Faruk Eskioğlu
Türkiye’den beyin göçüyle ilgili geçmişte pek çok yazı yazmıştım. “Bi’ Dünya Kıvılcım” derneğinin sanırım bir ilki gerçekleştirildiği “Cumhuriyetin II. Yüzyılında Beyin Göçü-Gücü Konferansı” sonuçları ve konuyla ilgili yapılan araştırmaların iktidar tarafından dikkate alındığını pek sanmıyorum. Oysa Türkiye niteliksiz göç alan ve nitelikli göç veren bir ülke olarak “alarm” konumunda…
Son olarak danışmanlığını Cambridge Üniversitesi’nden Prof. Dr. Özge Öner’in yaptığı Bi’ Dünya Kıvılcım derneği ve KONDA Araştırma’nın birlikte gerçekleştirdiği araştırma (1) Türkiye’den beyin göçünün fotoğrafını çekmeye çalışmış. Prof. Dr. Özge Öner’in “Beyin göçü araştırması: Neresi sıla bize, neresi gurbet?” (2) başlıklı yazısını Oksijen’de okumanızı, Nevşin Mengü ile söyleşisini de Youtube’dan (3) izlemeniziöneririm.
“Bi’ Dünya Kıvılcım” beyin göçünü beyin gücüne dönüştürmek için kurulmuş bir dernek, “Kıvılcım” adını da Atatürk’ün bilgi ve görgülerin artırıp vatana yararlı olsunlar diye öğrencileri yurtdışına gönderirken söylediği “Kıvılcım” kelimesinden almış. Beyin göçünün kökenine inerseniz göç nedeninin siyasi olduğunu anlarsınız. Göçülen ülkedeki ekonomik şartlar da siyasi kararlar sonucu oluştuğuna göre göçenlerin her birine “siyasi sürgün” denilebilir. Bu bağlamda “Bi’ Dünya Kıvılcım” derneğinin; sistemin ötelediği, öğütmeye çalıştığı Fransa’daki Pınar Selek gibi binlerce eğitimli sürgüne de sahip çıktığını umut ediyorum.
Araştırmaya dönersem Türkiye’den göçen üniversite ve üstü mezunu 3 bin 118 eğitimli göçmen ile yapılmış. Göçenlerin yüzde 29’u İstanbul doğumlu ve yüzde 62’si de İstanbul’da yaşıyıp yola çıkmış. Araştırma yurtdışına yerleşen yüksek eğitimli Türk vatandaşının %85’inin Türkiye’ye dönmeyi planlamadığını ortaya koyuyor. Katılımcıların çocuk sahibi olanlarının ise %92’si çocuklarının geleceğini tamamen yurtdışında kurmayı hedefliyor.
Araştırmanın öne çıkan çarpıcı ayrıntıları şu şekilde sıralanıyor:
• Göç Nedenleri: Katılımcıların yurtdışına çıkma kararında ilk iki sırayı %54 ile ekonomik koşullar ve %52 ile siyasal iklim alıyor. Bu iki olgunun atbaşı olması göç serüveninde ekonomik şartların çok da sanıldığı gibi belirleyici olmadığını, göçenlerin yüksek maaş ve iyi koşulların peşinden gitmediğini gösteriyor. Yeni yaşam yerleri, gidenlerin %72’si tarafından doğrudan “özgürlük” olarak tanımlanıyor. Refah, güvenlik, eğitim ve sosyal hakların ülkede siyasi iklimin arkasından gelmesi dikkate değer. Prof. Dr. İbrahim Sirkeci (4) göç nedenleri konusunda, yaşanılan ülkedeki (yoksulluktan bir aşk hikâyesine) “çatışma” kuramını öne çıkarmıştı.
Prof. Dr. Özge Öner araştırma sonuçlarını değerlendirirken bu çatışmanın ülkedeki sıkışmışlığın (yaşanılan kollektif deprasyondan) yanı sıra yurtdışında kendilerine sunulan fırsat kapısının da belirleyici olduğunu vurgulayarak ikili bir “hibrit” durum olduğunu saptıyor.
