Faruk Eskioğlu
Dostlar, ABD ve İsrail’in ortaklaşa İran saldırısını zaten medyadan izliyor olmalısınız. İlk kez İsrail’in İran’a karşı nükleer başlıklı füze kullanabileceği konuşulmaya başladı. Gelinen nokta ürkütücü ve korkunç.
II.Dünya Savaşı’nda ABD’li başkan Truman’ın emriyle Japonya’da Hiroşimo ve Nagazaki’ye atılan atom bombası taş üstünde taş bırakmamış 80 bini insan olmak üzere bütün canlıları öldürmüştü.
İnsanlık bu korkunç sonuçtan hâlâ ders çıkarmamış görünüyor.
“Kullanabilir mi?” diye sorarsanız “Netanyahu ve Trump” ikilisine bakarak “Olmaz böyle bir şey” diyebilir misiniz? Öta yandan bu hafta sizinle tanıştıracağım İsrailli teknisyen Vanunu gibi anti nükleerci eylemciler de umudu yeşertiyor.
İran saldırılarına İspanya dışında çatlak ses yok gibi.
ABD ve İsrail ikilisinin saldırı bahanesi İran’ın uranyumu zenginleştirmesiyle yakın bir gelecekte nükleer silaha sahip olma olasılığı.
İran’ın yanı sıra Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEA) bu iddiları yalanlasa da takan yok.
İsrail’in elinde 60-70 dolayında nükleer başlıklı füzesi olduğu ve Almanya’dan teknik yardım aldığı biliniyor.
İsrail, elinde nükleer silah bulunduğu iddialarına sessiz kalsa da UAEA’nın denetimini kabul etmiyor.
Oysa İsrail’in kendi nükleer silah kapasitesini kendi nükleer santralında çalışan Mordechai Vanunu tarafından tam 41 yıl önce The Sunday Times’da ifşa edilmişti.
Vanunu’yu 1980’lerin sonunda Londra temsilcisi olduğum Nokta aracılığı ile Türkiye’ye ilk tanıtan gazeteci olmanın gururunu taşıyorum.
1986’da İsrail’in Dimona nükleer tesisinde çektiği fotoğraflarla ülkenin gizli nükleer silah programının İngiltere’nin ciddi gazetesinde yayınlanmasını sağlayan Vanunu, Irak’ta ve İran’da kitle imha silahları gündeme gelmeden yıllar öncesinde İsrail’in dünyanın 6’ncı büyük nükleer silahına sahip olduğunu dünyaya anlatmıştı.
CIA ile işbirliği yapan MOSSAD tarafından Londra’dan Roma’dan, oradan da İsrail’e kaçırılarak “vatan hainliği”nden yargılanan Vanunu, “Bütün bölgeyi tehdit eden nükleer tehlikeyi açığa çıkarmak için özgürlüğümü adıyorum” demişti… Ortadoğuda nükleer güce izin vermeyeceklerini açıklayan ABD ve İsrail, İsrail’in elindeki nükleer gücü hiç bir zaman kabul etmedi.
İşte İsrail’in iki yüzlülüğünü ifşa eden “dünyanın ilk nükleer karşıtı mahkumu” Vanunu!nun Hollywood filmlerini aratmayan öyküsü: “Vanunu, 1954’de Cezair’de tutucu bir Yahudi ailenin oğlu olarak doğdu.
9 yaşında ailesiyle birlikte İsrail’e göçtü.
1976-85 yılları arasında İsrail Dimona Nükleer Araştırma Merkezi’nde teknisyen olarak çalıştı… Öğrencilik yıllarında komünist ve Arap arkadaşlar edindi.
Filistinlilerin eşit haklara sahip olduğunu savundu.
Filmlere ve tiyatro oyunlarına konu olan Mordechai Vanunu’nun sıradan yaşamı 1986 Eylül ayında Londra yolculuğu ile değişti.
Vanunu, Londra’da “The Sunday Times” gazetesinin yaptığı söyleşide İsrail’in nükleer sırlarını anlattı.
İsrail’deki 200 nükleer ve termo nükleer başlıklı füze belge ve fotoğraflarını gazeteye verdi.
Gazetenin telif ücretini kabul etmeyen Vanunu, insanları toza çevirecek bir savaşta kazanan taraf olmayacağını söylemekle yetindi.
