Mustafa Çetinkaya
Son yıllarda çocuklar ve sosyal medya konusu yalnızca ailelerin değil, eğitimcilerin ve uzmanların da en çok konuştuğu başlıklardan biri hâline geldi.
Artık mesele sadece bir uygulamaya girip çıkmak değil; çocukların kimlik algısı, dikkat süresi, özgüveni, sosyal ilişkileri ve psikolojik dayanıklılığı… Birleşik Krallık’ta hükümetin 16 yaş altına sosyal medya yasağı konusunda istişare süreci başlatacağını açıklaması geç kalınmış bir adım ama yararlı olacaktır. Bu yasak gerçekten tüm sorunu belki çözmez, fakat etkili bir başlangıç olabilir.
Bugünün çocukları, yetişkinlerin büyüdüğü dünyadan bambaşka bir gerçeklikte yaşıyor. Onlar için sosyal medya sadece eğlence değil; aynı zamanda sosyalleşme, kendini ifade etme, onay alma, merak giderme ve hatta kimlik arayışı anlamına geliyor. Bu yüzden “telefonu, bilgisayarı bırak” demek çoğu zaman çocuklarda karşılık bulmuyor.
Onların gözünde telefon, bir cihazdan çok daha fazla şeyi ifade ediyor: Dışarıya açılan bir pencere, bir kaçış alanı, başka bir dünyaya ait olma hissi. “Çocuğum evde yanımda, güvende belki ama sanki evde değil” hissi anne babalarda çok yaygın. Bu durum yalnızca aile ilişkilerini değil, çocukların gerçek hayattaki iletişim becerilerini de zayıflatıyor.
Arkadaşlıklar yüzeysel kalıyor, yüz yüze sohbetler yerini kısa mesajlara bırakıyor. Çocuk bir süre sonra gerçek sosyal ortamları yorucu ve sıkıcı bulmaya başlıyor. Modern dünyada yetişkinler için bile sınırlı olan sosyal ortamlar, çocuklar için neredeyse tamamen ortadan kalkıyor. Sosyal medyayla ilgili kaygılar çeşitli. Çocukların yaşına uygun olmayan görüntüler, mesajlar ve yönlendirmeler büyük risk. Fakat bir diğer mesele daha var: algoritmaların yarattığı bağımlılık döngüsü. Sonsuz kaydırma, sürekli yeni video, sürekli yeni bildirim…
Beyin, her seferinde küçük bir ödül alıyormuş gibi çalışıyor. Bu da çocuklarda dikkat dağınıklığını artırabiliyor, ders başarısını düşürebiliyor ve uyku düzenini bozuyor. Üstelik mesele sadece “çok zaman geçirmek” değil; çok fazla şeye maruz kalmak da çocukları yoruyor. Sosyal medyada güçlü görünen bedenler, kusursuz hayatlar, filtreli güzellik algısı, “herkes bir şey başarmış, ben geride kaldım” duygusu… Bunlar yetişkinleri bile yıpratırken, gelişim çağındaki bir çocuk için büyük travmalara neden olabiliyor.
Avustralya’dan sonra İngiltere de 16 yaş altına sosyal medyaya yasal sınırlama getirmeye hazırlanıyor. İstişare sürecinin bir parçası olarak okullarda telefon kullanımının daha sıkı düzenlenmesi de gündemde. “Telefonsuz okul” yaklaşımı, birçok eğitimci tarafından destekleniyor. Öğretmenler “Çocuklar sınıfta ama dikkatleri sınıfta değil” diyor. Eskiden teneffüs, hareket etmek ve sosyalleşmek içindi. Şimdi ise kısa bir mola bile ekranla doluyor. Bu yüzden okulların ortak, net ve uygulanabilir kurallara ihtiyacı var. Fakat bu kuralların cezayla değil, bilinçle yürütülmesi gerekiyor. Çünkü asıl hedef telefonu yasaklamak değil, çocuğa dijital dengeyi öğretmek. Yasa, yasak, okul, kısıtlama tamam da asıl iş ebeveynlere düşüyor.
Bir çocuğu dijital tehlikelerden korumanın en güçlü yolu çoğu zaman teknoloji değil, iletişimden geçiyor. Çocuk ebeveynine güveniyorsa, bir şey gördüğünde saklamak yerine anlatır. Bir mesaj aldığında korkmak yerine danışır. Bir yanlış yaptığında cezalandırılmak yerine yönlendirileceğini bilirse, daha açık olur. Bu yüzden çözüm sadece “kural” değil; aynı zamanda bağ kurmaktan geçiyor. Dijital çağda yaşıyoruz, her şey sanal âlemde. İnsanlık zor bir geçiş dönemi yaşıyor.
Çocuklarımız ekranın içinde mi büyüsün, yoksa ekranın yanında mı büyüsün? Yeni iş olanakları için modern teknolojiyi etkin kullanabilmek önemli ama “gerçek hayatlar” da ıskalanmasın; sokaktaki hayatın içinde sağlam dursunlar. Bu çağda çocuk büyütmek, sadece iyi beslemek, iyi giydirmek ve iyi okullara göndermek değil; biraz da psikolojik ve sosyal sağlıkları için dijital dünya ile gerçek dünya arasında iyi bir rehberlik kurabilmekten de geçiyor.
- İlk Evi Almak İçin Doğru Zaman mı?
- Keir Starmer için geri sayım başladı!
- Çocuklar İçin Sosyal Medya Yasağı
- 2025 Yılı Yurtta ve Dünya’da Nasıl Geçti
- Sağ ve Sol İktidarların Farkları
- İktidara Gelenler Mümkünse Bir Daha Seçim Yapmak İstemiyor ?
- Ekonomiyi mi, Yoksa Algıları mı Yönetiyorsunuz?
- Göçmene 20 yıl pranga, Halka kemer sıkma
- Merkez Partiler Oy Kaybediyor, Solda Alternatif Green Parti
- Ekonominin Vicdanı Vergidir

ENFIELD
HACKNEY
HARINGEY
ISLINGTON




