Faruk Eskioğlu
“İşler ilk kez kesat” dedi ve ekledi, “Bak sizin toplumun işlettiği restoranlara. Onlar da eskisi gibi dolu değil artık. Onların işi kötüye gidince bizim tabak çanak işleri de kötüye gider. Hayat pahalılığı halkın dışarıda yemek yeme şansını azaltıyor.”
Arkadaşım Yioti ilk kez böyle dertli konuştu. Kuzey Londra’daki câfe ve restoranlara her türlü mutfak malzeme, araç ve gereci ile restoran eşyaları sağlayan Roneford Catering’in kurucusu Yunanlı George Iliadis bir kaç yıl önce vefat etmişti. Yalova Enez kökenli olan Iliadis, 1978’de kurduğu Roneford’u 2001’den bu yana ailenin diğer üyelerinin desteği ile oğul Yioti yönetiyor.
Iliadis ailesi dile kolay sektörün nabzını 40 yılı aşkın tutuyor. Baba George, sağlığında yaptığım röportajda* sektörün 1988 kriziyle sıkıntılı günler yaşandığını anlatmış ve Türkiyeli göçmenlerin taze kan olarak sektörü canlandırdığını anlatmıştı… George müşterilerin dörtte üçünü Türkiye kökenliler olduğunu belirterek, Türkiye’den gelenlerin hizmet sektörüne getirdiği yenilikleri övmüştü.
Toplumun fotoğrafı çekildiğinde restoran sektöründe yoğunlaşıldığı görülecektir. “Peki neden böyle?” sorusunu da “Londra’da Bizim’Kiler” kitabımda ayrıntılı anlatmıştım**. Yine de bir cümleye aktarırsam 1960’lara kadar uzanıyor. Nam-ı diğer Ali Usta, Salih Ali’den dolayı toplum restoran sektöründe yoğunlaştı. 1960’larda Kıbrıs’tan Londra’ya yaşam kurmaya gelen Salih Ali, McDonalds’ların ilki sayılan Wimpy’lerden 115 şube açmayı başarır. Wimpy’ler Londra’da iş arayan Türk işçiler, işadamından çalışma izni sayılan “permit” mektubu alıp çalışmaya gelen işsizler ve cep harçlığını çıkarmak isteyen Türk üniversite öğrencileri için ekmek kapısı olur. 1974 Wimpy Grevi’nden sonra işadamı iflas edince binlerce işçi açığa çıkar. İşte bu işsizler bu sorunun yanıtını oluşturacaktır. Toplumun 2000’lere kadar yoğunlaştığı bir diğer sektör tekstildi. İngiltere emek ucuz bölgelere sektörü kaydırma kararı alınca binlerce tekstil işçisi işsiz kalmıştı. O dönemde toplumdaki STK ve öncü kuruluşların reflekssiz kalmasıyla işsizlik kaynaklı (gençlik çeteleri, uyuşturucu ticareti gibi) telafisi mümkün olmayan sosyolojik sonuçlar ortaya çıkmıştı. Bu nedenle dostlar yoğurttan ağzı yanan misali restoran sektörünün üzerinde dolaşan kara bulutlara odaklanmak gerektiğini düşünüyorum. Sektörde yaşananları yine sektörde saçlarını ağartmış işletmecilere sordum. İşte yanıtları:
ÖNDER ŞAHAN (RESTORAN ZİNCİRİ SAHİBİ): Ekonomik sıkıntıda aile bütçesinde ilk kısıntı seyahat ve dışarıda yemek gibi sosyal yaşamdan olur. Çünkü hayat pahalılığı halkı buna zorluyor. Restoran sektörü pek çok sektörün motoru sayılır. Bizim sektörün krize girmesi domino etkisiyle sebzeciden kasaba, istihdamdan tabak çanak satıcısına diğer sektörleri de direk olumsuz etkiler. Ne yazık ki hayat pahalılığının yarattığı bir kriz yaşanıyor. “Nasıl aşılır?” sorusunun yanıtı da halkın alım gücünün artırılmasıdır. Bugün izlenen politika bundan uzak görünüyor. Kriz sürerse bazı restoranlar ayakta kalabilmek için kaliteden ödün vermek isteyebilir, porsiyonları küçültebilir fakat yine de kepenk indiren restoranlara tanık olabiliriz. Sektörün zaten “Haksız rekabet” gibi ciddi sorunları da var. Vergisini tam veren ve çalışanlarının hakkını verip sigortalarını tam yatıran bir restoranın maliyeti diğerlerinden çok farklı. Bu arada bizim toplum üyelerinin sahibi olduğu restoranların Asyalı toplumlara kıyasla çok hijyen olduğunun altını da çizmeliyim. Bu bizim işimiz severek aşkla şevkle yapıyorum. Bir daha dünyaya gelirsem bu işi yapmam sanırım. Gerçi bir daha böylesi bir dünyaya gelmek de istemem.
AHMET ÜSTÜNSÜRMELİ (RESTORAN SAHİBİ): İşler genelde düştü. Eskiden bizim restoranda her kesimden insanlar gelebiliyordu şimdi sadece belli bir kesim geliyor bu da işleri olumsuz etkiliyor. Kısa ve orta vadede bir çok restoran kapana bilir ya da konsept değiştirmek zorunda kalabilir. Gelen kriz yeni fırsatları da doğurabilir mühim olan değişime ayak uydurabilmek…
MUSTAFA TOPKAYA (RESTORAN SAHİBİ): Krize rağmen “High Street”te boşalan yerlere yeni restoranlar açıldığını görüyoruz. Brexit’ten sonra restoranların girdi fiyatları çok yükseldi, göçmenlerin dönmesiyle kalifiyeli eleman bulmak zorlaştı ve personel gideri de çok arttı. Ayrıca faizlerin yüksek olması “mortgage” ödeyen ev bütçesini küçültüyor. Restoranlar pahalanırken alım gücü düşüyorsa ciddi bir krizden söz etmemiz gerekir. Bu tabloda restoranların kazanç oranının da yükselmediği tam tersine azaldığını belirtmeliyim. Sektörde marka restoranlar kapandı. Bu yokuş aşağı gidiş sürdürülebilir değil. Tabii önlem almak için de merkezi ve yerel yönetimlere büyük iş düşüyor. “Onları uyarmak da toplumdaki meslek örgütleri, STK ve derneklerin görevi olmalı diye” düşünüyorum. Bütün okurların yeni yılını kutluyor, huzurlu ve sağlıklı bir yıl diliyorum. Umarım bu yıl iyi haberler verdiğim yazılarım olur efeeem!
* https://olaygazete.co.uk/turk-toplumu/yunanli-isadamindan-turk-restoranlarina- ovgu.html
** https://acikgazete.com/kose-yazilari/ingiltere-bizim-toplum-nedenrestoran-sektorunde-yogunlasti/
- Shabana hanım, “Bunlar daha iyi günleriniz” diyor!
- Britanya vatandaşıyım diye güvenme!
- Ressam Cevdet Akman’ı tanıştırırım
- Londra’dan Fazıl Say geçti…
- 3 Aralık deyince…
- Londra’da ev almak için iyi bir zaman mı?
- Londra dünyanın en iyi şehri…
- Londra’dan iki cesur gazeteci geçti…
- Saygın şirketlerin “asgari ücret” entrikası
- İngiltere’deki Kıbrıslı Türk toplumu da KKTC seçimlerini heyecanla bekliyor



ENFIELD
HACKNEY
HARINGEY
ISLINGTON