İngiliz gazeteleri genç idealistin cesaretini övdü ve İsrail gizli servisi MOSSAD’dan sakınmasını da öğütlemeyi de unutmadı.
Vanunu Londra’daki günlerinde ABD’li güzel Cindy ile tanışır.
İki sevgili hafta sonu tatili için Roma’ya uçar.
Mordechai Vanunu’dan bir daha haber alınamayacaktı.
22 Aralık 1986’da “Çok gizli” kaydıyla battaniyeye sarılı olarak mahkemeye götürülen bir sanık içinde bulunduğu otomobilden elini göstermeyi başarır.
İsrail basınının objektifine tesadüfen takılan avuç içine tersten yazılmış mesaj önemlidir: “Roma’dan kaçırıldım.
30.9.86 Vanunu. ” Yıllar sonra 1997 nisanında gazeteciler MOSSAD ajanı Cindy takma adlı Cheeryl Ben Toy’u kara paracıların, devrik kralların ve emekli casusların şehri Florida’da bulacaktı. Mordechai Vanunu kaçırıldığı İsrail’de gizlice yargılandı.
“Suçu: Gizli devlet sırlarını açıklamak ve casusluk… Cezası: 18 yıl…” Vanunu, yaptığı eylemin suç olmadığını, İsrail vatandaşlarının kendi adına yapılan her şeyi engellenmeksizin öğrenme hakkına sahip olduğunu savundu.
Vanunu, dünya kamuoyuna da şu mesajı verdi: “Bütün bölgeyi tehdit eden nükleer tehlikeyi açığa çıkarmak için özgürlüğümü adıyorum.Yaşamımı riske sokuyorum. Bütün bunları vatandaşlarım ve insanlık adına yapıyorum.”
İsrail, iddiaların “deli saçması” olduğunu kanıtlamak amacıyla Vanunu’yu ilk 11 yıl boyunca tek odalı hücrede tuttu.
Başta İngiltere olmak üzere dünyada yükselen Vanunu destek kampanyalarına kulak asmasa da 18 yıl sonra 21 Nisan 2004’de serbest bıraktığı Vanunu’yu 2007’de şartlı tahliye kurallarına uymadığı gerekçesiyle 6 ay daha hapis cezasına çarptırdı.
İsrail’in (!) vatan haini Vanunu yalnız bırakılmadı.
Merkezi Londra’daki “Nükleer Silahlardan Arındırılmış Orta Doğu ve Vanunu’ya Özgürlük Kampanyası” geceli gündüzlü çalışarak gösteriler, özel geceler ve söyleşiler düzenledi.
Bültenler çıkardı, parlamentoda kulis yaptı.
Mordechai’nin kardeşi Meir’in de kurucusu bulunduğu bu kampanyada İngiliz tiyatro oyuncusu Sussanah York ve açık sözlülüğüyle tanınan milletvekili Tony Benn gibi saygın isimler de yer aldı.
Bugün, Kudüs’teki St.George Anglikan Kilisesi’nde yaşayan Vanunu’nun hâlâ yurtdışına çıkması, yabancılarla görüşmesi veya medya ile iletişim kurması yasak.
Uluslararası insan hakları kuruluşları, Vanunu’nun durumunu “keyfi ve adaletsiz” olarak nitelendirerek, İsrail hükümetine kısıtlamaları kaldırma çağrısında bulunmayı sürdürüyor.
Dünyanın ilk nükleer karşıtı mahkumu olan Vanunu gibi İsraillerin çoğalması İsrail’in saldırganlığını engelleyecektir.
.
.
Sen çok yaşa emi Vanunu!
- Düğünlerde yozlaştırılan bir gelenek: Takı
- Huyumuz kurusun, biz böyleyiz…
- Sadiq Khan’ın önlenemeyen eriyişi
- Yoksuluz, daha da yoksullaşıyoruz çünkü…
- Londra’da sanat etkinlikleri mi dediniz?
- Aman yapay zeka mağduru olmayın !
- Davos’tan “kötü günler geliyor” mesajı
- İffet Renda’nın ardından
- Londra’da 40’ıncı yılın muhasebesi
- Bizim toplumun yoğunlaştığı restoran sektörü alarm veriyor !

ENFIELD
HACKNEY
HARINGEY
ISLINGTON



