Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, pazar günü verdiği yaklaşık 40 dakikalık kapsamlı röportajda, 2026’ya girerken izleyeceği siyasi hayatta kalma stratejisini net biçimde ortaya koydu. Röportaj, hem parti içindeki huzursuzluğa açık bir mesaj hem de seçmene yönelik temkinli bir umut çağrısı olarak değerlendiriliyor.
Parti İçi Mesaj: “Gitmiyorum”
Starmer’ın mesajının ilk ayağı, doğrudan parti içindeki muhaliflere yönelikti. Başbakan, görevden alınmasını tartışan isimlere açık bir uyarıda bulunarak, 2027’de ve seçimlere kadar Downing Street’te kalacağını söyledi. Kendisine karşı bir hamlenin, Muhafazakâr Parti dönemindeki “tam anlamıyla kaosu” geri getireceğini ve bunun ülkeyi Nigel Farage liderliğinde bir hükümete sürükleyebileceğini savundu.
Starmer’ın bu noktaya gelmiş olması, siyasi kulislerde dikkat çekici bulunuyor. Zira yalnızca bir yıl önce, Labour Party lideri olarak ezici bir seçim zaferi kazanmış, uzun süreli bir iktidar döneminden söz ediyordu. O dönemde konumu neredeyse sarsılmaz görünüyordu.
Hükümetin İlk Yılı: Hatalar ve Güven Kaybı
Ancak Downing Street’e girişten bu yana tablo önemli ölçüde değişti. Hükümet, art arda gelen politika geri dönüşleri, sık sık değişen öncelikler, “yeniden başlatma” girişimleri ve Başbakanlık Ofisi’ndeki kadro değişiklikleriyle anıldı. Kamuoyu yoklamalarında yaşanan düşüşün boyutu ise son derece çarpıcı: Starmer, bazı anketlere göre kayıtlardaki en düşük popülerliğe sahip başbakan konumunda.
Bu bağlamda Starmer’ın parti içindeki rakiplerine verdiği mesaj net: “Beni zayıflatmak durumu daha da kötüleştirir.” Başbakan, kendisine karşı bir hareketin İşçi Partisi’ni istikrarsızlığa sürükleyeceğini ve bunun siyasi kazancının Reform UK’ye yazılacağını savunuyor.
Seçmene Umut Mesajı
Röportajın ikinci ayağında ise Starmer, 2026’ya dair temkinli bir iyimserlik sunmaya çalıştı. Ekonominin toparlanabileceğini, yaşam maliyetlerinin düşebileceğini ve hanelerin zamanla kendilerini daha iyi hissedeceğini dile getirdi.
Bu çerçevede Brexit sonrası AB ile ilişkiler yeniden gündeme getirildi. Starmer, Birleşik Krallık’ın AB tek pazarıyla daha yakın uyum arayışında olacağını açıkladı. Bu yaklaşımın, parti içindeki birçok isim tarafından olumlu karşılanması beklenirken, bazı milletvekillerinin daha ileri adımlar – örneğin gümrük birliği – talep edebileceği de kulislerde konuşuluyor. Hükümetin beklentisi, Avrupa ile daha yakın ekonomik bağların büyümeyi desteklemesi.
Siyasi Gerçeklik: Yeterli Olur mu?
Ancak soru işaretleri büyük. İşçi Partisi, tarihsel olarak lider değişimlerini kolaylaştıran bir yapıya sahip değil. Parti kuralları gereği, bir liderlik mücadelesinin başlaması için en az 81 milletvekilinin tek bir rakip etrafında birleşmesi gerekiyor. Bu da parti içindeki hizipli yapı göz önüne alındığında kolay değil.
Starmer ayrıca, Mayıs ayında yapılacak yerel seçimler ile İskoçya ve Galler’deki seçimlerin hükümet için bir “referandum” olarak görülmemesi gerektiğini savunuyor. Ancak asıl kritik soru, bu yorumu kendi milletvekillerinin paylaşıp paylaşmadığı.
Zamanla Yarış
Ekonomik göstergeler de baskıyı artırıyor. Vergi artışlarının etkisiyle, yaşam standartlarının bu parlamento dönemi boyunca büyük ölçüde durağan kalmasının beklendiği belirtiliyor. Eğer kamuoyu yoklamalarında hızlı bir toparlanma yaşanmazsa, parti içindeki bazı isimlerin Starmer’ı bir varlıktan ziyade yük olarak görmeye başlayabileceği değerlendiriliyor.
Sonuç olarak, Başbakan 2026’ya girerken net bir strateji çizmiş durumda: parti içi meydan okumaları bastırmak, Reform UK tehdidini öne çıkarmak ve ekonomik toparlanma umuduna yatırım yapmak. Ancak The Times’ın haberine göre bu yaklaşımın, hızla eriyen siyasi desteği tersine çevirmeye yetip yetmeyeceği, önümüzdeki ayların en belirleyici sorusu olacak.



ENFIELD
HACKNEY
HARINGEY
ISLINGTON











