Mustafa Çetinkaya
İngiltere’de 25 yıldır yaşıyorum. Geçen gün ilk kez NHS Acil Servisi’ne gitmek zorunda kaldım. GP’ye ve hastanelere daha önce birçok kez gitmiştim ama acil servis benim için yeni bir deneyimdi. Ciddi bir sorunum yoktu. Ancak olası bir riski göz ardı etmemek için kontrol ettirmek istedim. Neyse ki sonuçlar iyiydi.
İngiltere’de acil servise gitmek, ne zaman eve döneceğinizi bilmeden yola çıkmak demektir. Beş saat, on saat, hatta on iki saat beklemek artık şaşırtıcı değil. Adı üstünde “acil” ama içeri giriş saatiniz belli, çıkış saatiniz belli değildir. Yetersiz yatırımlar, artan hasta yoğunluğu ve zaman zaman yaşanan personel kaynaklı aksaklıklar nedeniyle uzun bekleyişler artık sistemin bir gerçeği.
Buna rağmen unutulmaması gereken önemli bir nokta var. İngiltere’de sağlık hizmetleri büyük ölçüde ücretsiz. GP’den uzman tedavisine, acil servisten ambulansa kadar geniş kapsamlı bir sistem herkesin hizmetinde. Dünyanın birçok ülkesinde insanlar sağlık hizmeti alabilmek için büyük paralar ödemek zorunda kalırken, burada ihtiyaç duyduğunuzda cebinizden tek kuruş çıkmadan tedavi olabiliyorsunuz. Bu, gerçekten büyük bir ayrıcalık.
Benim hikâyem ise kaburgamı sert bir yere çarpmamla başladı. Günlerdir geçmeyen ağrılar nedeniyle “Ne olur ne olmaz” diyerek Londra’nın merkezindeki en büyük hastanelerden birinin acil servisine gittim.
Akşam saat 21.00 sularında kayıt yaptırdım. Kısa süre içinde bir hemşire nabzımı ve ateşimi ölçtü. Kaburga kırığı ihtimaline karşı yaklaşık on dakika içinde röntgenim çekildi. Acil servise girişimden röntgenin tamamlanmasına kadar geçen süre sadece 15 dakikaydı. Doğrusu bu hızı görünce, acil servislerle ilgili anlatılanların biraz abartıldığını bile düşündüm.
Sonra bekleme salonuna geçtim. İçerisi oldukça kalabalıktı; ilk başta oturacak boş bir sandalye bile bulamadım. Beklemenin uzun süreceğini bildiğim için yanıma kitap almıştım. En son yaklaşık bir yıl önce, jüri görevi için mahkemeye gittiğimde Ahmet Ümit’in bir polisiye romanını okumuştum. Bu kez ise geçen yıl satın aldığım ama kapağını bile açmaya fırsat bulamadığım Prof. Dr. Selçuk Şirin’in Yetişin Babalar kitabını çantama koymuştum.
Kitabı baştan sona bitiremeyeceğimi düşündüğüm için ilgimi çeken bölümlerden başladım. Zaten araştırma ve deneme türünde olduğu için istediğiniz yerden okuyabiliyorsunuz. Selçuk Şirin, araştırmaların yanı sıra kendi hayat hikâyesinden de örnekler vererek iyi bir babalığın ne anlama geldiğini anlatıyor. Gurbette büyüyen çocuklardan, kuşak farklılıklarından ve dijital dünyanın gençler üzerindeki etkilerinden söz ediyor. Kitap beklediğimden çok daha etkileyiciydi.
Bekleme salonunda yaklaşık 70 kişi vardı. Ekranda ortalama bekleme süresi dört saate yakın görünüyordu. Doktorlar her birkaç dakikada bir yeni bir hastayı çağırıyor, salondaki tanıdık yüzler yavaş yavaş azalıyordu. Ben ise kitaba öylesine dalmıştım ki zamanın nasıl geçtiğini fark etmedim. Yaklaşık dört buçuk saat sonra benim de ismim anons edildi.
Doktor önce bilgisayardaki kayıtları inceledi, ardından şikâyetimi dinledi ve röntgen sonuçlarına baktı. Kaburgamda kırık olmadığını söyledi. Sadece bir kan tahlili istedi ve eve gidebileceğimi belirtti. Dikkatimi çeken tek nokta, fiziksel muayene yapılmamış olmasıydı. Türkiye’de alışık olduğum şekilde ağrıyan bölgeyi elle kontrol etmesini beklemiştim.
Toplam yaklaşık beş saat sonra hastaneden ayrıldım. Gece yarısını çoktan geçmişti. Kaburgamda kırık yoktu ve içim rahattı.
NHS’i eleştirecek çok şey var. Özellikle acil servislerdeki uzun bekleme süreleri artık ciddi bir sorun. Sistemin daha fazla yatırım ve personele ihtiyacı olduğu da açık. Ama bütün bunlar, ihtiyaç duyduğunuz anda ücretsiz sağlık hizmeti alabilmenin değerini değiştirmiyor.
Bu arada beklerken yarısını okuduğum Prof. Dr. Selçuk Şirin’in Yetişin Babalar kitabını da özellikle çocuk yetiştiren anne ve babalara gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
- Burnham Dönemi: İngiltere AB’ye Geri Döner mi?
- Milyarlar kiraya gidiyor, evsizlik büyüyor
- Bu Yaz İngiltere Sıcak Geçecek
- Andy Burnham, İngiltere İçin Yeni Bir Sayfa mı?
- 7 Mayıs Yerel Seçimlerinin Sonuçları Sir Başbakan’ı ‘Yedi’
- Çocukları Korumak mı, Dijital Dünyadan Koparmak mı?
- İngiltere’de Son Yıllarda Daha Çok Çalışmamıza Rağmen Daha Az Kazanıyoruz
- Eğitimde Başarı Tesadüf Değil, Erken Müdahalenin Sonucudur
- Geleceğin enerjisine geçiş artık bir tercih değil
- Britanya neden sürekli Başbakan kaybediyor ?

ENFIELD
HACKNEY
HARINGEY
ISLINGTON




