ABD-İran geriliminin piyasalarda satışları artırmasıyla İngiltere tahvil faizleri yaklaşık 20 yılın en yüksek seviyelerine çıktı. Gözler 28 Ekim bütçesine çevrildi.
ABD ile İran arasındaki gerilimin yeniden tırmanması küresel tahvil piyasalarında satışları hızlandırırken, İngiltere’nin devlet borçlanma maliyetleri yaklaşık 20 yılın en yüksek seviyelerine çıktı. Tahvil faizlerindeki yükselişin, 28 Ekim’de açıklanacak bütçe öncesinde hükümetin mali hareket alanını önemli ölçüde daraltabileceği belirtiliyor.
İngiltere’de devletin borçlanma maliyetleri, küresel tahvil piyasalarında yaşanan satış dalgasının etkisiyle yükselerek yaklaşık son 20 yılın en yüksek seviyelerine ulaştı.
ABD ile İran arasındaki çatışmaların yeniden tırmanmasının ardından yatırımcıların devlet tahvillerinden uzaklaşması, küresel piyasalarda tahvil faizlerinin yükselmesine neden oldu. Kalıcı enflasyon ve faiz oranlarının yeniden yükseltilebileceğine ilişkin endişeler de piyasalardaki baskıyı artırdı.
İngiltere’nin gösterge niteliğindeki 10 yıllık devlet tahvilinin faizi çarşamba günü 0,01 puan yükselerek yüzde 5,26’ya çıktı.
30 yıllık tahvil faizi ise yüzde 5,89 seviyesinde seyretti.
Tahvil fiyatları ile faizleri ters yönde hareket ediyor. Tahvillere yönelik satışların artması fiyatları düşürürken, borçlanma faizlerinin yükselmesine yol açıyor.
Tahvil faizleri 2008 krizinden bu yana en yüksek seviyelerde
İngiltere tahvil faizleri salı günü, ABD ile İran arasında yaşanan son çatışmaların ardından yatırımcıların devlet tahvillerini satmasıyla 2008 küresel finans krizinden bu yana görülen en yüksek seviyelere ulaştı.
Küresel piyasalardaki satışların merkezinde artan jeopolitik riskler, yükselen enerji fiyatları ve enflasyonun uzun süre yüksek kalabileceğine yönelik beklentiler bulunuyor.
The Times’ta yer alan habere göre, Deutsche Bank analistleri, eylül ayının piyasalarda artan jeopolitik risk, petrol fiyatları ve tahvil faizlerinin etkisiyle riskten kaçış eğilimiyle başladığını belirtti.
Analistler, özellikle enflasyon ve enerji fiyatlarına ilişkin endişelerin piyasa hareketlerinde belirleyici olduğunu ve İngiltere devlet tahvillerinin satışlardan ciddi şekilde etkilendiğini kaydetti.
Hükümetin mali hareket alanı daralabilir
Tahvil faizlerindeki yükseliş, 28 Ekim’de açıklanacak bütçe öncesinde hükümet açısından da yeni bir baskı oluşturuyor.
Ekonomistler, Başbakan Andy Burnham hükümetinin kullanabileceği mali hareket alanının tahvil faizlerindeki yükseliş nedeniyle önemli ölçüde azalabileceği uyarısında bulundu.
Eski Maliye Bakanı Rachel Reeves’in mart ayındaki bahar açıklamasının ardından hükümetin mali kuralları çerçevesinde yaklaşık 23,7 milyar sterlinlik hareket alanı bulunuyordu.
Ancak devlet tahvillerinin faizlerinin yükselmesi hükümetin borçlarının faiz maliyetini artırdığı için bu miktarın önemli ölçüde azalabileceği değerlendiriliyor.
Bu durum, ekim ayındaki bütçede vergi artışları veya kamu harcamalarında kesintiler yapılabileceğine ilişkin beklentileri de güçlendirdi.
Yüksek tahvil faizleri bütçeyi nasıl etkiliyor?
Devlet tahvili faizlerinin yükselmesi, hükümetin finansman sağlamak için daha yüksek maliyetle borçlanması anlamına geliyor.
Borçlanma maliyetlerinin artması devlet bütçesinden faiz ödemelerine ayrılan miktarın yükselmesine neden olurken, hükümetin diğer kamu harcamaları veya vergi politikaları için kullanabileceği mali alanı daraltabiliyor.
Yüksek tahvil faizlerinin aynı zamanda ekonomik büyüme üzerinde de baskı oluşturabileceği belirtiliyor.
Petrol 95 dolara yaklaştı
ABD ile İran arasındaki gerilim enerji piyasalarında da etkisini gösterdi.
Uluslararası petrol piyasasının temel göstergelerinden Brent petrol çarşamba günü varil başına 94,67 dolar seviyesinde işlem gördü.
WTI petrol fiyatı yüzde 0,14 düşüşle 90,09 dolar civarında seyretti.
Avrupa doğal gaz fiyatları ise 2023’ten bu yana görülen en yüksek seviyeye çıktı. Hollanda’daki işlemlerde fiyatların megavatsaat başına 75 euronun üzerine çıktığı belirtildi.
Enerji fiyatlarındaki yükselişin temelinde ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırıların daha geniş kapsamlı bir çatışmaya dönüşebileceğine yönelik endişeler bulunuyor.
Altın son bir ayda yüzde 6’dan fazla yükseldi
Jeopolitik belirsizliklerin etkilediği bir diğer piyasa ise altın oldu.
Altının ons fiyatı çarşamba günü yüzde 0,17 gerileyerek 4 bin 320 dolar seviyesine inse de değerli metal son bir ay içerisinde yüzde 6’dan fazla değer kazandı.
Aberdeen Investments Yatırım Direktörü Matthew Amis, yaz döneminin sona ermesine rağmen İran merkezli çatışmanın çözüme yaklaşmadığına dikkat çekti.
FTSE 100 geriledi
Tahvil ve enerji piyasalarındaki hareketlilik İngiltere borsasına da yansıdı.
Londra’da FTSE 100 endeksi yüzde 0,51 düşerek 10.734,26 puana gerilerken, orta ölçekli şirketleri kapsayan FTSE 250 endeksinde de benzer oranda düşüş yaşandı.
Sterlin dolar karşısında yüzde 0,04 değer kaybederek yaklaşık 1,35 dolar seviyesinde işlem görürken, euro karşısında yüzde 0,08 yükselerek yaklaşık 1,16 euroya çıktı.
Avrupa piyasalarında da satışlar görüldü. Stoxx 600 yüzde 0,29, Almanya’nın DAX endeksi yüzde 0,4 ve Fransa’nın CAC 40 endeksi yüzde 0,39 geriledi.
Asya piyasaları da Wall Street’teki önceki gün yaşanan kayıpların ardından düşüş kaydetti.
Piyasalarda bundan sonraki süreçte ABD-İran geriliminin seyri, enerji fiyatları, enflasyon beklentileri ve İngiltere hükümetinin 28 Ekim’de açıklayacağı bütçe yakından takip edilecek.











