Mustafa Çetinkaya
Sevgili okurum, izin verirseniz bu yazıyı gazeteciliğim ve politik geçmişim hakkında yazacağım. Gazeteci, haber olan değil; sessiz ve görünmeden haber verendir. Kameraya yakındırlar, ama kameranın arkasında oldukları için az görünürler. Aynı zamanda gazeteciler, politikacılara ve politikaya da yakındırlar.
1986 yılında İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nu kazandım ve okumaya başladım. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin insanların üzerinden buldozer gibi geçtiği yılların hemen sonrasıydı. Kendimi, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının okuduğu İÜ Beyazıt Kampüsü’nde buldum. O yıllar, insanların politikadan uzaklaştırıldığı, sıkıyönetimin hâlen devam ettiği bir dönemdi. Bir yandan okuldaki yararlı dersleri takip ederken, diğer yandan forumlar ve öğrenci dernek toplantılarıyla okuyup araştırıyordum. 1988 kuşağı olarak da isimlendirilen eylemci kuşağın tam da içinde buldum kendimi. Baskı, yasak ve sıkıyönetimlere rağmen eylemin, forumun, yorumun ve aktivitenin çok olduğu yıllardı.
İstanbul sokaklarında, çoğunlukla Anadolu’dan gelmiş öğrenciler olarak birbirimizi eğittik; politikayı ve örgütlü çalışmayı öğrendik. Kendimizce protesto ettik, yürüdük, eylem yaptık. Sonra birçoğumuz mesleğe atıldık. Ben de 1988 yılında ilk olarak Güneş Gazetesi’nde çalışmaya başladım. Başka bir düzlemde yine politikanın içindeydim. Demirel’i, Ecevit’i, sonrasında Erdoğan’ı takip ediyor; soru sorabilecek kadar yakınlarında bulunuyordum. Anadolu’nun neredeyse tüm şehirlerini gezdim, fotoğrafladım. Türkiye’de fiilen 15 yıl gazetecilik yaptıktan sonra, 2002 yılında yolum Londra’ya düştü.
O zamana kadar foto muhabirliğinde ve fotoğraf sanatçılığında Türkiye’de iyi bir isim yapmıştım. Kaderin bir cilvesi olarak bir anda kendimi Londra’da ve yine politikanın içinde, İşçi Partisi’nin ortasında buldum. O zamanlarda Türkiye kökenli insanlar politikadan uzaktı ve sadece birkaç Kıbrıslı Türk politikacı vardı. Onlardan öğrendiğim yöntemleri Türk-Kürt toplumuna öğrettim. Yüzlerce insanı, nerede yaşadığına bakmadan partiye üye yaptım. Tony Blair’in başbakan olduğu yıllardı. Kuzey Londra’da yaşıyordum. Başbakanın sağ kolu Joan Ryan bizim bölge milletvekilimizdi. Joan Ryan’ın, üye ve seçmen sayısı hızla artan Türkiyeli seçmene ihtiyacı vardı; bizim de yol gösterecek, parti merkezinde önümüzü açacak bağlantılara ihtiyacımız vardı. Partiyi, örgütsel çalışmayı, kampanya yapmayı ve birbirine yakın olmayan toplumların bir parti için bir arada ve uyumlu nasıl çalışacağı yöntemlerini Joan Ryan bize öğretti. Yerelde biz ona destek olduk; yukarıda da o, ayrımcılığa uğramamızı engelledi ve yol bulmamız için alan açtı.
İşçi Partisi’ne maddi, manevi ve oy olarak çok büyük katkılarda bulunduk. Buradaki örgütlü çaba sayesinde bizim toplumdan Avam Kamarası’na iki milletvekili gönderdik, belediye liderleri ve başkanları seçtirdik. Bunu ben tek başıma yaptım demiyorum; fakat Türkiyeli toplumun Enfield’de yaptığı atılımın kapılarını ben açtım. Gelişmeleri yakından bilenler buna tanıktır. Bugün Enfield’de üç İşçi Partili milletvekili varsa ve Enfield yönetimi 16 yıldır ezici bir çoğunlukla Labour iktidarındaysa, bunu biraz da Türk-Kürt toplumunun sandığa gidip sorgusuz sualsiz İşçi Partisi’ne oy vermesine borçludur. Bugün yurt dışında yaşayan 6 milyon Türk vatandaşı var. Bunların yaklaşık 500 bini Birleşik Krallık’ta, 300 bini Londra’da ve yaklaşık 60 bini Enfield belediye sınırları içinde yaşıyor. Çok destek olduğumuz ve büyük katkılar sağladığımız İşçi Partisi son yıllarda çok değişti. Uluslararası insan hakları ihlallerine ses çıkarmıyor. Gazze’de on binlerce sivil öldü, bir kınama mesajı bile açıklanmadı. Türkiye’deki demokrasi ihlallerine sessiz kalmasını söylemiyorum bile. Parti, aşırı sağa oy kaybetmemek için göçmen karşıtı yasalar çıkarmaya devam ediyor.Burada yaşıy oruz, burada çalışıyor ve vergi ödüyoruz. Çocuklarımız burada doğdu ve burada yaşayacaklar. Göçmenlerin Britanya toplumuna aidiyeti hiçbir parti döneminde bu kadar sorgulanıp sarsılmamıştı.
İşte bu nedenlerden dolayı, 24 yıldır üyesi olduğum ve 8 yıldır Belediye Meclis Üyesi olarak görev yaptığım Labour Partisi’nden 8 ay önce istifa ettim. 7 Mayıs 2026 yerel seçimlerine Enfield Haselbury bölgesinden Bağımsız Belediye Meclis Üyesi adayıyım. Desteklerinizi beklerim… (Seçime kadar politika yazmaya devam edeceğim)
- AB’den Çıkan UK, İlişkide Yeni Denge Arıyor
- İngiltere’de Siyasal Yelpaze Yeniden Şekilleniyor…
- İngiliz Siyaset Sahnesi Yeşil’lenecek..!
- Enerji Krizi, Savaşlar ve Kaçınılmaz Gerçek: Kendi Enerjini Üretmek
- Thames Water Krizi: Özelleştirmenin Bedelini Kim Ödüyor?
- Savaşların Giderlerini Enerji Faturalarımız ile mi Ödüyoruz?
- Zor Zamanlarda Yaşamak Bize Mi Düştü?
- 7 Mayıs seçimlerinin Britanya için anlamı
- Londra’da ev almak için doğru zaman mı?
- Başbakan Starmer’ın Sessiz Çöküşü

ENFIELD
HACKNEY
HARINGEY
ISLINGTON





