Uzman Psikolog Dr Gözde Arslan
Britanya’daki sınıflarda dünyayı farklı şekillerde öğrenen ve deneyimleyen pek çok çocuk var. Otizm, DEHB, disleksi, dispraksi ve diğer nöroçeşitlilik özellikleri, çocukların öğrenme ve iletişim biçimlerini etkileyebilir. Ancak asıl soru şu: Bu çocukların ihtiyaçları gerçekten anlaşılıyor mu?
Bu soru eğitim açısından büyük önem taşıyor. Çünkü eğitim, yalnızca “ortalama” öğrenciye göre değil, her çocuğun öğrenme fırsatına sahip olmasını sağlayacak şekilde düzenlenmelidir.
İngiltere’de 1,8 milyondan fazla öğrenci, yani yaklaşık her 5 öğrenciden biri, özel eğitim ihtiyacı (SEN) kapsamında bulunuyor. Bunların 538.000’den fazlasının Eğitim, Sağlık ve Bakım Planı (EHCP) bulunurken, yaklaşık 1,3 milyon öğrenci EHCP olmadan SEN desteği alıyor. EHCP sahibi öğrencilerin yaklaşık üçte birinde otizm, temel özel eğitim ihtiyacı olarak kaydediliyor.
Bu rakamlar, nöroçeşitlilik değerlendirmesinin neden önemli olduğunu açıkça gösteriyor.
İyi bir değerlendirme yalnızca çocuğa bir tanı veya etiket vermek değildir. Çocuğun nasıl öğrendiğini, iletişim kurduğunu, dikkatini yönettiğini ve çevresine nasıl tepki verdiğini anlamaya yardımcı olur. Bu anlayış olmadığında, dikkat güçlüğü yaşayan bir çocuk “yaramaz”, gürültüden bunalan bir öğrenci “içe kapanık”, organizasyon sorunu yaşayan bir çocuk ise “tembel” olarak değerlendirilebilir.
Yanlış anlaşılmanın sonuçları ciddi olabilir. Desteklenmeyen nöroçeşitli çocuklarda zorbalık, devamsızlık, okuldan uzaklaştırılma ve ruh sağlığı sorunları daha büyük bir risk hâline gelebilir. Bu nedenle erken fark etme ve değerlendirme önemlidir.
Çocuğun ihtiyaçları erken anlaşıldığında okullar; görsel programlar, hareket molaları, sessiz çalışma alanları, yardımcı teknolojiler, daha açık yönergeler ve bilgiyi farklı yollarla ifade etme imkânları sağlayabilir.
Ancak tanı tek başına yeterli değildir. Çocukların destek alabilmesi için mutlaka resmi bir tanıyı beklemek doğru değildir. Değerlendirme süreçleri uzun sürebilir; oysa çocuk her gün eğitim hayatına devam etmektedir.
Ayrıca değerlendirme, yalnızca sorunları değil, çocuğun güçlü yönlerini, ilgi alanlarını ve farklı düşünme biçimlerini de ortaya çıkarmalıdır.
Sonuçta mesele şu soruda düğümleniyor: “Bu çocuk neden herkes gibi davranamıyor?” yerine “Bu çocuğun öğrenebilmesi için neye ihtiyacı var?” diye sormamız gerekiyor.
Yaklaşık her beş öğrenciden birinin SEN kapsamında olduğu bir eğitim sisteminde, bu soruyu artık ne okullar ne de ebeveynler görmezden gelebilir.
Çocuğunuzun eğitim hayatında ihtiyaçlarının yeterince karşılanıp karşılanmadığını anlamak ve gelişimini desteklemek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Saygılarımla,
Dr. Gözde Arslan
Uzman Psikolog
- Yaz Tatili Başlıyor… Peki Otizmli Çocuklar Hazır mı?
- Davranışın ardındaki ihtiyaç
- Kahramanmaraş Okul Saldırısı Sonrası Otizm Tartışması: Kolay Cevapların Tehlikesi
- Bilgi Çok, Netlik Az
- Dijital Çağda Hata Yapma Hakkı ve Ebeveynin Rolü
- Otizmi Paracetamol ile değil, politik ihmallerle açıklayabiliriz
- Okullar Başladı: Hem Çocuklar Hem Ebeveynler İçin Zorlayıcı Bir Geçiş Olabilir
- Sosyal Medya Çağında Otizmle Ebeveynlik
- Göçmen Topluluklar İçin Büyük Fırsat: Otizm Yasası 2009 Üzerine Görüş Bildirme Zamanı!
- Politik Belirsizlik ve Ruh Sağlığı





