Faruk Eskioğlu
Türkiye için en önemli büyükelçiliklerde ilk sırada Washington ve Londra gelir. Londra; NATO, savunma sanayisi, finans, istihbarat, stratejik ortaklığı ve Türkiye’nin Avrupa güvenliğindeki rolü gereği büyük öneme sahip denilebilir.
Türkiye’nin son Londra büyükelçisi Osman Koray Ertaş, 14 Mart 2023’ten bu yana görev yapıyor. Osman Koray Ertaş’ın yoğun temposuna karşın toplumdaki Büyükelçiliğin tanıdığı kurumları, dernekleri ve öne çıkan Türkiye kökenli şirketleri ziyaret ederek arkalarında rüzgâr olmaya çalıştını söyleyebilirim. Büyükelçi, 31 Temmuz sabahı da Olay Gazetesi’nin Newington Green’deki ofisini ziyaret etmişti.
Ne yazık ki Sayın Büyükelçinin kendisiyle KKTC resepsiyonunda ayaküstü tanışma dışında bir sohbetim olmadı. Belki de “FETÖ’nün baskın olduğu dönemde Büyükelçilik basın listesinde adım silindiğinden Büyükelçiliğin düzenlediği basın toplantıları ve resepsiyonlara son 13 yıldır çağrılmadığım için olabilir” diye düşünüyorum. Yıllar önce de “Başkonsolosluk cenazemizi ayağına götürtüyor” başlıklı yazımdan dolayı aforoz edilmiştim fakat yazım üzerine Osmanlı’dan bu yana cenazelerin gereksiz yere başkonsolosluğa taaa Knightbridge’e sadece imza için götürülme işkencesine son verilmişti. O dönemde yeni atanan Başkonsolos Erdoğan İşcan o yazımı takdir ederek teşekkür etmiş ve adımı basın listesine tekrar ekletmişti.

Bu yıl Londra’da 40’ıncı, meslekte 50’nci yılım. Toplum tarihini araştıran, toplum arşivini oluşturmaya çabalayan ve toplumun sorunlarını her hafta köşesine taşıyan gazeteci olduğum konusunda mütevazı olmayacağım. Mesleğim gereği pek çok büyükelçi ve başkonsolosun çalışmalarını yakından takip ettim. Büyükelçilerden bazıları toplumda kalıcı izler bıraktı. Örneğin; Özden Sanberk (1995- 2000) ve Başkonsolos Erdoğan İşcan (1996-1999) birlikte siyasi ayırım gözetmeden toplumun örgütlü birliği için çok çaba gösterdi, Korkmaz Haktanır (2000-2002) toplumdaki sanatçılara büyükelçinin kapısını açtı ve onlara ciddi destekler sundu, Akın Alptuna (2003-2007) ayda bir basınla kahvaltı sohbeti düzenleyerek toplumun nabzını tutan gazetecileri dinledi ve toplumun sorunlarına karşı ortak akıl üretmeye çalıştı, Ahmet Ünal Çeviköz (2010-2014) toplumumuzu içinde yaşadığımız ülkede görünür kılmak için çaba gösterdi, halkçı bir portre çizdi.
Neyse dostlar aslında bu yazımda Türkiye’nin Londra büyükelçilik tarihinden söz etmek istiyorum. Osmanlı, Londra’ya ilk büyükelçi olarak 1793’te Yusuf Agâh Efendi’yi atamış. Oysa Kraliçe I. Elizabeth Osmanlı İmparatorluğu’na ilk temsilcisini 2 asırdan fazla 1583’te işadamı William Harborne’u atamıştı. Sanırım o zamanlar padişah sadrazama “bu ecnebi neden burada” diye sormuş, sadrazam da “Efendim, bu kâfir bizden öğrendiklerini memleketine aktarıyor” demiş olmalı. Padişah da büyük bir gururla “Öğrenecek çok şeyi var zağarın” diye geçiştirmiş olmalıydı. Osmanlının bu gecikmesinin ticaret alanında da olduğu söylenebilir. Birleşik Krallık, Fransa’dan sonra ikinci ticaret odasını (British Chamber of Commerce Turkey – BCCT) 1887’de İstanbul’da açmış. BCCT’nin muadili Türkiye Britanya Ticaret ve Sanayi Odası (The Turkish British Chamber of Commerce and Industry – TBCCI) tam 93 yıl sonra 1980’de açılmış. Osmanlı’nın sanayi devrimini atlamasının gerekçelerinden biri de bu keyfilik desek yeri.
Londra büyükelçilik tarihinde iz bırakan bir başka büyükelçinin ise 1952’de atanan sosyalist kimliği ile bilinen Hüseyin Ragıp Baydur olduğu söylenebilir. 1952’de Londra Büyükelçisi Hüseyin Ragıp Baydur, 1955’te 65 yaşında yaşamını yitirince Birleşik Krallık tarafından devlet töreniyle Türkiye’ye uğurlanır. Büyükelçilik önünde Kraliyet atlarının çektiği top arabasıyla taşınan cenazede, İskoç tulumu ve trampetlerin eşliğinde İrlanda Birliği görev yapar. Gazeteci, hukukçu ve eski bakanlardan Dr. Reşit Galip’in ağabeyi olan Baydur sosyalist kimliği ile de tanınır. Avusturya’da ilk gençlik yıllarında sosyalist çevreyle ilişki kurar. 1919’da İstanbul’da kurulan Türkiye İşçi ve Çiftçi Sosyalist Fırkası’na girer. Sol içerikli yazılar yazar. Türkiye’ye döndüğünde Ankara’ya gelerek Atatürk’ün çevresinde yer alır ve Matbuat Umum Müdürlüğü (Basın Yayın Genel Müdürlüğü) yapar. Bir süre sonra, günlük olarak çıkmaya başlayan Hâkimiyet-i Milliye gazetesi başyazarlığına getirilir. II. Dünya Savaşı sırasında Moskova, Roma, Washington ve Londra büyükelçiliği görevinde bulunur. Sosyalist bir büyükelçinin varlığı o yıllarda liyakata önem verildiğini de gösteriyor.
Günümüzde Türkiye’de büyükelçilerin görev süresi 4 ya da 5 yıldır. Temel kural, büyükelçinin görev süresinin Cumhurbaşkanı’nın görev süresini aşmaması sayılıyor.
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca, büyükelçiler ve daimî temsilciler Cumhurbaşkanı tarafından atanıyor.
Cumhurbaşkanı’nın görevi sona erdiğinde büyükelçinin görevi de sona eriyor.
Ancak yeni büyükelçi atanana kadar görevlerine devam edebiliyorlar.
Görev süresi sona eren büyükelçi yeniden atanabilir.
Cumhurbaşkanı isterse süre dolmadan da büyükelçiyi görevden alabilir.
- Bakkalların piri nam-ı diğer “Topal Ali” Ali Güneş’in ardından…
- Yerel gazete mi, toplum gazetesi mi?
- Toplum olarak spora katkımız
- Kıbrıs’ta çözüm umudu yeniden yeşeriyor…
- İngiltere’nin kargaları
- Türkiye’den beyin göçü araştırması…
- Memlekete aracıyla gidecekler aman dikkat…
- Olası başbakan Burnham’ı tanıştırırım…
- Kuzey İrlanda saldırganları bizim topluma da yönelebilir
- Dünya Kupası’nda işin şirazesi iyice kaydı

ENFIELD
HACKNEY
HARINGEY
ISLINGTON




