Alternatif Düşünce Grubu’nun düzenlemiş olduğu "Suriye Muamması Ve Türkiye’ye Etkileri" başlıklı söyleşi, 15 Aralık Pazar günü, saat 15:00’de Babel Art House’da gerçekleşti.
Söyleşiye bölgedeki çatışma alanlarından canlı haber aktaran gazeteci, yazar, Halk TV Dış Haberler Editörü Mustafa Kemal Erdemol ve akademik çalışmalarını Kuzey Irak’ta da sürdüren, yazar Doç. Dr. Zafer Yörük konuşmacı olarak katıldılar. Söyleşinin moderatörlüğünü Alternatif Düşünce Grubu’ndan siyaset bilimcisi, ekonomist Elif Gelirli yaptı.

Kalabalık bir dinleyici kesiminin katıldığı toplantı, kuruluşundan günümüze Suriye tarihinin, konuşmacılar tarafından anlatılmasıyla başlayarak, Suriye’nin nüfus yapısı, bölgesel kimlikler, inançlar, kuruluşundan bu yana yaşanan politik aşamalar anlatıldı. 2011’de başlayan Arap Baharı’nın iç savaşa dönüşmesiyle günümüze uzanan süreci ayrıntılarıyla açıklayan konuşmacılar, Suriye’deki mozaik yapıyla ilgili bilgileri dinleyicilerle paylaştılar.

