“Pazartesi başlarım.”
“Biraz daha motive olayım.”
“Kendimi iyi hissedince yaparım.”
Muhtemelen hepimiz hayatımızın bir döneminde bu cümlelerden en az birini kurmuşuzdur. Çünkü çoğu zaman değişimin belirli bir ruh hâliyle başlaması gerektiğine inanırız. Önce motive olacağımızı, önce cesaret hissedeceğimizi, sonra harekete geçeceğimizi düşünürüz.
Oysa psikolojide sıkça gördüğümüz tablo bunun tam tersidir.
Çoğu zaman motivasyon, harekete geçmenin ödülüdür; ön koşulu değil.
Beynimiz davranışlarımızdan sürekli veri toplar. Attığımız her küçük adım, zihnimize sessiz ama güçlü bir mesaj verir: “Bunu yapabildim.” İşte öz yeterlilik dediğimiz inanç da tam burada gelişmeye başlar. İnsan, kendine güvenini yalnızca düşünerek değil; deneyimleyerek inşa eder.
Bu nedenle ilk adım çoğu zaman düşündüğümüz kadar büyük olmak zorunda değildir.
İlk yürüyüş…
İlk telefon görüşmesi…
İlk sayfa…
İlk antrenman…
İlk “hayır”…
İlk terapi randevusu…
İlk özür…
İlk yardım isteme cesareti…
Dışarıdan bakıldığında önemsiz gibi görünen bu davranışlar, beynimiz için güçlü kanıtlardır. Çünkü zihin söylediklerimizden çok, yaptıklarımıza inanır.
Kaygılı hissettiğimiz için sosyal ortamlardan kaçındıkça beynimiz “Demek ki gerçekten tehlikeliydi.” sonucuna varabilir. Fakat küçük adımlarla o ortamlara girmeye başladığımızda, beyin yeni bir bilgiyle karşılaşır: “Aslında düşündüğüm kadar korkutucu değildi.” Aynı şekilde depresyonda hiçbir şey yapmak istememek son derece anlaşılırdır. Ancak tam da bu nedenle küçük davranışsal adımlar, kişinin enerji ve motivasyonunun yeniden oluşmasına katkı sağlayabilir.
Bu durum yalnızca terapi odasında değil, günlük yaşamın her alanında geçerlidir.
Spor yapan insanlar her gün motive oldukları için spor yapmazlar. Kitap okuyan insanlar her gün canları istediği için kitap okumazlar. Ertelemeyen insanlar da sürekli istek dolu oldukları için harekete geçmezler. Onları diğerlerinden ayıran şey, motivasyonlarının yüksek olması değil; motivasyonu beklemeden küçük de olsa bir davranışı başlatabilmeleridir.
Çünkü her tekrar beynimizde yeni sinirsel bağlantılar oluşturur. Her küçük davranış, eski alışkanlıkların gücünü biraz daha azaltırken yenilerinin güçlenmesine katkıda bulunur. Değişim çoğu zaman büyük kararlarla değil, tekrar edilen küçük davranışlarla gerçekleşir.
Belki bugün hayatınızı değiştirecek dev bir adım atmayacaksınız.
Ama belki beş dakikalık bir yürüyüş yapabilirsiniz.
Uzun zamandır ertelediğiniz o e-postayı gönderebilirsiniz.
Kitabın sadece bir sayfasını okuyabilirsiniz.
Bir arkadaşınızı arayabilirsiniz.
Ya da uzun zamandır ihmal ettiğiniz kendiniz için küçük bir şey yapabilirsiniz.
Bunların hiçbiri tek başına mucize yaratmayacaktır.
Fakat hepsi birlikte beyninize aynı mesajı verir:
“Ben harekete geçebilen biriyim.”
Ve bazen değişim tam da bu cümleyle başlar.
Çünkü beklediğimiz o motivasyon, çoğu zaman yolun sonunda bizi karşılayan bir duygudur; başlangıç çizgisinde değil. Sonuçta kim olduğumuzu yalnızca düşüncelerimiz belirlemez. Her gün tekrar ettiğimiz davranışlar, zamanla karakterimizi, alışkanlıklarımızı ve kendimize dair inançlarımızı şekillendirir.
Biz eylemlerimizi oluştururuz; eylemlerimiz de bizi.
#psikolog #psikoloji #kişiselgelişim #farkındalık
Melike Barış
Psikolog
Website: www.melikebaris.com
Instagram: www.instagram.com/psikolog_melikebaris/
- Sürekli Herkesin Ne Düşündüğünü Hesaplıyorsan, Bunu Oku
- Bir Şey Yaptım Galiba
- Senin Beğendiğin Bir Tip Yok, Senin Bir Paternin Var
- Theraplay Oyun Terapisi
- Ne İyimserlik Ne Karamsarlık
- Bahçendeki Çiçek
- Kendini Ertelememek
- Seni Taşırken Kendim Düştüm
- Kendi Hayatının Seyircisi Olmak
- Her Sabah 86.400 Saniye

ENFIELD
HACKNEY
HARINGEY
ISLINGTON




