CARDIFF’TE TARİHİ BİLDİRİ: LONDRA’YA KARŞI ÜÇLÜ İTTİFAK
Birleşik Krallık’ın anayasal geleceğine ilişkin tartışmada yeni bir dönemece girildi. İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’daki bağımsızlık yanlısı siyasi hareketlerin liderleri, Cardiff’te düzenlenen tarihi toplantıda ortak bir Mutabakat Zaptı imzalayarak, kendi uluslarının anayasal geleceklerini demokratik yollarla belirleme hakkını savundu.
İskoçya Başbakanı ve SNP lideri John Swinney, Galler Başbakanı ve Plaid Cymru lideri Rhun ap Iorwerth ile Kuzey İrlanda Birinci Bakanı ve Sinn Féin Başkan Yardımcısı Michelle O’Neill, Sinn Féin lideri Mary Lou McDonald ile birlikte Cardiff’te bir araya geldi. Görüşmeye katılan liderler, hükümet temsilcileri olarak değil, siyasi parti liderleri sıfatıyla hareket etti.
“WESTMINSTER’IN ZAMANI SONA MI ERİYOR”
Toplantının ardından yayımlanan ortak açıklamada, üç siyasi hareket, kendi halklarının geleceğine karar verme hakkını vurguladı.
Bildiride, “Her bir ulusumuz kendi geleceğini demokratik yollarla ve halklarının iradesi doğrultusunda belirleme hakkına sahiptir” denildi.
Açıklamanın en dikkat çekici bölümlerinden birinde ise, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’da ilk kez bağımsızlık yanlısı siyasi liderlerin aynı anda yönetimde bulunduğuna dikkat çekilerek, “Westminster’ın zamanının sona ermekte olduğunun bundan daha açık bir göstergesi olamaz” ifadesi kullanıldı.
Liderler ayrıca, geleceğin yalnızca Westminster merkezli bir yönetim anlayışıyla değil, “eşitler olarak çalışan uluslar” arasında kurulması gerektiğini savundu.
ORTAK TALEP: ANAYASAL DEĞİŞİME HAZIRLIK
Mutabakatın en önemli siyasi çağrılarından biri doğrudan Birleşik Krallık hükümetine yöneltildi.
Üç parti, İngiliz hükümetinden “her bir bölgede anayasal değişime hazırlanmasını, plan yapmasını ve bu değişimi kolaylaştırmasını” talep etti.
Bildiride ayrıca, “Uluslarımızın kendi kaderini tayin etme hakkı vardır. Hiçbir Westminster hükümetinin demokrasiyi engelleme veya halklarımızın kendi geleceklerine karar verme ilkesini zayıflatma hakkı yoktur” denildi.
Ancak liderler, üç bölgenin anayasal hedeflerinin aynı olmadığını da kabul etti. Ortak metinde her ulusun kendi geleceğini kendi yöntemiyle ve kendi zamanlaması içinde belirleyeceği vurgulandı.
İSKOÇYA: SWINNEY’DEN 2031 MESAJI
İskoçya Başbakanı John Swinney, toplantının ardından yaptığı açıklamada İskoç halkının geleceği konusunda söz sahibi olması gerektiğini söyledi.
Swinney, “İskoçya halkının kendi geleceğine karar verme hakkı vardır” dedi.
İskoç lider, yeni bağımsızlık referandumunun mevcut Holyrood parlamento döneminin sona ereceği 2031 yılına kadar yapılması gerektiğini savundu.
Swinney ayrıca, Başbakan Andy Burnham için dikkat çekici bir siyasi öngörüde bulunarak, “Birleşik Krallık’ın son başbakanı olacağını düşünüyorum” dedi. Swinney, İskoç halkına bağımsızlık seçeneği sunulması halinde kamuoyu eğilimlerinin ayrılık yönünde değiştiğini savundu.
GALLER: “GELECEĞİMİZE HALKIMIZ KARAR VERMELİ”
Galler Başbakanı ve Plaid Cymru lideri Rhun ap Iorwerth, Cardiff toplantısının yalnızca bağımsızlık tartışmasından ibaret olmadığını belirtti.
Iorwerth, ortak anlaşmanın “temsil ettiğimiz insanlar için daha iyi bir gelecek sağlamakla” ilgili olduğunu söyledi.
Galler lideri, aynı zamanda ülkelerin gelecekleri konusunda “kararı kendi halklarımızın vermesi yönünde bir kararlılık” bulunduğunu ifade etti.