Suriye eski anayasasının “İsrail’e ve siyonizme karşı olduğu beyan edilen dünyadaki tek anayasa” olduğunu hatırlatan konuşmacılar, BAAS parti tüzüğünün 1928 CHP tüzüğünden çok etkilendiğini açıkladılar. Ayrıca eski anayasada “etnik ve milliyetçi parti kurulmaz” maddesinin de bulunduğunu önemle vurgulanan toplantıda, konuşmacılardan Mustafa Kemal Erdemol, Türkiye’nin de müdahaleleriyle “Sedece Esad’ı, sadece Saddam’ı ortadan kaldırmadık, demokratik muhalif güçleri de ortadan kaldırdık” yorumunda bulundu.
Sohbete katılan dinlerlerin sorusu üzerine bölgedeki mevcut aktörlerin (Irak ve Şam İslam Devleti) IŞİD, El-Kaide ve yeni örgütlenme (Heyet Tahrir el-Şam) HTŞ’nin kimlerden oluştuğu ve Suriyeli Kürtlerin örgütü (Yekineyen Parastin Gel – Halk Koruma Birlikleri) YPG grubu kapsamlı bir şekilde anlatıldı.
Konuşmacılar Fırat’ın doğusuna çekilmiş olan Suriye Demokratik Güçleri ile Fırat’ın batısında kalan HTŞ güçleri arasında bir mutabakatın varlığından da bahsettiler. Suriye büyük ölçüde düz arazilerden oluştuğundan, silahlanıp dağa çıkmayanların politik anlamda çok geliştiğine değinilerek Suriyeli Kürtlerin iç savaş başladığından bu yana çok istikrarlı bir şekilde yalnızca kendilerini koruyarak, karşılarına hasım almayan politikalara yöneldikleri konuşuldu.
Yaşanan son olayları sadece Suriye’nin iç dinamiklerine bağlamanın doğru bir yorum olamayacağını belirten konuşmacılar, ABD ve İsrail’in hakimiyetlerinden de bahsederek bölgede faaliyet gösteren YPG’nin İsrail ile kurduğu ilişkiler eleştirildi.
Suriye’de bundan sonra neler olabilir sorusu üzerine her iki konuşmacı da karamsar bir tablo içerisinde HTŞ’nin bir şemsiye birlik olduğu ve içerisindeki farklı fikriyattaki birçok silahlı grubun, kendi aralarında bir iç savaş doğurabileceği belirtilerek, Sünni gruplardan kurulu HTŞ’nin Aleviler’e yönelik katliamlara girişilebileceği; ülkenin Irak türü bir federasyona dönüşebileceğine vurgu yapıldı.
Suriye’nin uzun dönemde bölünebileceği ihtimalinin de söz konusu olabileceği, bölünmüş bir Suriye’nin Türkiye’nin çıkarlarına uygun olmadığından Türkiye’nin Suriye’nin toprak bütünlüğünü istediği işaret edildi.
Suriye’deki kalkışmalardan dolayı Türkiye’nin, İran ve Rusya tarafından eleştirildiği, Rusya ile Türkiye arasında uzun zamandır kontrollü bir sürtüşmenin olduğu, Rusya’nın Avrupa yaptırımlarından kurtulduğu an Türkiye’yi hedefe koyabileceği tartışıldı. İran’ın ise büyük küresel güçler ile başa çıkabilecek gücü olmadığı vurgulandı.
Zafer Yörük bu konuda şunları aktardı: “HTŞ’nin yönetimi ele geçirmesi sonuçlarından en önemlisi, İsrail’in önünün açılmasıdır. İsrail’in Golan tepelerinden sonra Şeyh Dağı’nı (Hermon Dağı) da ele geçirmesi ve ardından Davut Koridoru’nu açması, Suriye engelini kaldırdığı için İsrail’e İran’ı istediği gibi vurabilme olanağını vermiştir. Diğer yandan, kuzeye doğru Fırat Nehri boyunca harekete devam edip, Kürtlere destek olarak bir devlet kurulmasıyla İsrail hem Suriye’nin yeraltı zenginliklerine ulaşacak, hem de sınırda artık İsrail, Türkiye ile komşu olacaktır.”
Yörük, ayrıca, 1916’da Birleşik Krallık ve Fransa arasında, Rusya ve İtalya’nın da onayıyla,Osmanlı İmparatorluğu’nun nihai bölünmesinde karşılıklı olarak kabul edilen etki ve kontrol alanlarını tanımlayan gizli bir anlaşma olan Skyes-Picot Antlaşması’ndan bahsetti. Bu antlaşma gereğince, Osmanlı İmparatorluğu’nun 1. Dünya Savaşı’nda yenilgiye uğratılması ve bölünmesi öngörülüyordu. Anlaşma, bugün Güney İsrail ve Filistin, Ürdün ve Güney Irak bölgelerinin kontrolünü İngiltere’nin kontrolüne, Türkiye’nin güneydoğusunu, Kürdistan Bölgesi’ni, Suriye ve Lübnan’ı ise Fransa’nın kontrolüne bırakılmasını öngörüyordu. Ancak bu gizli kalması gereken antlaşmanın Sovyetler Birliği tarafından ifşa edildiği de konuşuldu.
Suriye sorununun Türkiye’ye yansımaları ne olur, yurdumuz bir Orta Doğu ülkesine dönüşebilir mi, sorularına karşılık Mustafa Kemal Erdemol “AKP’nin bu işten kazançlı çıkacağını, ülkemizin şu an tek parti devleti haline geldiğini” açıkladı.
Erdemol “Türkiye’nin Suriye’de HTŞ güçlerini desteklemesini bir nevi zafer kazanmak olarak yorumlayan hükümetin, Suriye’de Türk bayrağı dikilmesini iç politikaya bir malzeme olarak kullandığını ve bunu, seçim yatırımı olarak gören Erdoğan’ın, bir dönem daha seçilebileceği riskini” sözlerine ekledi. Ayrıca “halkın bir kısmı bunu zafer çığlıkları ile karşılarken, büyük bir kesimin, olup biteni endişeyle izlediğini ve bunun Türkiye için kısa ve uzun vadede felaketlere yol açabileceğinin farkında olmamız gerektiğini” de belirtildi.
“Muhalefetinse mevcut siyasi ve ekonomik yapıları incelemedikleri, uzun dönemli projeler ve çözümler üzerinde geniş ufuklu bir düşünce üretemedikleri, alternatif oluşturamadıkları, halbuki Türkiye’de yabana atılmayacak, köklü ve büyük bir muhalif güç olduğunu, CHP ve DEM’e ciddi görevler düştüğünü” de sözlerine ekledi.
Uzun dönemde ülkemizin Suriye, Irak, Libya olmasına kapı aralandığının ifade edildiği söyleşiyi izleyenler söz alarak, Suriyeli sığınmacılar konusundaki endişelerini dile getirdikleri gibi ileride başa büyük işler açma tehlikesi taşıdığını da işaret ettiler.
Toplantı konuşmacılara ve katılımcılara teşekkürlerle büyük alkışlar altında sona erdi.
Söyleşiyi düzenleyen Alternatif Düşünce Grubu; çoğunluğu Türkiye ve İngiltere’de CHP yapılanmalarında görev almış veya gönül vermiş kişilerden oluşuyor. Kalıplaşmış düşüncelere karşı alternatif bakış açıları aramaya, çözümler bulmaya, farklı ve özgür platformlar sunmaya çalışan grup barışçıl, akılcı, bilimsel, yenilikçi, eleştirmekten korkmayan, emek ve yoksuldan yana, dil, din, ırk ayırmadan duyarlılıklar oluşturulmasını amaçlıyor.



ENFIELD
HACKNEY
HARINGEY
ISLINGTON











