Mustafa Çetinkaya
Bir ülkenin geleceği, öğrencilerin üniversitede aldıkları eğitimle değil, 10-16 yaş arasında gördükleri destekle şekillenir. Bugün Birleşik Krallık’ta bir milyondan fazla genç ne eğitimde, ne istihdamda ne de mesleki eğitimdedir. Yetkili kurumların yayımladığı son araştırmalara göre, 2031 yılına kadar her altı gençten birinin “ev genci” olabileceği tahmin edilmektedir. Başarısızlığı önlemek, başarısız olduktan sonra müdahale etmekten çok daha kolay ve daha az maliyetlidir. İngiltere’de ilkokullarda genellikle standart bir eğitim verilir. Ailelerin ilgisi, bölgenin ekonomik ve kültürel yapısı ya da okulun sunduğu imkânlar başarı oranlarını yükseltebilir. Ancak ortaokul yıllarından itibaren işin rengi değişir.
“Teenager” olarak adlandırılan 13-19 yaş arasındaki gençlerin eğitimi oldukça zordur. Fiziksel ve psikolojik olarak zor bir dönemden geçen gençler, öğretmenlerinin işini hiç de kolaylaştırmazlar. Akran zorbalığı, çeteleşme ve okuldan kaçma gibi sorunlar bu dönemde sıkça yaşanır. Üniversite öncesine denk gelen bu yıllarda verilen eğitim, gençlerin hayatlarında belirleyici rol oynar. Pek çok bilinçli aile, bu dönemde çocuklarını özel desteklerle yakından takip eder ve bunun faydasını görürler.
Başarı Tesadüf Değildir
Bir çocuğun geleceğini belirleyen şey, zekâsından çok erken dönemde aldığı sosyal, psikolojik ve akademik desteklerdir. Birleşik Krallık’ta yapılan çalışmalar, başarısızlığı artıran faktörlerin çocukluk döneminde ortaya çıkmaya başladığını göstermektedir. Düşük okul devamlılığı, öğrenme güçlükleri, özel eğitim ihtiyaçları, aile yoksulluğu, ruh sağlığı sorunları, sosyal izolasyon, kariyer hedeflerinin olmaması ve iş dünyasıyla hiç temas kurmamak bu faktörlerin başında gelmektedir. Devamsızlık yapan çocuklara yalnızca ceza vermek yeterli değildir. Devamsızlık çoğu zaman bir disiplin sorunu değil, daha derin problemlerin işaretidir. Bunun altında yatan kaygı, aile sorunları, zorbalık veya özgüven eksikliği gibi nedenler araştırılmalıdır. Kariyer eğitimi de çok daha erken yaşlarda başlamalıdır. Birçok çocuk gelecekte ne olmak istediğini değil, ne olamayacağını öğrenerek büyüyor. Çocuk gördüğüne inanır; tanımadığı ve görmediği meslekleri hayal edemez. Bu nedenle çocukların iş dünyasıyla ve farklı mesleklerle erken yaşlarda tanıştırılması büyük önem taşımaktadır.
Teknik eğitim yolları hâlâ toplumun bazı kesimleri tarafından ikinci sınıf olarak görülmektedir. Oysa Almanya, Hollanda ve İsviçre gibi ülkelerde mesleki eğitim sistemleri genç işsizliğini azaltan temel unsurlardan biridir. Nitelikli bir su tesisatçısı, bazı durumlarda bir doktor kadar gelir elde edebilmektedir. Her mesleğin değeri, topluma yaptığı katkıyla ölçülmelidir.
Araştırmalar, hayatında güvenilir en az bir yetişkin bulunan çocukların eğitim ve iş yaşamında çok daha başarılı olduğunu göstermektedir. Bu kişi bir öğretmen, kariyer danışmanı, spor antrenörü ya da gönüllü bir mentor olabilir. Önemli olan, çocuğun yalnız olmadığını hissetmesidir. Çocukların başarısı yalnızca okulun sorumluluğu değildir. Özellikle dezavantajlı bölgelerde ebeveynlere çocuk gelişimi, dijital bağımlılık, motivasyon ve kariyer rehberliği konularında eğitim verilmesi uzun vadede büyük fark yaratmaktadır. İşverenler genç çalışanlarda hangi becerileri arıyor? Etkili iletişim kurabilme, problem çözebilme, takım çalışmasına yatkınlık ve zamanı iyi yönetebilme gibi beceriler listenin üst sıralarında yer alıyor. Bu yetenekler sınavlarla ölçülemese de kariyer başarısını belirleyen temel unsurlar arasındadır.
Sosyal izolasyon ise günümüzün en büyük risklerinden biridir. Ekrana bağımlı gençlerin sosyal çevrelerden uzaklaşması ve iletişim kurmakta zorlanması giderek daha kaygı verici boyutlara ulaşmaktadır. Bilimsel çalışmalar, gençlerin iş hayatını erken yaşta tanımasının motivasyonlarını artırdığını göstermektedir. Bu nedenle okulların yerel işletmeler, üniversiteler ve meslek kuruluşlarıyla daha fazla ortak proje yürütmesi gerekmektedir. Bugün birçok çocuk kendisini başarısız hissediyor çünkü başarıyı yalnızca akademik notlarla ölçüyoruz.
Oysa toplum; teknisyenlere, bakım çalışanlarına, yazılımcılara, aşçılara, girişimcilere ve sanatçılara da en az diğer meslek grupları kadar ihtiyaç duymaktadır. Bir çocuğun geleceği 18 yaşında yazılmaz; onun hikâyesi çok daha önce başlar. Birleşik Krallık’ta bugün yaşanan gençlik krizi, aslında eğitim sisteminin, sağlık sisteminin ve sosyal politikaların birlikte çalışamamasının bir sonucudur. Bir çocuğa doğru zamanda uzatılan bir el, yıllar sonra bir sosyal yardım dosyası değil, üretken ve başarılı bir hayat ortaya çıkarabilir. Toplumlar çocuklarını kurtararak zenginleşir; onları kaybederek değil.
- Milyarlar kiraya gidiyor, evsizlik büyüyor
- Bu Yaz İngiltere Sıcak Geçecek
- Andy Burnham, İngiltere İçin Yeni Bir Sayfa mı?
- 7 Mayıs Yerel Seçimlerinin Sonuçları Sir Başbakan’ı ‘Yedi’
- Çocukları Korumak mı, Dijital Dünyadan Koparmak mı?
- İngiltere’de Son Yıllarda Daha Çok Çalışmamıza Rağmen Daha Az Kazanıyoruz
- Geleceğin enerjisine geçiş artık bir tercih değil
- Britanya neden sürekli Başbakan kaybediyor ?
- 7 Mayıs 2026 Yerel Seçim Sonuçları
- 7 Mayıs Seçimleri Sürprizlerle Dolu

ENFIELD
HACKNEY
HARINGEY
ISLINGTON




