Olay Gazete Turkish Newspaper in London
  • İNGİLTERE GÜNDEMİ
  • TOPLUM
  • EKONOMİ
  • YAŞAM/SAĞLIK
  • KÜLTÜR/SANAT
  • EĞLENCE/TATİL
  • WEBTV
  • MODA/TASARIM
  • SPOR
  • İNGİLTERE GÜNDEMİ
  • TOPLUM
  • EKONOMİ
  • YAŞAM/SAĞLIK
  • KÜLTÜR/SANAT
  • EĞLENCE/TATİL
  • WEBTV
  • MODA/TASARIM
  • SPOR
No Result
View All Result
Olay Gazete Turkish Newspaper in London

Bu sadece bir his

29/10/2026
Bu yazı 29 Ekim 2026 tarihinde yayınlanmıştır
Aysun Mete

Hayatımın stresli bir döneminde ilk panik atağımı geçirdim. O gece öğrendiklerimi paylaşmak istiyorum. Belki yaşadıklarım, benzer şeyler yaşayanlara biraz olsun rahat bir nefes aldırır.

Hastanede yatan babamı ziyaret etmek için Londra’dan İzmir’e gitmeyi planlamıştım. Ancak COVID-19 nedeniyle bir anda seyahat yasağı geldi ve kalakaldım. Ardından aşılar, kısıtlamalar, belirsizlikler… Devamını zaten hepiniz biliyorsunuz. Kendimi dört duvar arasında inanılmaz derecede sıkışmış hissediyordum.

Bir gece endişelerimle boğuşurken aniden başım döndü ve düzgün nefes alamadığımı hissettim. Üzerime büyük bir korku dalgası çöktü. Bayılacağımı düşündüm. Sakinleşemeyince NHS 111’i arayıp yardım istedim.

Sağlık görevlisi geldiğinde gecenin bir yarısıydı. Önce pencereleri açtı, derin derin temiz hava solumamı sağladı. Ardından televizyondan YouTube’u açıp bir meditasyon programı başlattı. Bir yandan da benimle sohbet ediyor, işimle ilgili sorular soruyordu. Onunla konuşurken gayet iyiydim. Fakat nasıl olduğumu sorduklarında kendimi yine kötü hissediyordum. Gitmeleri gerektiğini söylediklerinde korkum yeniden başladı.

Aslında her şey birkaç dakika sürmüştü ama bana sonsuzluk gibi gelmişti. Dayanılmaz bir korku içindeydim. Kalbim hızla atıyor, boğazım sıkışıyor, yeterince hava alamayacağımdan endişeleniyordum.

Psikolog olan sağlık görevlisinin bana söylediği bir cümle, o an yaşadıklarımı anlamamda çok etkili oldu. Bunu sizlerle de paylaşmak istiyorum.

Bana güvende olduğumu, iyileşene kadar yanımda olduklarını ve panik atağın kendi başına ölümcül olmadığını anlattı. Hayatımın stresli bir döneminden geçtiğimi, yaşadığım hislerin çok korkutucu olabileceğini ama geçeceğini söyledi.

Ardından şu cümleyi kurdu:

“BU SADECE BİR HİS. Bunu unutma.”

O gece bu sözün benim için ne kadar önemli olduğunu fark ettim. Çünkü korktuğumuzda hissettiklerimizi çoğu zaman başımıza kötü bir şey geleceğinin kanıtı olarak görüyoruz. Kalbimiz hızlandığında bir şeylerin ters gittiğini, başımız döndüğünde bayılacağımızı, nefesimiz daraldığında nefessiz kalacağımızı düşünüyoruz. Bir süre sonra bedenimizdeki belirtilerden çok, onlara yüklediğimiz anlamdan korkmaya başlıyoruz.

ANİDEN ÇIKIYOR

Panik atak, aniden ortaya çıkan yoğun bir korku hâli. Genellikle birkaç dakika içinde en yüksek seviyesine ulaşıyor. Kalp çarpıntısı, baş dönmesi, terleme, nefes darlığı hissi ve kontrolü kaybetme korkusu gibi belirtilerle kendini gösteriyor.

En zor tarafı, o anda gerçekten korkunç bir şey olacağına inanmamız. Sanki bedenimiz bize bir tehlike olduğunu söylüyor ve biz de bu mesaja inanıyoruz.

Hepimizin zihninin en kötü senaryoya atladığı zamanlar vardır. Bir şey olur, ardından bir düşünce gelir, sonra başka bir ihtimal… Derken kendimizi henüz hiçbir şey yaşanmamışken onlarca olumsuz senaryonun içinde buluruz.

