Aysun Mete
İnsanlar genelde ilişkilerin büyük olaylarla bittiğini düşünür. Büyük kavgalar, büyük yalanlar, büyük hayal kırıklıkları… Oysa birçok ilişki aslında sessiz sessiz, küçük şeylerin tekrarında yoruluyor.
Çünkü ilişkiler sadece büyük anlardan oluşmaz. Günlük hayatın içindeki küçük davranışlar, tekrar eden alışkanlıklar, karşımızdaki insanın hassasiyetlerine verdiğimiz önem; ilişkimizin gerçek karakterini oluşturur.
Bir insanı sevmenin en görünür hali bazen “özen”dir.
Özenmek…
Karşındaki insanın neye kırıldığını bilmek…
Bir şeyi küçük görsen bile onun üzerinde bıraktığı etkiyi önemsemek…
Ve “benim için önemsiz olabilir ama onun için önemli” diyebilmek.
Bugün ilişkilerde en hızlı kaybolan şeylerden biri de tam olarak bu sanırım: detaylara gösterilen dikkat.
Çünkü modern ilişkilerde insanlar çoğu zaman sonucu yeterli görüyor.
“Sonuçta konuşuyoruz.”
“Sonuçta beraberiz.”
“Sonuçta ulaşabiliyoruz.”
Ama mesele çoğu zaman sonuç değil.
Mesele, o süreçte hissettirilen özen de olmalı.
Bazen aynı masada otururken biri konuşur, diğeri sadece telefona bakar.Konuşma bitince de “dinliyorum ya” der ya hani.
İste tam bu örnekte olduğu gibi insan bazı anlarda kelimeden çok dikkati özlüyor.
Psikolog John Gottman’ın ilişkiler üzerine yaptığı çalışmalarda söylediği çok çarpıcı bir gerçek var:
İlişkileri bitiren şey çoğu zaman büyük krizler değil, partnerlerin birbirlerinin “küçük duygusal ihtiyaçlarına” tekrar tekrar kayıtsız kalmasıdır.
Yani sevgi bazen büyük fedakârlıklarda değil;
gün içinde verilen küçük tepkilerde,
“eve vardın mı?” mesajında,
dinlerken telefona bakmamakta,
karşındaki insanın hassasiyetini hafife almamakta saklı.
Bir insanın daha önce defalarca dile getirdiği bir hassasiyetin sürekli aynı şekilde tekrar edilmesi, zamanla küçük bir konu olmaktan çıkar. Çünkü insan bir noktadan sonra davranışın kendisine değil, arkasındaki duyguya odaklanır.
Mesela biri geç kalır.
Diğeri aslında geç kalınmasına değil, haber verilmemesine kırılır.
Çünkü bazen insan beklediği şey zamanı değil, düşünülmüş hissetmeyi önemser.
“Beni gerçekten duyuyor mu?”
“Benim hislerim onda bir iz bırakıyor mu?”
“Benim için önemli olan şeyler onun davranışlarını etkiliyor mu?”
İlişkilerde güven bazen çok küçük detaylarda oluşuyor.
Bir mesajda…
Bir haberde…
Bir ulaşılabilirlik hissinde…
Karşındaki insanın bizi düşünerek davranmasında…
Ve çoğu zaman insanlar “abartıyorsun” cümlesinin ne kadar yıkıcı olduğunu fark edemiyor.
Oysa bir insana sürekli bunu söylemek bile, bazen onun duygusunu küçümsemek anlamına geliyor.
Carl Rogers’ın çok sevdiğim bir sözü var:
“İnsan ancak gerçekten dinlendiğinde değişmeye başlar.”
Belki de ilişkilerde en büyük problem tam burada başlıyor.
Çoğumuz cevap vermek için dinliyor ama anlamak için dinlemiyoruz.
Aslında biz anlaşılmadığımızda değil, duygumuz önemsizleştirildiğinde yalnız hissediyoruz.
Elbette herkes aynı çevreden, aynı aileden, aynı ilişki deneyimlerinden gelmiyor. Bazı insanlar detayların önemini daha önce hiç öğrenmemiş olabilir. Bazıları sevgiyi sadece büyük hareketlerde arıyor olabilir. Bazıları ise sevginin en çok küçük davranışlarda görünür olduğuna inanır.
Ama ilişkilerin büyümesi biraz da burada başlıyor zaten:
Karşındaki insanın dünyasını öğrenebilmekte.
Çünkü sevgi sadece hissetmek değildir. Olmamalı.
Sevgi bazen fark etmek demek.
Bazen dinlemek …
Tekrar tekrar anlatılan bir şeyi sonunda gerçekten duymak.
Antoine de Saint-Exupéry’nin o unutulmaz cümlesindeki gibi:
“Sevgi birbirine bakmak değil, birlikte aynı yöne bakabilmektir.”
Ama birlikte aynı yöne bakabilmek için önce birbirinin iç dünyasını görebilmek gerekir.
Bugün bir cogumuz ilişkilerde büyük sorunlar yaşadığımızı düşünüyoruz. Oysa çoğunlukla sorun sevgisizlik değil; farkındalık eksikliği.
Karşımızdaki insanın neye kırıldığını gerçekten anlamaya çalışmamak.
Çünkü bir ilişkiyi ayakta tutan şey çoğu zaman büyük cümleler değil, küçük özenlerdir.
Ve belki de ilişkilerde öğrenmemiz gereken en önemli şey şudur:
Bir insanın kırıldığı yeri anlamak için illa aynı şeyi yaşamamız gerekmemeli.
Bazen sevdiğimiz insanın söylediğini ciddiye almak yeterlidir.

ENFIELD
HACKNEY
HARINGEY
ISLINGTON




