Faruk Eskioğlu
Birleşik Krallık’ın (BK) Türkiye’de istediği vize ücretleri, bütün dünyayla aynıdır. Ücretleri büyükelçilikler değil Londra’daki İçişleri Bakanlığı (Home Office) belirler ve dünya çapında tek bir tarife uygular. Fark yalnızca başvuru yapılan ülkedeki ödeme para birimidir. Örneğin Türkiye’de dolar, Avrupa’da euro, Japonya ve Hindistan’da kendi para birimleri istenir.
Benim vize konusunda iki eleştirim var. Birincisi vize ücretleri Türkiye’nin yanı sıra bütün dünya ülkeleri için aşırı pahalıdır. Örneğin Türkiye’de 6 aylık turist vizesi için £135, öğrenci vizesi için £558, 3 yıla kadar yetenek vizesi için £819 ve aile birleşimi (Settlement) için de £2.064 karşılığı dolar ödemek zorundasınız. İngiltere’yi iki haftalığına ziyaret edecek bir turist, bir uçak parası da vize için ödeyecek. Avrupa’nın istediği Schengen vizesi ise 90 euro. İngiltere vizeyi haksız kazanç kapısı yaptı dense yeridir hani.
İkinci eleştirim ise bütün dünyada bu fiyatların tek tarife olarak uygulanması. Milli geliri yılda bin doların altında olan bir ülkeyle 20 bin doların üzerinde olan bir ülkede aynı vize tarifesini kullanmak reva mı? Akla, “BK, ‘yoksul ülkelerden gelen olmasın’ diye bunu özellikle yapıyor” sorusunu getiriyor haliyle. Vize ücretlerinin vergide adalet misali Dünya Bankası’nın Milli Gelirler Tablosu’na göre belirlenmesi “adil” bir yaklaşım olacak.
Ayrıca vize uygulamaları ve istenen belgeler son yıllarda ziyaretçilerin aleyhine çok değişti. Örneğin BK’de yaşayan Britanya vatandaşı ile evlenen bir yabancıdan A1 düzeyinde İngilizce sınavını da geçmesi isteniyor. Bir ülke (üstelik henüz vatandaş olmayan) ülkesinde yaşayan şahsı kendi dilini konuşmak zorunda tutulabilir mi? “Ama resmi dilde işini görebilmeli” derseniz, “Size ne kardeşim. Onun sorunu” derim. Türkiye’de Türkçeyi bilmeyen Kürt vatandaşlarına Türkçe’yi dayatmak ne kadar yanlışsa, BK’de de öyle. “Bu kural derhal kaldırılmalı!” derim.
GÖÇMEN DÜŞMANLIĞI VE GERÇEKLER
Dünyada 65 yaş üstü nüfusu yüzde 10’u aşan ülkeler “Yaşlı ülke” katogorisine giriyor. Bunun anlamı üreten nüfus ile artık daha çok tüketen ve sosyal hizmetlerden daha çok yararlanan nüfus arasındaki denge bozulmaya başlıyor demek. BK’deki bu oran çoktan alarm vermiş durumda çünkü 65 yaş üstü %19.9 ve 85 yaş üstü %2.5 oranında. Giderek artan yaşlı oranının devlet bütçesini hortumlamaması için nüfusun gençleştirilmesi gerekir. İşte zurnanın zırt dediği nokta burada. “Peki nüfus nasıl gençleştirilir?” BK’de Türkiye’deki gibi vatandaşa “üç çocuk yapın” çağrısı komik kaçar sanıyorum. Geçenlerde orta yaş üstü ambulans şoförü bir kadın ile sohbet ediyordum. Tam yedi çocuğunun olduğunu söylerken güldü ve ekledi: “Ama günümüzde işçi sınıfından bir ailenin bu kadar çocuğa bakması hayal bile edilemez.” Sorunun yanıtı ise kontrollü göçte yatıyor: Ülke ekonomisinin ihtiyacı olan genç ve nitelikli