Mustafa Çetinkaya
İngiltere bugün birçok sorunla aynı anda mücadele ediyor. Hayat pahalılığı, gençlerin iş bulamaması, ev sahibi olamaması ve göç konusunda toplumdaki güven duygusunun zayıflaması… Bunlar birbirinden ayrı tartışmalar gibi görünse de aslında aynı hikâyenin parçaları. Birçok başbakanı koltuğundan eden bu sorunlarla mücadele etmek ve başarılı olmak kolay olmuyor. Rakamlar iyi gitmeyince sistem de faturayı sıradaki başbakana yıkıp kapıyı gösteriyor…
Ukrayna-Rusya savaşı nedeniyle artan gaz ve elektrik faturalarından sonra, son aylarda da bir türlü bitmek bilmeyen İran-ABD savaşı yüzünden petrol faturaları arttı. Enerji fiyatları yükselince doğal olarak tüm üretim maliyetleri artıyor ve sistematik zamlar sıralanıyor. (Farkında mısınız, başkaları savaşıyor, faturayı UK’de yaşayanlar olarak biz ödüyoruz.)
Kredi faizlerinin düşmemesi ve bankaların kredi vermek konusunda cimri davranmaları da ekonomiyi durağanlıktan iflas noktasına sürüklüyor. Bu durumdan herkes etkileniyor. Üniversiteden mezun olan gençlere yönelik iş ilanları on yılın en düşük seviyesine inmiş. Ayakta kalmak isteyen işverenler bazı işleri ucuz yollu yapay zekâlara havale etmiş bile. Online satışlar ana cadde esnafını yıllardır yıpratıyor. Üretim ve servis maliyetleri artıyor ve şirketler yeni çalışan almak yerine teknolojiye yatırım yapıyor. Yurt dışından eğitimli göçmen ithal eden UK, artık kendi üniversitelerinden mezun olan gençlere iş vermekte zorlanıyor.
Birbaşka sorun, her zaman olduğu gibi, konut. İyi bir iş bulmak bile artık iyi bir hayat kurmaya yetmeyebilir. Kiralar yüksek, ev fiyatları birçok genç için ulaşılması güç seviyelerde ve özellikle büyük şehirlerde maaşın önemli bölümü daha ayın başında konuta gidiyor. Bir nesil, ailesinin evinden ayrılmayı, bağımsız yaşamayı ve kendi evini satın almayı önceki nesillerden daha ileri bir yaşa erteliyor. Kendi hayatını kuramayan genç, evlenmeyi, çocuk sahibi olmayı, başka bir şehre taşınmayı veya kariyer değiştirmeyi erteliyor. Konut krizi, toplumun demografisini ve sosyal yapısını da değiştiriyor.
“Dışı sizi yakar, içi de bizi” hesabı, bir de kaçak yollarla İngiltere’ye gelmek isteyen kaçak göçmen sorunu var. Siyasal sistemin sarsılmasına da neden olan bu sorun, yeni çıkan yasa ve uygulamalar nedeniyle yerleşik göçmenleri de rahatsız ediyor. Ekonomik zorluklar, ayrımcılık, hırsızlık, güvenlik sorunları ve daha birçok nedenden dolayı binlerce yerleşik insanın Londra’yı terk ettiği söyleniyor.
İngiltere’de göç tartışması artık yalnızca kaç kişinin ülkeye geldiği üzerinden yürümüyor. Kamu hizmetleri, konut ve iş piyasası üzerindeki baskı nasıl yönetilecek? Göçü bütün sorunların nedeni göstermek gerçekleri basitleştirir. Siyasetin görevi korkuları küçümsemek değil, onlara gerçekçi cevaplar vermektir. Sadece sloganlara sığınan aşırı sağ ve onu kopya eden merkez partiler, uzun vadeli çözümlere ve yatırımlara odaklanmalı. İngiltere’nin ihtiyacı olan şey slogan değil, somut hedefler: Gençlere daha fazla iş, çalışanlara gelirleriyle orantılı konut ve göçü kamu hizmetlerinin kapasitesiyle uyumlu yöneten bir sistem.
Sisteme ve geleceğe olan güven sarsılıyor mu? İşte işin özü burada. Birkaç yıllık ekonomik tedbirlerle ekonomik çalkantılar bir şekilde yoluna oturur. En köklü, sistemli ülkeye duyulan güven sarsılırsa, onun telafisi zor olur. İngiltere’nin önündeki asıl sınav tam da burada: Çalışanlara, yeni iş kurmak isteyenlere, gençlere sadece bugün için değil, yarın için de hayal kurabilecekleri, yaşanabilir bir ülke bırakmak gerek.
Yoksa neşemizi kaybederiz…
- Ankara Anlaşması: Süreç Bitti mi, Asıl Mücadele Şimdi mi Başlıyor ?
- Halk Artık Söz Değil, Rahatlama Bekliyor
- Doğudan Batı’ya Durdurulamayan Göç Yürüyüşü
- Britanya’da İyi ki NHS Var
- Burnham Dönemi: İngiltere AB’ye Geri Döner mi?
- Milyarlar kiraya gidiyor, evsizlik büyüyor
- Bu Yaz İngiltere Sıcak Geçecek
- Andy Burnham, İngiltere İçin Yeni Bir Sayfa mı?
- 7 Mayıs Yerel Seçimlerinin Sonuçları Sir Başbakan’ı ‘Yedi’
- Çocukları Korumak mı, Dijital Dünyadan Koparmak mı?

ENFIELD
HACKNEY
HARINGEY
ISLINGTON




