Uzman Psikolog Dr Gözde Arslan
Son yıllarda DEHB ve otizm tanılarındaki artış, medyada sık sık “aşırı tanı” başlıklarıyla tartışılıyor. Ancak Birleşik Krallık’ta asıl konuşulması gereken konunun tanı sayılarından çok, kamu hizmetlerindeki kaynak yetersizliği, bütçe kısıtlamaları ve giderek uzayan bekleme listeleri olduğu düşünülebilir.
Aşırı tanı tartışmaları sürerken, Birleşik Krallık hükûmeti tarafından görevlendirilen bağımsız inceleme olan Independent Review into Mental Health Conditions, ADHD and Autism: Final Report, DEHB ve otizmin yaygın olarak aşırı teşhis edildiğini gösterecek yeterli kanıt bulunmadığını belirtiyor. Bunun yerine rapor, çocukların ve gençlerin destek alabilmek için çoğu zaman bir tanı almak zorunda kaldığı sistemi sorguluyor ve ihtiyaç temelli destek modellerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Bugün birçok çocuk, ihtiyaç duyduğu desteğe ulaşabilmek için aylarca, hatta bazen yıllarca değerlendirme bekliyor. Oysa yaşanan güçlükler değerlendirme süreci devam ederken de varlığını sürdürüyor. Hizmetlere erişimin büyük ölçüde tanıya bağlı olması, desteğe ihtiyaç duyan çocukların yardım almadan uzun süre beklemesine yol açabiliyor.
Nöroçeşitlilik yaklaşımı ise önemli bir bakış açısı sunuyor: Her çocuğun ihtiyaçları farklıdır ve destek almak için her zaman resmî bir tanı gerekli olmamalıdır. Çocuğun yaşadığı güçlüklerin erken fark edilmesi ve ihtiyaçlarına göre desteklenmesi, tanı sürecinden bağımsız olarak mümkün olabilmelidir. Ancak burada önemli bir soru ortaya çıkıyor: Kaynakların zaten yetersiz olduğu ve hizmetlerin yoğun baskı altında çalıştığı bir sistemde bu yaklaşım ne kadar hızlı hayata geçirilebilir?
Bu sorunun cevabı henüz net değil. Ancak kesin olan bir şey var: Yeterli kanıta dayanmayan aşırı tanı söylemleri aileleri etkileyebilir. Çocuğunun gelişimi, davranışları veya okul yaşamıyla ilgili endişeleri olan ebeveynler, gereksiz bir tanı konulacağı korkusuyla yardım aramaktan çekinebilir. Bunun sonucunda bazı çocuklar ihtiyaç duydukları değerlendirme ve desteğe hiç ulaşamayabilir.
Üstelik bugün yalnızca tanı bekleyen çocuklardan söz etmiyoruz. Tanı almış olmasına rağmen yeterli destek bulamayan çocuklar olduğu gibi, aşırı tanı tartışmalarının gölgesinde yardım istemekten vazgeçen aileler ve hiç değerlendirilemeyen çocuklar da olabilir. Bu ihtimal en az diğerleri kadar kaygı vericidir.
Bir psikolog olarak ailelere en önemli mesajım, çocuklarıyla ilgili gözlemlerini ve hissettikleri endişeleri göz ardı etmemeleridir. Medyadaki tartışmaların etkisiyle yardım aramaktan vazgeçmek yerine, gelişim, davranış, öğrenme veya duygusal iyilik hâliyle ilgili kaygılar varsa bir uzmana başvurmak ve en azından bir tarama yaptırmak önemlidir. Her endişe bir tanıyla sonuçlanmayabilir; ancak erken değerlendirme, çocuğun ihtiyaçlarının anlaşılmasına ve uygun desteğin planlanmasına yardımcı olabilir.
Saygılarımla,
Dr Gozde Arslan
Uzman Psikolog
Email: info@blueorchidcounselling.com
Tel: 07412327349
- Gözden Kaçırdığımız Çocuklar: Eğitimde Nöroçeşitlilik Değerlendirmesi Neden Önemli?
- Yaz Tatili Başlıyor… Peki Otizmli Çocuklar Hazır mı?
- Davranışın ardındaki ihtiyaç
- Kahramanmaraş Okul Saldırısı Sonrası Otizm Tartışması: Kolay Cevapların Tehlikesi
- Bilgi Çok, Netlik Az
- Dijital Çağda Hata Yapma Hakkı ve Ebeveynin Rolü
- Otizmi Paracetamol ile değil, politik ihmallerle açıklayabiliriz
- Okullar Başladı: Hem Çocuklar Hem Ebeveynler İçin Zorlayıcı Bir Geçiş Olabilir
- Sosyal Medya Çağında Otizmle Ebeveynlik
- Göçmen Topluluklar İçin Büyük Fırsat: Otizm Yasası 2009 Üzerine Görüş Bildirme Zamanı!