• Geri Dönüş Niyetleri: Türkiye’ye somut bir dönüş planı olanların oranı yalnızca %6 seviyesinde kalırken, yüzde 85’i göçme niyeti olmadığını, yüzde 15’i bir planı olmadığını, yüzde 10’u ise hiç planlamadıklarını belirtiyor. Eğitimli göçmenlerin ülkeye dönme ihtimalini açık bırakan kesim ise genel olarak temel haklar ve liyakat konusunda köklü reformların yapılması şartını koşuyor: Yüzde 52’si ülkedeki koşulların iyileşmesi ve yüzde 47’si daha güvenilir bir ülke olmasını bekliyor.
Dönme şartları konusunda ise kültürel ve mekânsal özlem ile ülkenin kalkınması için çağrı alma faktörlerinin kafa kafaya çıkması, yitirilen sosyal sermayenin Türkiye bağlarının güçlü olduğunu gösteriyor. Bu bağlamda “Yurtdışında yaşanılan hayat eksik bir hayattır” diyen Prof. Dr. Özge Öner, “Enseyi karartmamak gerekir. İşler değişince, geriye göç yaşanılabilir ve işler toparlanılabilir” diye umutlu konuşuyor. Son 10 yılda beyin göçü artsa da Prof. Dr. Öner, Gezi öncesinde geriye dönüşün kısa sürede olsa yaşandığını örnek gösteriyor.
• Demografik Profil: Yurtdışına göç eden eğitimli iş gücünün yaklaşık üçte biri Boğaziçi, ODTÜ ve İTÜ gibi İngilizce eğitim veren Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinden oluşuyor. Bu profil aslında bana hiç de sürpriz olmadı. Soğuk Savaş döneminde ABD ve Batı, yetişmiş insan kaynağında maliyeti düşürmek için kendi ülkelerine beyin göçünü sağlayacak Hindistan ve Türkiye başta olmak üzere pek çok ülkede İngilizce eğitimi veren üniversiteler açılmasına ön ayak olmuştu.
İngiltere başta olmak üzere batılı ülkeler yasal düzenlemelerle beyin göçü akışını sağlamaya çalışırken Türkiye gibi ülkeler de tam tersini yaparak (yasak yerine) önleyici koşulları yaratmak zorunda. Beyin göçüne karşı araştırma yapılması ve Prof. Dr. Özge Öner gibi akademisyenlerin sesini çıkarması sevindirici. Yapılan araştırma sonuçlarının şimdi olmasa da gelecekte uygulama alanı bulacağını umuyorum. N’olursa olsun hocanın dediği gibi enseyi karartmamak gerekir…
• Araştırmanın tüm bulgularına ve detaylı analizlerine Bi’ Dünya Kıvılcım resmi web sitesi üzerinden ulaşabilirsiniz…
• https://gazeteoksijen.com/yazarlar/ ozge-oner/beyin-gocu-arastirmasineresi-sila-bize-neresi-gurbet-280983
• https://youtu.be/sMKMU4RUKM?is=53Sk7mhQrVKPs1LG
• https://acikgazete.com/ingiltere/nyt-erdoganin-vizyonu-sermaye-veyetenek- kacisina-yol-acti/
- Memlekete aracıyla gidecekler aman dikkat…
- Olası başbakan Burnham’ı tanıştırırım…
- Kuzey İrlanda saldırganları bizim topluma da yönelebilir
- Dünya Kupası’nda işin şirazesi iyice kaydı
- Kaçırılmaması gereken sanat etkinlikleri…
- Festival sezonu başlıyor! Londra parkları şenlenecek
- İki yeni yazar, iki yeni kitap
- İfade özgürlüğüne iki anı
- Jeremy Corbyn’e göre, İşçi Partisi neden kaybetti ?
- Londra’da bir 1 Mayıs anısı

ENFIELD
HACKNEY
HARINGEY
ISLINGTON




