Mesela mesaj atarsın. Saatler geçer.
Telefonu eline alıp bırakırsın, alıp bırakırsın.
Sonra yazarsın tekrar: “Bir şey mi oldu?” Cevap gelmez. Ama senin zihnin çoktan dolmuştur. Belki meşguldür dersin. Belki görmedi. Belki de…
Sonra o tanıdık yer gelir:
“Ben mi fazla geldim?”
“Bir şey mi yanlış yaptım?”
“Niye böyle oldu?”
O anlarda aslında sadece onu değil, kendini de yoklarsın.
Sanki ilişkide kalabilmek için kendini biraz daha kısman gerekiyormuş gibi.
Sonra bir mesaj düşer. Kısa, sıradan. Ama sana yetiyormuş gibi olur. İçinde bir gevşeme: “Tamam, sorun yokmuş.”
O an, her şey normale dönmüş gibi hissedilir. Ama aslında sadece döngü devam ediyordur. Çünkü mesele o mesaj değil. Mesele o aradaki belirsizlik. Ve o belirsizlikte senin kendinle ne yaptığın.
Çoğu zaman bu döngü, karşı tarafın davranışından çok, tanıdık gelen bir yerle ilgili olur. Belki bir zamanlar sevginin hep biraz belirsiz olduğu bir yer. Belki yakınlığın hep biraz geri çekildiği. Belki de ilgiyi sürdürebilmek için fazla olmamayı öğrendiğin bir yer. Bu yüzden tanıdık gelebilir.
Aslında bu, çoğumuzun bir yerden tanıdığı bir his. Yabancı değil.
Ama tanıdık olan her şey iyi hissettirmek zorunda değil.
Bu döngünün içinde olman, senin “yanlış” olduğun anlamına gelmez. Sadece bir şeyleri böyle öğrenmiş olduğunu gösterir.
İyi haber şu, öğrenilen şeyler değişebilir.
Belki de bu sefer, kendine daha iyi geleni seçme sırası. Ne dersin?
Melike Barış
Psikolog
Website: www.melikebaris.com
Instagram: www.instagram.com/psikolog_melikebaris/
- Theraplay Oyun Terapisi
- Ne İyimserlik Ne Karamsarlık
- Bahçendeki Çiçek
- Kendini Ertelememek
- Seni Taşırken Kendim Düştüm
- Kendi Hayatının Seyircisi Olmak
- Her Sabah 86.400 Saniye
- Çocukların İç Sesi, Bizim Sesimizden Doğar
- Tanıdık Olan Her Zaman Güvenli mi?
- Kendin Olmanın Unutulan Hâli

ENFIELD
HACKNEY
HARINGEY
ISLINGTON




