Faruk Eskioğlu
Dostlar bugün size nam-ı diğer Ali Usta, Salih Ali’yi anlatmak istiyorum. Toplum tarihini anlatan Londra’da Bizim’Kiler kitabının yazarı olarak topluma en çok katkıda bulunmuş ve ona yön vermiş isim olduğunu düşündüğüm Ali Usta’nın Chelsea’de sakin bir yaşam sürdüğünü ve sağlık sorunlarıyla boğuştuğunu duydum. Kendisine iyi dileklerimi sunuyorum. Bugün toplum; nüfus olarak 500 bine ulaşmışsa ve restoran sektöründe söz sahibiyse bana göre en büyük pay Kıbrıslı Ali Usta’nındır.
KKTC Temsilciliği ya da sivil toplum kuruluşları neden Ali Usta’yı ziyaret edip O’nu sağlığında onurlandırmazlar ki diye hep düşünmüşümdür. Toplumun avukatı olarak bunu birazcık da olsun telafi etmeye çalışayım… Londra’da Bizim’Kiler’in üçüncü cildi “Toplumun Yüzü”nde 100 lokomotif isim arasında Ali Usta’yı şöyle anlatmıştım:
“Salih Ali toplumda bilinen adıyla “Ali Usta” 80’ini aşmış olmasına karşın aktif olarak çalışıyor. İşadamı ile 2013’te amiral gemisi sayılan Wardour Street’teki Angus Steak House’da görüştük. Hayatında hiç röportaj vermediği ve basınla hiç konuşmadığını belirterek kendisini anlatmaktan hoşlanmadığını söyleyen “Ali Usta”, ısrarlarımız karşısında bizimle kısa da olsa sohbet etti.
1955’te Londra’da para kazanıp adaya geri dönmeyi amaçladığını fakat işe güce dalıp Londralı olduğunu anlatan “Ali Usta”, ilk geldiği yıllarda Londra’da 30 bin Kıbrıslı Türk nüfusunun olduğu bilgisinin aklında kaldığını aktardı. Kıbrıs davası için diğer yurttaşlarıyla birlikte pek çok gösteri yürüyüşüne katıldığını anlatan “Ali Usta” da pek çok toplum üyesi gibi yaşam mücadelesine bulaşıkçılık yaparak başlamış…
“Ali Usta”, 5 yıl boyunca çok az ücret karşılığında haftada 90 saatin üzerinde çalıştığını, bu süreçte para biriktirmeye çalışırken bir yandan da sektörün inceliklerini öğrenmeye çabaladığını söylüyor…
ABD’de yaygınlaşan ayaküstü yiyecek restoranları 1950’lerin sonunda Londra’da da açılmaya başlar. “Ali Usta” 1960’da bir arkadaşıyla ortaklaşa Merkez Londra’da ilk “franchise” Wimpy şubesini açar. Bir süre sonra yola kendi devam ederek kısa sürede şubelerin sayısını 115’e çıkarır. Wimpy’ler Londra’da iş arayan Türk işçiler ve cep harçlığını çıkarmak isteyen Türk üniversite öğrencileri için ekmek kapısı olur. Ali Usta, “yeğenim” diye hitap ettiği çalışanlarından da bir zamanlar kendi çalıştığı iş temposunu bekler. Osman Balıkçıoğlu “Londralılar” kitabında bir zamanlar yanında çalıştığı Ali Usta’yı şöyle anlatıyor:
“Çalışanlar, yemeklerinde ancak bir hamburger veya cheeseburger ve chips yeme hakkına sahiptirler. Fazlasını yiyemezler, yerlerse parasını ödemek zorunda kalırlardı… Ha bir de soğuk içki veya kahve içmelerine izin veriliyordu. Tatlı, dondurma falan ancak parası ödendiği takdirde yenilebiliyordu… O günlerde Salih Ali’nin en büyük sorunlarından biri de işçi sıkıntısıydı. Haftada 70- 80 saat arası çalışacak işçi bulmak zordu. Hem de asgari ücretle… Haftada 6 gün çalışmak zorundaydım. Bir gün saat 11-19, bir gün de saat 9-22 arası çalışıyordum ve saat ücreti yalnızca 3.5 pence. Bahşişlerle yevmiye 20 sterlin oluyordu. Kıbrıs’ta memuriyette aldığımın 3 katı olması beni fazlasıyla memnun etse de bu ücret Londra’da devamlı yaşamak zorunda olanlara cazip gelmiyordu…”
