Faruk Eskioğlu
Sevgili okur bu hafta genellikle karıştırılan bu iki kavrama açıklık getirmek ve “toplum” gazetelerinin önemi üzerine kafa yormak istiyorum. “Yerel gazete” bir bölgeye odaklanan gazetedir: Hackney Gazette, Islington Gazette, Enfield Independent gibi… Toplum gazetesi ise bir bölgeye değil topluma seslenen gazetedir. Bu açıdan toplumun dilini seçer: Olay, Londra Gazete, Polish Advertiser gibi…
Yurtdışındaki toplum gazetelerinin kendi toplumuna katkılarını da aşağıdaki gibi özetleyebilirim;
– Asimilasyona karşı, doğru bir entegrasyonla renklerini korumak istemeyen toplumu buluşturur,
– Toplumun kendi arasındaki iletişim bağını kurar, çalışma dünyasında pek çok sektörün ve sanat dünyasından pek çok dalın arkasında rüzgâr olur,
– Toplumun belleği olur, arşiv ve kütüphanesini yaratır,
– Toplumun sorunlarını aktarır ve ilgililerin dikkatine sunar,
– Toplumun varlığını ve ürettiği değerleri yaşanılan ülkede görünür kılmaya çalışır,
– İçinde yaşanılan ülke gündemini topluma taşır ve iki kültür arasında köprü kurar,
– Topluma hizmet eden kurum, kuruluş, STK ve baskı gruplarının sesi olur,
– Yerel ve merkezi yönetimin her türlü düzenlemeleri konusunda toplumun dikkatini çeker, refleks göstermekten de çekinmez,
– Özellikle bizim toplumda, nüfusun olduğu ve nüfuzun (etkinin) olmadığı sosyolojik gerçeğini canla başla değiştirmeye çalışır,
– Salgın döneminde görüldüğü gibi, gerektiğinde toplumun gözetleme kulesi ve paratöneri olur,
– Toplum içinde alıcı/satıcı, iş ve işçi arayanların anadildeki en büyük ortak platformunu oluşturur,
– Toplumun ortak paydası bayram, şenlik, kutlama, anma, yas, protesto ve her türlü kültürel etkinliklerde iletişim noktası ve başvuru kaynağı olur…
Toplum basını o kadar farklı ve çok sosyal faydayı idealist dar bir kadroyla üstelik küçük bir özel bir işletme olarak gerçekleştirmeye çalışır. Diğer toplumların basını kendi çarkını, ilkeli kamu desteği ve bağış ile reklamlarla döndürmeye çalışır. Londra’daki bizim toplumdaki gazetelerdeki bu çark ise sadece reklam geliri ve çalışanların özverisidir. Duyurularına “toplumsal fayda var” diye her zaman sayfa ayırılan ciddi bütçeli dev kurumların bile, kendi basınına sosyal destek vermek akıllarına gelmez. Ne yazık ki bizim toplumdaki basın çalışanları entelektüel bir iş üretmelerine karşı yaşadığımız ülkede meslektaşlarına göre çok daha az yaşam standartına sahiptir. Bizim basın kendisi dışında herkesin sorununa çözüm arar fakat iş kendisine geldiğinde arkasında rüzgâr olduklarınca yalnız bırakılır.
İngiltere’deki Türkçe basın tarihine gelirsek dostlar; İngiltere’de çıkan Türkçe gazetelerin tarihi 159 yıl öncesine uzanıyor ve oldukça zengin. İstanbul’da 1979’da faşistlerce katledilen Prof. Dr. Cavit Orhan Tütengil’in “İngiltere’de Türk Gazeteciliği 1867-1967” kitabına göre; İngiltere’de yayımlanan Türkçe gazete ve dergiler 1867’de başlıyor. Londra’da yayınlanan ilk Türk gazetesi Muhbir, Ali Suavi tarafından 31 Ağustos 1867 ile 3 Kasım 1868 arasında 50 sayı yayınlanır. Namık Kemal de 1868-70 arasında 89 sayı Hürriyet’i yayınlar. Tütengil bu dönem arasında 19 gazete ve dergiyi ayrıntılı inceler.
İngiltere’deki Türkçe konuşanlara yönelik ilk toplum gazetesi de, 1959’da yine Sağer’in kurduğu ve aylık olarak 10 sayı çıkan Türk Sesi’dir. Başyazarı Osman Türkay olan Kıbrıs Türk Sesi Gazetesi ise 10 Kasım 1961’de Londra’da yayına başlar ve 15 sayı yayınlanır. Toplumun ilk üyeleri Kıbrıslı Türklerin çıkardıkları, “dava” gazeteleridir. 1980’lere gelindiğinde toplum haberlerinin yer aldığı tabloid boyutta ücretsiz reklam gazeteleri yayın yaşamına başlar. Böylece toplum kendi medyasını da yaratmış olur. Bu gazeteler süreç içinde evrimleşip gelişeceklerdir. Bu katagorideki Olay gazetesi 1989’da haftalık ücretsiz reklam gazetesi olarak yayına başladı ve süreç içinde haftada iki gün yayınlanan haber ağırlıklı toplum gazetesine dönüştü. Olay’ın bu dönüşümüne 2003-4 yıllarında genel yayın yönetmeni olarak katkı sundum, bir dönem “freelance” haberci ve uzun yıllardır da köşe yazarı olarak karşınızdayım.
Elinizde tuttuğunuz toplumun en uzun soluklu gazetesinin toplumun her kesimini sayfalarına taşımaya çalışmasını ve bütün olumsuzluklara karşı direnmesini de önemli buluyorum. Gelişen teknoloji, toplumdaki üçüncü dördüncü kuşakların toplum haberlerine ilgisizliği, gençlerin gelir getirici işlere yoğunlaşması, artan üretim maliyetleri ve hak ettiği halde reklam dışı gelirlere ulaşamaması gazetenin varlığını sürdürmesini zorlaştırıyor. Son söz olarak; “Canlı bir organizma olarak gördüğüm gazetelerin yaşatılması sosyal bir proje olarak değerlendirilmeli. Bunun için herkesin yapabileceği bir şeyler olduğunu da biliyorum” diyorum.
- İngiltere vize ücretlerindeki adaletsizlik
- Tate’de Frida Kahlo ve Tracey Emin sergisi
- Türkiye’nin Londra büyükelçileri…
- Bakkalların piri nam-ı diğer “Topal Ali” Ali Güneş’in ardından…
- Toplum olarak spora katkımız
- Kıbrıs’ta çözüm umudu yeniden yeşeriyor…
- İngiltere’nin kargaları
- Türkiye’den beyin göçü araştırması…
- Memlekete aracıyla gidecekler aman dikkat…
- Olası başbakan Burnham’ı tanıştırırım…