göçü ülkeye çağırmak. BK’de bu büyük bir ustalıkla yapılıyor zaten. Özellikle beyin göçü için bir takla atılmadığı kaldı desem yeridir. Geçen ay bir hastane ziyaretimde sağlık personelinin yüzde 90’ı göçmen kökenli, hastaların da yüzde 90’ı ise beyaz İngilizdi. Bu BK’nin sağlıkta yoksul ülkelerin nitelikli elemanlarını nasıl acımasızca çaldığının da resmiydi. Öyle ki hemşirelerin İngiltere’ye göçü, Gana’da sağlık sistemini çökme noktasına getirdiğini haber yapmıştık.*
BK’deki siyasiler kendi beceriksizliklerini kapatmak için göçmenleri oldu bitti günah keçisi, sofradaki davetsiz misafir olarak gösterdiler. İşin aslı ise tam tersi. Şimdiye kadar bir Allah’ın kulu kalkıp da “Göçmenler bizim veli nimetimiz yapmayın etmeyin efendiler” demedi, diyeceğe de benzemiyor. Ne yazık ki göçmen karşıtı “vurun abalıya” politikası her zaman prim yaptığı için bu ayrımcı, yalancı hatta faşist söylemin süreceğe ve göçmenlerin canını yakmaya devam edeceğe benziyor…
Ülkedeki son olası yasal düzenlemeler de bu cinsten… İngiltere’de süresiz oturum (ILR) için başvuru süresi 5’ten 10 yıla çıkarılmaya çalışılıyor. Plan henüz yürürlüğe girmiş değil. İçişleri Bakanlığı tarafından yürütülen görüş alışverişi süreci tamamlandı, fakat yeni göçmenlik kuralları ve geçiş hükümleri açıklanmadı. Bundan böyle BK’de belirli süre yaşamakla değil; kişinin İngilizce seviyesi, çalışma ve gelir durumu, ülkeye ekonomik katkısı, göçmenlik geçmişi ve kurallara uyumu gibi ölçütlerle de değerlendirilebilecek.
Britanya vatandaşıyla evli olanlar ve Hong Kong BN(O) statüsü sahiplerinin aileleri için mevcut 5 yıllık yerleşim yolunun korunması planlanıyor. Buna karşılık “Yetenekli İşçi” vizesi sahipleri, eşleri ve çocukları açısından süreç daha belirsiz hale gelebilir. Özellikle bazı düşük beceri seviyesindeki işlerde çalışanlar için 15 yıllık başlangıç süresi ihtimali de gündemde.
En önemli belirsizlik ise hâlihazırda BK’de bulunan vize sahiplerinin yeni sistemden etkilenip etkilenmeyeceği. Hükümet, henüz ILR almamış kişilerin de reform kapsamına girebileceğini belirtmişti; ancak geçiş kuralları kesinleşmedi.
Göçmen emeğine mahkum bir ülkede göçmen karşıtlığı politikaya bakarak “Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız…
______________
* Hemşirelerin İngiltere’ye göçü, Gana’da sağlık sistemini çökme noktasına getirdi
https://acikgazete.com/ingiltere/hemsirelerin-ingiltereye-gocu-ganada-saglik-sistemini-cokme-noktasina-getirdi/
- Tate’de Frida Kahlo ve Tracey Emin sergisi
- Türkiye’nin Londra büyükelçileri…
- Bakkalların piri nam-ı diğer “Topal Ali” Ali Güneş’in ardından…
- Yerel gazete mi, toplum gazetesi mi?
- Toplum olarak spora katkımız
- Kıbrıs’ta çözüm umudu yeniden yeşeriyor…
- İngiltere’nin kargaları
- Türkiye’den beyin göçü araştırması…
- Memlekete aracıyla gidecekler aman dikkat…
- Olası başbakan Burnham’ı tanıştırırım…