İşadamı bize o günleri şöyle anlattı: “Niğde Aksaray’dan Erzurum’a pek çok ‘work permit’ imzalayarak işçi davet ettim. Binlerce Türk Londra’ya gelip çalışma fırsatı elde etti. Tek kalemde 40-50 ‘work permit’ imzaladığım oldu. Yıllar sonra bana ‘work permit’ imzalayıp işçi getiren bir Türk’ün bu iş karşılığında para aldığını öğrendiğimde çok üzüldüm…”
Ali Usta’nın Wimpy’lerindeki çalışma koşulları toplumda ilk büyük grevin gerçekleşmesine de neden olur. İngiltere Türk İlerici Birliği’nin (İTİB) önderliğinde örgütlenen grev, Wimpy’lerde çalışan Türk işçilerinin yoğun katılımı ve sosyalist Türk öğrencilerin desteğiyle başarıya ulaşır. İTİB, Wimpy zincirinde çalışan Türk işçilerini greve hazırlamak için 1972-74 arası “İşçi” adlı haftalık dergi çıkarır. Dergiyi çıkaranlardan Ziya Akşahin’e göre 12 pence satılan İşçi, İngiltere’deki işçi hakları sendikal örgütlenmeyi Türk işçilerine anlatarak önemli bir işlev başarır. Ali Usta, grev sonrasında 1977’de Wimpy’den “franchise” lisans hakkı da bitince de Aberdeen Steak House zinciri kurduğunu söylüyor. 29 yıl içinde Aberdeen Steak House sayısını 50’ye çıkarır… Çoğu Merkez Londra’da olan restoranlarında yine çoğunlukla Türk işçiler çalışır. Aberdeen Steak House’ları devreden iş adamı 2002’de ise Angus Steak House’ları kurar. İş yaşamında pek çok kez dibi görmesine karşın mücadeleyi elden bırakmadığını belirten “Ali Usta”, Türklere iş fırsatı yaratmaktan dolayı çok memnun olduğunu sözlerine ekliyor.”
Medyada görünmekten ve kendisinden söz edilmesinden hoşlanmadığını vurgulayan işadamı, elinizde tuttuğunuz çalışmanın topluma bir hizmet olduğuna inandığı için bizi kırmayarak konuştuğunu da belirtiyor. İki oğlu ve bir kızı olan “Ali Usta”, ilerleyen yaşına rağmen hala dinamik ve işyerleriyle ilgili en küçük işi bile bizzat kendisi takip ediyor. Hoş sohbet ve yardımsever olarak da tanınan “Ali Usta” çok iyi bildiği cumhuriyet tarihi ve Atatürk’ün anılarını sohbet sırasında anlatmaktan da büyük keyif alıyor.
KKTC’nin lideri Rauf Denktaş ile anılarını da aktaran işadamı Türkiye ve KKTC’nin küresel sorunları aşıp, gelişmiş birer ülke olarak dünyada hak ettikleri yerlerini almasını diliyor…
- İngiltere vize ücretlerindeki adaletsizlik
- Tate’de Frida Kahlo ve Tracey Emin sergisi
- Türkiye’nin Londra büyükelçileri…
- Bakkalların piri nam-ı diğer “Topal Ali” Ali Güneş’in ardından…
- Yerel gazete mi, toplum gazetesi mi?
- Toplum olarak spora katkımız
- Kıbrıs’ta çözüm umudu yeniden yeşeriyor…
- İngiltere’nin kargaları
- Türkiye’den beyin göçü araştırması…
- Memlekete aracıyla gidecekler aman dikkat…