Plaid Cymru ise Galler’de mevcut Senedd dönemi içinde bağımsızlık referandumu düzenlemeyi planlamadığını açıklamış durumda. Buna karşın Iorwerth, Galler’in gelecekte referandum yapıp yapmayacağına karar verme yetkisinin Cardiff’e devredilmesini istiyor.
KUZEY İRLANDA: BİRLEŞİK İRLANDA TARTIŞMASI
Kuzey İrlanda açısından Cardiff bildirisi, İrlanda’nın geleceğine ilişkin tartışmanın yeniden güçlendiği bir döneme denk geldi.
Sinn Féin Başkan Yardımcısı ve Kuzey İrlanda Birinci Bakanı Michelle O’Neill, ABD Başkanı Donald Trump’ın hafta sonu İrlanda ziyareti sırasında yaptığı birleşik İrlanda açıklamalarının tartışmayı uluslararası boyuta taşıdığını söyledi.
O’Neill, “Birleşme tartışmasının çok canlı olduğunu” belirterek, “Büyük ödül halkımız için birleşmedir. Bu, bölünmenin sona ermesi ve yeni bir İrlanda’da yeni bir başlangıçtır” ifadelerini kullandı.
Trump hafta sonunda İrlanda’da yaptığı açıklamada birleşik İrlanda’yı görmek istediğini söylemiş ve bunun “sonunda gerçekleşeceğini” ifade etmişti.
LONDRA’NIN YANITI: “BİRLİĞE GÜÇLÜ ŞEKİLDE İNANIYORUZ”
Cardiff’teki gelişmeye Downing Street’ten de yanıt geldi.
Başbakan Andy Burnham adına açıklama yapan hükümet sözcüsü, Başbakan’ın Birleşik Krallık’ın bütünlüğüne bağlılığını yineledi.
Hükümet açıklamasında, “Başbakan dört ulusun tamamında değişim gerçekleştirmeye kararlıdır ve Birlik’e güçlü şekilde inanmaktadır” denildi.
Downing Street ayrıca hükümetin önceliğinin anayasal tartışmalardan ziyade hayat pahalılığının azaltılması, ekonomik güvenliğin güçlendirilmesi ve dört ulus arasında iş birliğinin geliştirilmesi olduğunu belirtti.
BİLDİRİ NE ANLAMA GELİYOR?
Cardiff’te imzalanan metin, Birleşik Krallık’ın bugün parçalandığı anlamına gelmiyor. Bildiri hukuken İskoçya’nın, Galler’in veya Kuzey İrlanda’nın bağımsızlığını ilan eden bir belge değil.
Ancak siyasi açıdan önemli bir gelişmeye işaret ediyor: Birleşik Krallık’ın üç özerk yönetiminde bağımsızlık yanlısı partiler aynı anda iktidarda bulunuyor ve ilk kez bu üç siyasi hareket, anayasal gelecek konusunda ortak bir siyasi platform ortaya koyuyor.
Üç parti aynı zamanda ekonomi, enerji ve Avrupa ile ilişkilerin güçlendirilmesi konusunda birlikte hareket etme kararı aldı. Bildiride Brexit’in ekonomilere zarar verdiği savunulurken, Avrupa Birliği ile ilişkilerin gelecekte güçlendirilmesi gerektiği de ifade edildi.
Cardiff toplantısı böylece yalnızca bağımsızlık taleplerinin değil, Birleşik Krallık’ın gelecekte nasıl bir siyasi yapıya dönüşeceği sorusunun da yeniden gündemin merkezine taşındığı bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Cardiff’te imzalanan ortak mutabakat, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’daki bağımsızlık yanlısı siyasi hareketlerin ilk kez aynı siyasi zeminde daha görünür biçimde buluştuğunu ortaya koydu.
Bildirinin ardından asıl siyasi mücadele, Westminster’ın bu taleplere nasıl karşılık vereceği ve gelecekte İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’da anayasal statüye ilişkin referandumların yapılıp yapılmayacağı sorusu üzerinde yoğunlaşacak.
Birleşik Krallık bugün hâlâ bir bütün; ancak Cardiff’teki imza, Birliğin geleceğine ilişkin tartışmanın artık yeni ve daha güçlü bir siyasi aşamaya girdiğini gösteriyor.










