: Ret Gerekçeleri Neler?
Point B Legal’ın paylaştığı değerlendirmeye göre, incelenen ret kararlarında işletmelerin gerçekliğine ilişkin şüpheler farklı gerekçelerle ortaya konuldu.
* Yaklaşık üçte ikisinde, faturaların banka hareketleriyle eşleşmediği gerekçesi öne çıktı.
* Yaklaşık yarısında, web sitesi veya sosyal medya varlığının zayıf olduğu belirtildi.
* Yaklaşık beşte ikisinde, nakit ağırlıklı çalışma ve “untraceable funds” ifadesi, yani kaynağı izlenemeyen fonlar, ret gerekçeleri arasında yer aldı.
* Yaklaşık beşte ikisinde, bağlantılı şirketler ve akraba müşterilerle ilgili hususlar gündeme getirildi.
Ret kararlarının yaklaşık üçte birinde ise gelirin yüzde 40 civarının tek bir müşteriden elde edilmesi, başvuru sahibinin aslında bağımsız bir işletme sahibi değil, “çalışan” olduğu iddiası için yeterli görüldü. Oysa bu topluluktaki pek çok işletmenin müşteri kazanmak için tavsiye ve ağızdan ağıza yayılan referanslara, yani “word of mouth” yöntemine dayandığı belirtiliyor. Bu çalışma biçimi, tek başına bir işletmeyi daha az gerçek hâle getirmiyor.
Belge Tamamlama Fırsatı Tanınmadan Verilen Retler
Bazı başvurularda sorun işletmenin faaliyetleri değil, doğrudan işlem süreci oldu. İncelenen ret kararlarının yaklaşık onda birinde, işletme hakkında herhangi bir olumsuz tespit bulunmadığı belirtildi. Bu kararların tamamen usule dayalı gerekçelerle verildiği ifade edildi. İncelenen örnekler arasında dikkat çeken olaylar da yer aldı. Bir başvuru sahibi, okunaksız olduğu belirtilen belgelerin yerine yenilerini gönderdi. Ancak başvurusu aynı gün, gönderilen yeni belgelerin de okunaksız olduğu gerekçesiyle reddedildi. Bir başka başvuru sahibi ise temsilcisinin zamanında yanıtladığı bir talebe yanıt vermediği gerekçesiyle ret kararıyla karşılaştı. Başka bir vakada ise idari inceleme (administrative review) için standart 14 günlük süre yerine yalnızca dört gün verildi. Bu örnekler, belge eksikliği veya idari süreçlerle ilgili sorunların başvuru sahiplerine nasıl yansıdığına ilişkin ciddi soruları beraberinde getiriyor.
İçişleri Bakanlığının Kendi Politikası Uygulaması Bekleniyor
İngiltere İçişleri Bakanlığının “Evidential Flexibility” adı verilen kanıt değerlendirme politikası, eksik veya belirsiz belgeler nedeniyle ortaya çıkabilecek sorunları önlemek amacıyla bulunuyor. Bu politika ECAA başvurularını da kapsıyor. Politika, belgelerin eksik veya belirsiz olması durumunda başvuru sahibine eksiklikleri giderme fırsatı tanınmasını öngörüyor.
Buna karşın Point B Legal, incelediği vakalarda söz konusu politikanın uygulanmadığını belirtiyor. Bu durum, mevcut kuralların yeterliliğinden çok, var olan düzenlemelerin uygulamada ne ölçüde hayata geçirildiği sorusunu öne çıkarıyor.
Altı Aylık Hizmet Standardı, Yillara Uzanan Bekleyiş
Gecikmeler yalnızca başvuruların sonuçlanmasını değil, başvuru sahiplerinin yaşamlarını da etkiliyor. İçişleri Bakanlığının kendi hizmet standardı altı ay olmasına rağmen, birçok ECAA başvurusu bu sürenin çok ötesinde bekliyor. Migrants’ Rights Network tarafından 2022 yılında yayımlanan raporda, bazı başvuru sahiplerinin iki yıla kadar beklediği ortaya konulmuştu. Rapora göre katılımcıların yüzde 65’inden fazlası maddi zarar görürken, yüzde 91’i ruh sağlığının ciddi biçimde etkilendiğini bildirmişti. Aradan dört yıl geçmesine rağmen bugün ortaya konulan tablo, geçmişte kaydedilen sorunlarla dikkat çekici benzerlikler taşıyor. Başvuru dosyalarının yeterli açıklama yapılmadan “complex”, yani karmaşık olarak nitelendirilmesi ve aylar önce yöneltilebilecek soruların ancak çok daha sonra ret niyeti mektuplarıyla gündeme getirilmesi, eleştirilerin odak noktaları arasında bulunuyor.