Özellikle belirsizliğe tahammül etmekte zorlanıyorsak her şeyin cevabını bilmek, geleceği önceden görmek isteriz. Sanki yeterince düşünür, yeterince endişelenirsek kötü bir şeyin olmasını önleyebilirmişiz gibi.

Oysa endişelenmek, geleceği kontrol edebildiğimiz anlamına gelmiyor. Bazen yalnızca kendimizi daha fazla yoruyoruz.

Peki, kaygılandığımızda ne yapabiliriz? Önce nasıl düşündüğümüze, ne hissettiğimize ve bu hislerle nasıl davrandığımıza bakabiliriz. Çünkü yaşadığımız olay kadar, onu nasıl yorumladığımız da bizi etkiliyor.

HER ŞEYİ BİLMEK İSTEMEK

Danışanlarımdan birinin anlattıkları, kaygının hayatımızı nasıl etkilediğini çok iyi gösteriyor.

“Ben her zaman endişeli biri oldum. Babam çok küçükken beni terk etti ve annemin ciddi sağlık sorunları var. Bu yüzden etrafımdaki insanlara karşı kendimi hep çok sorumlu hissettim. Sık sık gergin oluyorum. Bazen rahatlayamadığım için saatlerce uyuyamıyorum.

Beni en çok rahatsız eden şey bilmemek. Başa çıkma yöntemim hep her şeyi bilmem gerektiğine inanmak oldu.”

Aslında bunu hepimiz bir şekilde yaşıyoruz. Bilmediğimiz bir şey olduğunda zihnimiz hemen cevap aramaya başlıyor. Bir yakınımızın başına bir şey gelmesinden korkuyor, sağlığımızla ilgili belirtileri araştırıyor, geleceği hesaplamaya çalışıyoruz. Her ihtimale karşı hazırlıklı olursak kendimizi daha güvende hissedeceğimizi düşünüyoruz.

Ancak kontrolümüz dışında olan şeyleri sürekli kontrol etmeye çalışmak bizi yoruyor. Uzun süreli stres ve kaygı uykumuzu, günlük hayatımızı ve genel sağlığımızı da etkileyebiliyor. Stres sırasında kortizol gibi hormonlar devreye giriyor. Bedenimiz uzun süre alarm hâlinde kaldığında dinlenmekte ve rahatlamakta zorlanabiliyoruz.

Sağlığımızla ilgili bir belirti yaşadığımızda hemen Google’a girip araştırma yapmak da bazen kaygımızı artırıyor. Bir belirtiyi araştırıyoruz, başka bir ihtimalle karşılaşıyoruz, sonra onu da araştırıyoruz. Sonunda kendimizi başlangıçtakinden çok daha endişeli bulabiliyoruz.

Peki, bunun yerine ne yapabiliriz?

Örneğin, gün içinde endişelerimizi düşünmek için kendimize yirmi dakika ayırabiliriz. Aklımızdakileri bir kâğıda yazıp bizi asıl neyin korkuttuğuna bakabiliriz. Aynı düşünce günün geri kalanında tekrar geldiğinde kendimize, “Bunu daha sonra düşüneceğim,” diyebiliriz.

Amaç endişelenmeyi yasaklamak değil, bütün günümüzü ele geçirmesini önlemek.

Bir de kendimize dedektif gibi sorular sorabiliriz: Korktuğum şeyin gerçekleşeceğine dair ne gibi kanıtlarım var? Başka bir açıklama olabilir mi? Şu anda gerçekten olan ne, benim düşündüğüm ne?

Çünkü zihnimiz bazen bir ihtimali öyle güçlü anlatıyor ki onu gerçekmiş gibi kabul ediyoruz.

BEDENİMİZ BİZE NE ANLATIYOR?

Beynimiz bizi tehlikelerden korumak için çalışıyor. Bir tehdit algıladığında savaş ya da kaç tepkisini devreye sokabiliyor. Kalbimiz hızlanıyor, nefes alışımız değişiyor, kaslarımız geriliyor. Bunlar bedenimizin tehlikeye karşı verdiği doğal tepkiler.

Bazen ortada gerçek bir tehlike yokken de bu alarm çalışıyor. Biz de bedenimizdeki değişiklikleri tehlike olarak yorumlayabiliyoruz.

Bir partide dans ederken terlemek veya nefesimizin hızlanması bize normal gelir. Otobüse yetişmek için koştuğumuzda kalbimizin hızlı atmasını bekleriz. Hızlıca ayağa kalktığımızda başımız dönebilir.

Ama bir süpermarkette dururken kalbimiz aniden hızlanırsa endişelenmeye başlarız. Kalabalık bir ortamda boğazımız sıkışırsa kötü bir şey olacağını düşünebiliriz.

