Labour Partili Belediye Lideri Ergin Erbil ve Labour Partili MP Feryal Clark ile Enfield Belediyesi meclis salonunda buluşan Ankara Anlaşması mağdurları, Avrupa Birliği ile 1963’te imzalanan hukuki çerçeveye güvenerek geldikleri Birleşik Krallık’ta yıllardır sonuçlanmayan başvurular için sert çıktı: “Kurallara uyarak geldik, yükümlülüklerimizi yerine getirdik. Bugün yaşanan gecikme, eşitsizlik ve belirsizlik insan haklarıyla bağdaşmıyor.”
Toplantı Enfield Belediyesi’nde gerçekleşti
Londra’nın kuzeyinde düzenlenen ve yaklaşık iki saat süren toplantıya 30’a yakın başvuru sahibi ve iş insanı katıldı. Ankara Anlaşması kapsamında başvuru yapmış, özellikle ECAA vize sahipleri ve bu yolla ILR sürecinde bekleyen katılımcılar, 6-8 aylara yayılan belirsizliğin hayatlarını doğrudan etkilediğini dile getirdi.
AB temelli anlaşma: “Bu bir uluslararası hak”
Katılımcılar, Ankara Anlaşması ile başlayan ve 1970 tarihli Ek Protokol ile güçlenen yapının bir Avrupa Birliği (AET) anlaşması olduğuna dikkat çekti.
Bu kapsamda:
• Birleşik Krallık’a girişlerin uluslararası bir hukuki zemine dayandığı
• Başvuru sahiplerinin bu kurallara güvenerek ülkeye geldiği
• Sürecin kazanılmış haklar çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği
vurgulandı.
Katılımcılar, “Bu sadece bir göçmenlik başvurusu değil, uluslararası anlaşmadan doğan bir haktır” değerlendirmesinde bulundu.
“ECAA ILR neden bekletiliyor?”
Toplantının en dikkat çeken başlıklarından biri, ECAA kapsamında yapılan süresiz oturum (ILR) başvurularının sonuçlanmaması oldu.
Katılımcılar şu soruları gündeme taşıdı:
• Neden diğer vize rotalarında süreçler ilerlerken ECAA başvuruları belirsizlikte bırakılıyor?
• Aynı sistem içinde farklı gruplara farklı uygulama yapılması eşitlik ilkesiyle nasıl açıklanıyor?
Bu durumun eşitsiz muamele ve insan haklarıyla bağdaşmayan bir uygulama olduğu yönünde değerlendirmeler yapıldı.
“Geriye dönük değişiklikler hukuki güveni sarsıyor”
Başvuru sahipleri, sürecin başında geçerli olan kuralların sonradan değiştirilmesinin hukuki güven ilkesine zarar verdiğini belirtti.
• Başvuru tarihindeki şartların esas alınması gerektiği
• Geriye dönük uygulamaların kabul edilemez olduğu
• Devlete duyulan güvenin zedelendiği
nitel ve nicel örneklerle ortaya kondu.
İş kuran, vergi ödeyen ve istihdam sağlayan katılımcılar, sistemin sunduğu tüm yükümlülükleri yerine getirdiklerini vurguladı.
“Bu sadece hukuki değil, insani bir mesele”
Toplantının en çarpıcı anları, aile kayıpları ve seyahat kısıtlamaları üzerine yapılan konuşmalarda yaşandı. Bazı katılımcılar, yakınlarını kaybettiklerini ancak devam eden süreçler nedeniyle ülkelerine gidemediklerini ifade etti.
Bu durum, uzun bekleyişin yalnızca idari değil, aynı zamanda insan hakları ve vicdani boyut taşıdığını ortaya koydu.
“2020 sonrası kapanan rota: Son dosyalar neden bekletiliyor?”
Ankara Anlaşması vize rotasının özellikle 2020 sonrasında yeni başvurulara kapandığı hatırlatılırken, toplantıda bu yol üzerinden Birleşik Krallık’a gelenlerin artık “son grup” olduğuna dikkat çekildi.
Katılımcılar, kendilerinden önce başvuru yapan birçok kişinin süreçlerini tamamladığını, kendilerinin de aynı süreçleri ve yükümlülükleri eksiksiz yerine getirmesine rağmen başvurularının hâlâ sonuçlandırılmamasının ciddi soru işaretleri doğurduğunu ifade etti.
“Biz bu sistemin son başvuranlarıyız, bizden sonra bu vize rotası zaten yok” diyen katılımcılar, dosya sayısının da yüksek olmadığını vurgulayarak gecikmenin teknik değil, idari bir tercih izlenimi yarattığını dile getirdi.
Toplantıda öne çıkan değerlendirmeler:
• Sınırlı sayıdaki dosyaların sonuçlandırılmaması
• Önceki başvuru sahiplerine tanınan hakların son gruba aynı şekilde uygulanmaması
• Aynı hukuki çerçevede yer alan kişiler arasında farklı muamele yapılması
Bu durumun eşitlik ilkesi ve hukuki güven açısından ciddi şekilde sorgulanması gerektiği ifade edildi.
Katılımcılar şu soruyu dile getirdi:
“Kurallara harfiyen uyan bizlersek, değişen uygulamalar neden sadece bize yansıtılıyor?”
Talepler tutanak haline getirildi
Toplantıda dile getirilen tüm başlıklar yazılı hale getirilerek Ergin Erbil’e sunuldu. “Yükselen sesler” başlığıyla hazırlanan metinde hukuki güvenlik, eşitlik ilkesi ve insani mağduriyetler öne çıktı.
Erbil: “Katkılar göz ardı edilmemeli”
Ergin Erbil, göçmen girişimcilerin ekonomiye sağladığı katkıya dikkat çekerek konuyu Birleşik Krallık İçişleri Bakanlığı nezdinde gündeme taşıdığını belirtti.
“Bu insanlar kurallara uyarak geldi, yatırım yaptı, vergi verdi. Sürecin adil, şeffaf ve öngörülebilir olması gerekir” dedi.
Ortak çağrı: Adalet, eşitlik ve insan hakları
Toplantının sonunda tek bir talep öne çıktı:
Başvuruların, başvuru yapılan dönemin hukuki şartlarına göre, gecikmeksizin ve adil biçimde sonuçlandırılması.
Katılımcılar, yıllar içinde kurdukları hayatların belirsizlik içinde bırakılmasının kabul edilemez olduğunu vurgulayarak şu mesajı verdi:
“Bu bir ayrıcalık değil, kazanılmış hakkın korunmasıdır.”

ENFIELD
HACKNEY
HARINGEY
ISLINGTON











