Faruk Eskioğlu
Yoksulluğu bir kader gibi gösterip şükretmeyi öğütleyen olduğu gibi bilimsel yöntemlerle başetmeyi savunanlar da var.
Üniversitedeyken okuduğumuz ekonomi derslerinde de yoksulluk teoremleri vardı.
Aklımdan çıkmayanlardan biri “Yoksullar yoksul oldukları için yoksuldurlar ve daha da yoksullaşacaklar” savıydı.
Buna göre varsıl birisi 100 birim birikimine yaptığı yatırım karşılığı yüzde 10 kazanınca serveti 110 oluyor, yoksul birisi ise 10 birim birikimini 11’e çıkarabiliyor.
Sonuçta ikisinin gelir farkı açılarak 90’dan 99’a çıkıyor.
En çok sevdiğim atasözlerinden biridir “Biri yer, biri bakar kıyamet ondan kopar..
“İşte yoksulluğu kader göstermek ve yoksullara övgüler düzmek hatta varsılın malını “haram” kavramıyla korumanın amacı bizim atasözündeki kıyametin kopmasını engellemektir.
Marksist literatür ise yoksulluğu kader olarak görmez ve kapitalist paylaşım sistemine bağlar.
Ona göre kapitalist sistemde üretim araçlarını ellerinde tutanlar üretilen değerleri eşit paylaşmayarak, yoksullar sınıfını yaratır.
Kendi ülkesi yetmez başka ülkelerin emeği ve kaynaklarını da sömürür.
Çözümü de herşeyi yaratan ve üreten işçiler tarafından üretim araçlarının mülkiyetinin bir avuç azınlığın elinden adına devrim denilen zorla alınmasıdır.
Ancak bu durumda bireysel kazanç yerine toplumsal çıkar öne çıkarılabilir, kol ve kafa işçileri ile çiftçiler gibi üreticiler ürettiği değerlerden adil pay alabilir.
Böylece vahşi iklim değişikliği ya da madencilik gibi doğanın hor kullanılması yani bir elma için ağacı kesilmesi de engellenecektir.
Tek çare budur. Yoksa bir ülkede üretilen pastadan aslan payını bir avuç varsılın alıp kalan küçük parçayı çoğunluğun paylaşması sosyal patlamalara her zaman gebe olacak, bu sistemi korumak için de baskı yasalarıyla asker polis gücüne ihtiyaç duyacaktır…
Ama nafile.
Eninde sonunda aklın ve mantığın yolu bu sömürü sistemini yıkacaktır.
Dostlar böyle bir girişten sonra Birleşik Krallık’ta (BK) yoksulluğa karşı mücadele eden ve yoksullara kol kanat olmaya çalışan Big Issue dergisinden söz etmek istiyorum.
Big Issue, evsizlere gelir fırsatları sağlamak amacıyla John Bird ve Gordon Roddick tarafından Eylül 1991’de Londra’da bir sosyal girişim olarak kuruldu.
New York’ta yayınlanan bir sokak gazetesinden esinlenerek, “yardım eli uzatmak, sadaka vermek değil” ilkesiyle The Body Shop’un desteğiyle yaşama geçirildi.
Derginin içeriği her sınıftan okura göre hazırlanıyor (İstanbul’da da benzer amaçla yayınlanan bir dergi görmüştüm fakat içeriği yoksullara yönelikti.
Sanırım bundan dolayı olsa gerek dergi uzun ömürlü olamadı).
Dergiyi yoksullar satıyor ve gelirini de “destek” olarak kendilerinde tutuyorlar.
Artık sadece BK’nin yanı sıra dört kıtada da dağıtılan Big Issue, BK’de sayıları her geçen gün artan 3,8 milyon yoksula destek olmak için kulis çalışmaları ve bilimsel araştırmalar da yapıyor.
Derginin kurucularından Lord John Bird, hem 80’nci yaş günü hem de derginin salgın öncesi dağıtımcı sayısı olan 1400’ü tekrar yakalaması dolayısıyla yaptığı açıklamada ülkedeki yoksullukta bıçağın artık kemiğe dayandığı uyarısında bulundu.
Çocukların Refahı ve Okullar Yasa Tasarısı aracılığıyla çocuk yoksulluğuna yönelik daha sıkı yasal denetimler yapılması için parlamentoda da mücadele eden Bird, hem İşçi Partisi’ni hem de Muhafazakar Parti’yi çocuk yoksulluğunu ortadan kaldırmadıkları için eleştirdi.
Yoksulluğun okulların “eğitim hizmetini yerine getirmesini” engellediğini vurgulayan Bird, şimdiye kadar iş başına gelen hükümetlere dört buçuk milyon çocuğu yoksulluk içinde yaşattıkları suçlamasında bulundu.
Bird, çocuk yoksulluğunun nesiller boyu hükümetler tarafından aktarılan bir başarısızlık olarak niteledi.
Kendisi de 1940’lar ve 1950’lerde Notting Hill’in gecekondu mahallelerinde aşırı yoksulluk içinde büyüyen Bird, mevcut ve gelecekteki hükümetlere çocuk yoksulluğunu azaltmak için hedefler belirleme konusunda yasal bir yükümlülük getirecek bir yasa değişikliğini parlamentoya sunmuş fakat hükümet tarafından desteklenmemişti.
Resmi verilere göre BK’de Aralık 2025 Tüketici Fiyat Endeksi bir önceki aya oranla yüzde 0.6 artarak yüzde 4.2’ye çıktı.
Bu oran ülke hedefi olan yüzde 2’den hala çok fazla.
Gıda enflasyonu ise hala yüzde 4.4 gibi yüksek bir oranda seyretmeye devam ediyor.
Dünyanın en büyük altıncı ekonomisine sahip BK’de tüm çocuklarının üçte biri (4.5 milyon) yoksulluk içinde yaşıyor.
Geçen yıl savunmaya 53.9 milyar sterlin harcayan BK’de, 4.5 milyonu çocuk olmak üzere 14 milyondan fazla insan yatağa aç gidiyor.
The Trussell Trust tarafından hazırlanan 2023 “Açlık Raporu”nda, yatağa aç girenlerin sayısı 3.2 milyonu çocuk olmak üzere 11.6 milyon iken bu sayı, İşçi Partisi iktidarında 14 milyonu geçmiş durumda.
BK’nin 2026 yılı başı itibarıyla nüfusu yaklaşık 69,8 milyon olduğu varsayılırsa ülke nüfusunda açlık oranı yüzde 20’yi geçmiş durumda.
İşte ülkesinde güneş batmayan bir ülkede aç gözlü kapitalizmin yarattığı tablo böyle…
Son söz olarak yönetmen Ken Loach’un filmlerini izlemenizi öneririm.
Ken Loach, BK’deki gerçek yaşamı yalın bir dille size anlatacaktır.
- Londra’da sanat etkinlikleri mi dediniz?
- Aman yapay zeka mağduru olmayın !
- Davos’tan “kötü günler geliyor” mesajı
- İffet Renda’nın ardından
- Londra’da 40’ıncı yılın muhasebesi
- Bizim toplumun yoğunlaştığı restoran sektörü alarm veriyor !
- Shabana hanım, “Bunlar daha iyi günleriniz” diyor!
- Britanya vatandaşıyım diye güvenme!
- Ressam Cevdet Akman’ı tanıştırırım
- Londra’dan Fazıl Say geçti…

ENFIELD
HACKNEY
HARINGEY
ISLINGTON