Topluluk Harekete Geçti: 100’ü Aşkin Kişi Bir Araya Geldi
Yaşanan sorunlara karşı topluluk da harekete geçti. Nisan 2026’da 100’ü aşkın kişinin katıldığı bir toplantı düzenlendi ve başvuru sahiplerinin yaşadığı vakalar kayıt altına alındı. Point B Legal’ın aktardığına göre bu çalışmanın ardından ECAA ILR dosyaları için üç ek karar verici görevlendirildi ve bekleyen bazı dosyalarda hareketlilik başladı. Ancak kuruluş, yalnızca daha hızlı karar verilmesinin yeterli olmadığına dikkat çekiyor. Asıl önemli olanın kararların doğru ve mevcut kurallara uygun biçimde verilmesi olduğu vurgulanıyor. Gecikmelerle mücadele kapsamında ilerleme sağlanmaya başlandığı belirtilirken, şimdi daha büyük bir sorunla karşı karşıya olunduğu ifade ediliyor: Başvuruların değerlendirilme biçimi ve ret kararlarının gerekçeleri.
Earned Settlement Endişesi: Beş Yıllık Yol On Yıla mı Çıkacak?
ECAA başvuru sahiplerinin karşı karşıya olduğu sorunlar, İngiltere’de süresiz oturuma geçiş koşullarına ilişkin belirsizliklerin yaşandığı bir dönemde gündeme geliyor.
Hükümetin “earned settlement” adıyla sunduğu öneriler, çoğu göçmenlik rotasında süresiz oturuma geçiş süresinin on yıla çıkarılmasını öngörüyor. Ancak ECAA rotasında bulunan kişilere bu değişiklikler karşısında nasıl bir geçiş düzenlemesi uygulanacağı henüz netleşmiş değil. Bu belirsizlik, hâlihazırda ECAA kapsamında İngiltere’de yaşayan ve süresiz oturum için başvuran Türk vatandaşlarının geleceğe ilişkin kaygılarını artırıyor.
Ne Değişmeli? Point B Legal’in Talepleri
Point B Legal’a göre yaşanan sorunların çözümü için yeni bir yasaya ihtiyaç bulunmuyor. Kuruluş, mahkemelerin gerekli standartları geçmişte ortaya koyduğunu, İçişleri Bakanlığının da ilgili politikalara sahip olduğunu belirtiyor. Eksik olanın, mevcut standartların ve politikaların uygulamada hayata geçirilmesi olduğu vurgulanıyor.
Kuruluşun talepleri şöyle sıralanıyor:
- Ret öncesinde başvuru sahibine açıklama fırsatı tanınmalı. İşletmenin gerçekliği konusunda şüphe bulunması durumunda, ret kararı verilmeden önce başvuru sahibine yazılı olarak veya mülakat yoluyla soru yöneltilmeli.
- Evidential Flexibility politikasıECAAbaşvurularında fiilen uygulanmalı. Eksik veya belirsiz belgeler söz konusu olduğunda başvuru sahiplerine gerekli düzeltmeleri yapma fırsatı verilmeli.
- Daha önce kabul edilen işletmelerin gerçekliği gerekçesiz biçimde yeniden sorgulanmamalı. Önceki uzatma başvurularında kabul edilmiş işletmelerin gerçekliği, yeni bir kanıt ortaya konulmadan ILR aşamasında yeniden tartışmaya açılmamalı.
- İşlem süreleri ve ret oranları kamuoyuyla paylaşılmalı.ECAAbaşvurularının ne kadar sürede sonuçlandırıldığı ve hangi oranlarda reddedildiği yayımlanmalı.
- Earned settlement öncesinde mevcutECAAsahiplerinin durumu açıklığa kavuşturulmalı. Yeni düzenleme yürürlüğe girmeden önce, mevcut ECAA sahiplerinin rotaya girdikleri koşullara göre değerlendirilecekleri teyit edilmeli.
“Sesimiz Ne Kadar Çok Duyulursa Değişim O Kadar Mümkün”
“Point B Legal, yaşanan sorunların EIN gibi avukatların, danışmanların ve karar vericilerin takip ettiği bir platformda kayıt altına alınmasının önemine dikkat çekiyor. Kuruluş, bu çalışmanın Migrants’ Rights Network ile yürütülen çalışmalara da güç kattığını belirtiyor. ECAA başvurularındaki gecikmelerden veya ret kararlarından etkilenen kişilerin deneyimlerini paylaşmaya davet edildiği açıklamada, yaşanan sorunların daha geniş çevreler tarafından duyulmasının değişim ihtimalini artıracağı vurgulanıyor.
ECAA başvurularındaki gecikmelerden veya ret kararlarından etkilenen ve deneyimlerinin bu çalışmaya dâhil edilmesini isteyen kişiler,
https://www.ein.org.uk/blog/genuine-until-settlement-ecaa-refusals-and-lessons-karagul-and-ozmen
info@pointblegal.com adresi üzerinden Point B Legal ile iletişime geçebilir.











