Tamer Çalışır
Onlar da bayılıyorlar. Dogrunun karşısında herkes şapka çıkarıyor.
Sadece bizimkiler değil hepsi hayranlar lezzetine, kokusuna sunumuna, İngilizler, Avrupalılar ve Londra’daki tüm dünya yemeklerimize hasta.
Çok iyiyiz.
Tadımız, hızımız, güler yüzümüz ve tertemiz restoranlarımız ile bir taneyiz. Londra’daki Türk garsonlar, porsiyonlar, sıcak aile ortamı…
Aslında her gün sayısız yabancı müşteri gönüllerindeki Golden Buzzer`lara basıyorlar. Yemeklerimizi, hafızalarında doğrudan finale taşıyorlar.
Bu arada bu bir reklam değil. Gerçeğin ilanı bu. Türk mutfağının ve Türk restoranlarının bizler buraya göç edip, uzaktan kendimize bakınca fark ettiğimiz en tatlı ve maalesef bir o kadar acı gerçeği. Anadolu kültürünün yüzlerce yıldır kartopu gibi biriktirdiği, bizlere taşıdığı zenginliğimizi, diğer ülkelere ait işletmeleri ve yemekleri görünce anlıyoruz. Üzülüyoruz kaybettiklerimize.
Keşke markamız olsaydı diyoruz hep birlikte. Bu gerçek Londra’dan apaçık görünüyor. Çin’den Amerika’ya, Slovakya’dan İngiltere`ye herkesin bildiği marka isimlerimiz olsaydı keşke… Adımızı duyan Türk yemeklerine koştursaydı. Avrupa’nın her yerinde Afrika ve Asya’da bilinen zincir markalarımız olsaydı.
Türk mutfağının kendi yağıyla kavrulan ya da kendi imparatorluğunu kurmuş bireysel başarılara ihtiyacı yok.Kolektif ve katma değerli olarak arz meğer ne kadar mühim? Boş bir çuval inciri heba etmişiz gibi hissediyor insan.
Diğer ülkelerin restoranları ve tatlarıyla aramızdaki fark bu kadar ortadayken, Türk lezzetlerinin yıldızlaştığı markalarımızın olmaması anlaşılır gibi değil.
Hikayeyi sesli dinlemek için linke tıklayınız:
https://www.instagram.com/reel/DR5XNs8CWS8/?utm_source=ig_web_copy_link&igsh=MzRlODBiNWFlZA==

ENFIELD
HACKNEY
HARINGEY
ISLINGTON



