Mustafa Çetinkaya
Dünyanın en zengin ve gelişmiş bölgesi Avrupa’nın eğitimli gençleri yakıp yıkmaya başladı. Zengin ülkelerin güçlü ekonomileri, köklü üniversiteleri, sosyal güvenlik sistemleri ve demokratik kurumları var. Ancak bugün, başta Fransa olmak üzere sokaklardan yükselen öfke, Avrupa’nın içinde bulunduğu büyük çelişkiyi gözler önüne seriyor. Yollar, binalar, okullar ve kurumsal yapılar tamam fakat insanlar artık geleceklerini o kadar da garanti altında görmüyorlar.
Gençler, çalışarak bir hayat kurabileceklerine eskisi kadar inanmıyorlar. Büyük şehirlerde yükselen kiralar, hayat pahalılığı, güvencesiz işler ve giderek zorlaşan ev sahibi olma hayali, genç kuşakların beklentilerini aşındırıyor. Üniversite diploması artık herkes için refahın garantisi değil. Birçok genç, anne babasından daha iyi yaşayacağından emin olamıyor.
Üstelik sorun yalnızca para da değil. Gençler, kendi geleceklerini belirleyen siyasi ve ekonomik düzen üzerinde yeterince söz sahibi olmadıklarını düşünüyorlar. İklim krizi, savaşlar, göç tartışmaları, teknolojinin iş hayatını değiştirmesi ve Avrupa siyasi sistemindeki aşırı kutuplaşma da belirsizlikleri derinleştiriyor.
İnsanları hayata bağlayan şey umutlarıdır. Bir gün daha iyi yaşayabileceklerini, daha mutlu olacaklarını, şansın bir gün kendilerine de güleceğini hayal ederler. Bunun için bilgi, güç ve para biriktirirler. Bir insanın yarın daha iyi yaşayamayacağına, geleceğine olan inancını kaybetmeye başlaması çok tehlikelidir. Umut kaybolduğunda memnuniyetsizlik yalnızca sandığa değil, sokağa da taşar. Fransa’da yaşanan ve başka ülkelerde de yaşanabilecek korkutucu tehlike işte budur.
Avrupa’nın refah modeli, uzun yıllar boyunca vatandaşlarına güvence, sosyal hareketlilik ve daha iyi bir gelecek vadetti. Bugün ise özellikle gençler açısından bu vaadin zayıfladığı görülüyor. Ülkelerin ekonomilerindeki büyüme, tek başına herkesin hayatının iyileştiği anlamına gelmez. Sermayeyi ülkede tutmak isteyen hükümetler şimdilerde kazanca göre adil vergilendirme yapmak yerine vergiyi tabana ve kişi başına yaymayı tercih ediyorlar. Fransa zengin bir ülke ve ekonomik olarak da çok kötü bir dönemden geçmiyor. Buna rağmen ülke derin bir kriz içinde; sokaklar alev alev yanıyor ve birçok bölgede yağmalar yaşanıyor. Dün lise öğrencileri, bugün Sarı Yelekliler, yarın ise işçiler sokağa iniyor. Sekiz yıldır ülkeyi yöneten kötü ve basiretsiz bir lider giderken Fransa, onu ateş ve dumanla uğurluyor.
Sorunlar ve protestolar sadece Fransa’da yaşanmıyor. Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle artan doğal gaz faturaları ve İran-ABD savaşı nedeniyle yükselen petrol maliyetleri artık Avrupa’yı da zorluyor. Sosyal haklardan kesinti yapılarak savunma bütçelerine pay ayrılması nedeniyle huzursuz olan emeklilerin ve yaşlıların sessiz protestoları da alttan alta hissediliyor. Almanya’da yavaşlayan sanayi ve ekonomik büyüme tartışmaları, Birleşik Krallık’ta konut ve yaşam maliyeti sorunları, İspanya’da gençlerin istihdam ve barınma kaygıları Avrupa genelinde farklı biçimlerde karşımıza çıkıyor. Her ülkenin koşulları farklı olsa da gençlerin gelecek kaygıları birbirine benziyor.
S o r u n l a r ç ö z ü l m e z s e Fransa’dan sonra başka ülkelerde de geniş katılımlı protestolar görülebilir. Bu, mutlaka şiddet ve yağma yaşanacağı anlamına gelmez. Fakat gençlerin gelecek kaygısı ile toplumun diğer kesimlerinin ekonomik memnuniyetsizliği birleşirse mevcut siyasi dengeler değişebilir. Aşırı uçlardaki siyasi hareketler güç kazanabilir, hükümetler daha sert güvenlik politikalarına yönelebilir ve Avrupa’nın zaten kırılgan olan siyasi tartışmaları daha da sertleşebilir. Aşırı sağın yükselişine karşılık anarşizm ve tepkisel hareketler yükselebilir. Çatışmalar ve huzursuzluklar artabilir.
Kıta Avrupası’nda yaşanan huzursuzluk Britanya’ya da gelir mi? Bu soru sıkça sorulmaya başladı. Biz altı ay önce yerel seçim sonuçlarıyla tepkimizi gösterdik. Birleşik Krallık’ta bir başbakanı kurban vererek krizi şimdilik savuşturduk. Umarım olaylar Britanya’ya sıçramaz. Protestolar bulaşıcıdır; bir ülkeden diğerine kolayca yayılabilirler. Biz, kötü bir politikacıyı erken emekliye sevk ederek durumu umarım savuşturduk.
Sırada ABD Başkanı, Fransa Cumhurbaşkanı ve diğerleri var. Umarım o ülkeler de işe yaramaz liderlerinden kurtulur, yaşananlardan ders çıkaran yeni liderler iş başına gelir ve dünya biraz nefes alıp rahatlar. Her insan, her yer ve her ülke çok gergin. Bu kadar gerginlikten iyilik doğmaz…
- Emeklinin Cebinden Tasarruf: İşçi Partisi Kimin Yanında
- Britanya Yeniden Avrupa Birliği’ne Katılabilir mi ?
- Enerji Savaşlarının Faturasını Kim Ödüyor?
- Londra’da Milletvekili Ara Seçim Heyecanı
- Konut Arzı Yetmiyor, Kiralar Yeniden Yükselişe Geçti
- İngiltere’de Otomobil Hırsızlıkları Engellenemiyor
- Londra’da Emlak Fiyatları Düşüyor: Kriz mi, Fırsat mı?
- İngiltere’de Gençlerin Geleceği: İş, Ev ve Güvenlik
- Ankara Anlaşması: Süreç Bitti mi, Asıl Mücadele Şimdi mi Başlıyor ?
- Halk Artık Söz Değil, Rahatlama Bekliyor