Aynı bedensel duyumlar, bulunduğumuz duruma ve onlara verdiğimiz anlama göre bizi farklı şekillerde etkiliyor.

Boğazımız ağrıdığı için yutkunmakta zorlanıyorsak bunun nedenini anlayabiliriz. Ancak insanların önünde sunum yaparken boğazımız sıkışırsa daha fazla kaygılanabiliriz. Çünkü bu kez yalnızca boğazımızdaki hissi değil, başımıza gelebileceğini düşündüğümüz şeyleri de düşünüyoruz.

Panik sırasında da benzer bir döngü yaşıyoruz. Kalbimiz hızlanıyor, korkuyoruz. Korktukça kalbimizi daha çok dinliyor, her atışı fark ediyor ve bir şeylerin ters gittiğine daha fazla inanıyoruz. Böylece korku büyüyor.

Burada hatırlamamız gereken önemli bir şey var: Bir hissin güçlü olması, mutlaka tehlikede olduğumuz anlamına gelmiyor.

Elbette her fiziksel belirtiyi kaygıya bağlamamak gerekiyor. Özellikle yeni, şiddetli veya alışılmadık belirtilerde tıbbi yardım almak önemli. Ancak kaygının bedenimizde neler yaptığını anlamak da bu sürecin bir parçası.

KAÇTIKÇA KORKUYOR MUYUZ?

Tehlikeden uzak durmak hepimizin yaptığı doğal bir şey. Fakat kaygılandığımız her durumdan kaçmaya başladığımızda hayatımız giderek daralabiliyor.

Panik atak geçiren biri, aynı şeyi yeniden yaşamaktan korktuğu için dışarı çıkmak istemeyebilir. Toplu taşıma kullanmaktan, kalabalık yerlere gitmekten veya yalnız kalmaktan kaçınabilir. Bazılarımız sürekli yanında birinin olmasını isteyebilir, bedenindeki belirtileri kontrol edebilir ya da her ihtimale karşı güvence arayabilir.

Bunları yaptığımızda o an rahatlıyoruz. Fakat zamanla zihnimiz, ancak bu önlemleri aldığımızda güvende olabileceğimize inanmaya başlayabiliyor.

Danışanım da bu konudaki farkındalığının kendisine çok yardımcı olduğunu anlatmıştı:

“Belirsizliğe verdiğim tepkileri düşünmek benim için çok yararlı oldu. Açıkçası zamanımın çoğunu işleri daha da zorlaştırarak geçirdiğimi fark ettim.

Güvence aradığımda veya herhangi bir ihtimale karşı plan yaptığımda aslında kesin olmaya çalışıyordum. Endişelerimi ertelemeyi denediğimde, kötü bir şey olmadan da kaygımı bir süre bekletebildiğimi gördüm.

Başlangıçta çok rahatsız ediciydi ama her şeyi kontrol etmek zorunda kalmadan da başa çıkabileceğimi fark ettim. Bazı endişelerimden kaçınmak yerine onlarla yüzleşmeyi denedim. İlk başta çok kaygılandım ama zamanla daha kolay hâle geldi.

Hâlâ zaman zaman endişeleniyorum. Ancak artık endişelerim hayatımı eskisi gibi kontrol etmiyor. Bedenimin neden bu kadar güçlü tepkiler verdiğini anlamak da bana yardımcı oldu. Savaş ya da kaç tepkisini öğrenmek, bayılacağıma dair kesin inancımı sorgulamamı sağladı.

Şimdi hayatım üzerinde daha fazla kontrolüm olduğunu hissediyorum ve eskisi kadar çok şeyden kaçınmıyorum.”

Danışanımın anlattıklarında beni en çok etkileyen şey, artık hiç endişelenmiyor olması değildi. Kaygı yaşadığı zamanlarda da hayatına devam edebileceğini öğrenmiş olmasıydı.

Çünkü iyileşmek, bir daha hiç korkmamak demek değil. Her şeyi kontrol edebilmek de değil. Bazen korktuğumuz hâlde devam edebilmek, bazen de her sorunun cevabını hemen bulmak zorunda olmadığımızı kabul etmek.

BU SADECE BİR HİS

Duygularımız gerçek. Korkuyoruz, üzülüyoruz, endişeleniyoruz. Bunları inkâr etmemiz gerekmiyor. Ancak hissettiğimiz her şeyin, zihnimizin bize anlattığı şekilde gerçekleşeceğine de inanmak zorunda değiliz.

Panik yaşarken korkabiliriz ama bu, mutlaka tehlikede olduğumuz anlamına gelmez. Belirsizlik karşısında endişelenebiliriz ama endişelenmek geleceği kontrol edebildiğimizi göstermez.

Bazen kendimize yalnızca şunu hatırlatmamız yeterli: “Şu anda böyle hissediyorum. Bu his beni çok korkutuyor ama hissettiğim şey, mutlaka kötü bir şey olacağı anlamına gelmiyor.”

Ben o gece sağlık görevlisinden duyduğum cümleyi hiç unutmadım: “Bu sadece bir his.”

O cümle yaşadığım korkuyu bir anda ortadan kaldırmadı. Ama korkunun içinde kaybolduğumda, yaşadığım şeyi anlamama yardımcı oldu.

Bence farkındalık biraz da bu. Hissettiğimizi fark etmek, kendimize neden böyle hissettiğimizi sormak ve her düşüncemizi gerçek kabul etmeden önce bir adım geriye çekilmek.

Hayatımız boyunca her şeyi kontrol edemeyeceğiz. Her sorunun cevabını bilemeyeceğiz. Bazen endişelenecek, bazen korkacak, bazen de ne yapacağımızı bilemeyeceğiz. Belki de bütün mesele, bu duygular geldiğinde kendimize biraz daha anlayışlı davranabilmek.

Çünkü bazen bizi yoran, yaşadığımız şeyden çok, onun başımıza ne getireceğine dair korkularımız oluyor.

Akışa biraz daha güvenebildiğimiz, kendimizi ve başkalarını daha kolay affedebildiğimiz, her şeyi kontrol etmek zorunda hissetmediğimiz huzurlu bir hafta olsun…

Yazarın Diğer Yazıları
  • Hafızamızın anlattığı hikaye
  • Bir gün bugünü özleyeceğimizi bilerek yaşamak
  • Hislerimizi mi anlatıyoruz, karşımızdaki insan hakkında hüküm mü veriyoruz?
  • Bildiğimizi sandığımız şeyler
  • Tartışırken nereye vurduğumuz karakterimizi gösterir
  • İlişki kurmak öğrenilebilir; peki öğrenmek istemeyen birine öğretilebilir mi?
  • Her Suçlama Gerçeğin Değildir; Bazen Korkunun Sesidir
  • Beklemek de Bir Karardır
  • Bizi Değiştiren Değil, Hızımızı Değiştiren İnsanlar
  • Arkadaşlar mı, Partner mi?
Tümü İçin Tıklayınız
Previous Post

Milyonlarca kullanıcı sosyal medya için kimlik doğrulayacak

Related Posts

Faruk Eskioğlu

Toplumun sorunları nelerdir ?

by olay-admin
29/10/2026
Köşe Yazıları

26 ekim boğa dolunayı: Güç, para, ilişkiler ve dünya düzeninde hesaplaşma

by olay-admin
26/10/2026
Aysun Mete

Hafızamızın anlattığı hikaye

by olay-admin
22/10/2026
Köşe Yazıları

Zengin Avrupa’nın Umutsuz Gençleri Yakıp Yıkıyor!

by olay-admin
22/10/2026
Faruk Eskioğlu

Toplumda çınarlaşan kurumlar ve yarım asırlık olan TCCA

by olay-admin
22/10/2026
Adres: 100 Green Lanes, Newington Green, Hackney, London, N16 9EH Telefon: 020 3745 1261
020 7923 9090
Email: info@olaygazete.co.uk
seriilanlar@olaygazete.co.uk
100 Green Lanes, Newington Green, Hackney, London, N16 9EH 020 3745 1261 - 020 7923 9090 info@olaygazete.co.uk - seriilanlar@olaygazete.co.uk
Translate:
tr Türkçe
ar العربيةen Englishde Deutschel Ελληνικάiw עִבְרִיתru Русскийtr Türkçeuk Українська
Back

Kategoriler

  • İngiltere Gündemi
  • Sağlık – Yaşam
  • Londra ve Belediyeler
  • Kültür – Sanat
  • Toplum Haberleri
  • Moda – Tasarım
  • Ekonomi
  • Olay Web Tv
  • Köşe Yazıları
  • Spor Gündemi
No Result
View All Result

T&CsTs&Cs

  • Classifieds Advertising
  • Payments

Site Links

  • Site T&Cs
  • Archives
  • Contact us
Site T&Cs - Archives - Contact us
Mobil Uygulamalar Olay Gazete Mobil Uygulamaları
Sosyal Medya
Olay Sosyal Medya

No Result
View All Result
  • KATEGORİLER
  • Seri İlanlar
  • Toplum Haberleri
  • İngiltere Gündemi
  • Ekonomi
  • Ticaret
  • Spor Gündemi
  • Yaşam – Sağlık
  • Kültür – Sanat
  • Moda – Tasarım
  • Eğlence – Tatil
  • Video – WebTV
  • Köşe Yazarları