Faruk Eskioğlu
Nihayet Başbakan Keir Starmer geleneklere uyduruldu ve istifa etti. Starmer’in koltuğuna büyük olasılıkla Andy Burnham’ın oturması bekleniyor. İşçi Partisi’nin eski lideri Jeremy Corbyn bu beklenti konusunda “Hiçbir aşamada işin içine herhangi bir politika tartışması girmedi. Ki bunu tuhaf buluyorum” diyor ve ekliyor: “Gelecek Başbakan, Starmer’ın utanç verici mirasından uzak durmalıdır.
Bu süreç; İsrail’e silah satışının durdurulması, gerçek yaptırımların uygulanması ve Britanya’nın soykırımdaki suç ortaklığına ilişkin kamuya açık bir soruşturma başlatılmasıyla başlar.” Siyasi gelişmelere göre, Andy Burnham’ın başbakan olması haftaları alabilir çünkü koltuğu henüz kesin değil. Şu anda öne çıkan senaryo şu şekilde:
Andy Burnham, İşçi Partisi liderliği için en güçlü aday konumunda.
Eğer liderlik yarışında karşısına ciddi bir rakip çıkmaz da seçimi kazanırsa, partisi iktidarda olduğu için doğrudan “Başbakan” olarak atanacak. Basında yer alan takvime göre, bu süreç Temmuz 2026 ortası ile sonu arasında tamamlanabilir. Bazı değerlendirmeler 17–20 Temmuz tarihlerini gösteriyor ancak bu parti içi takvime bağlı sayılıyor. Yani “ne zaman başbakanlık koltuğuna oturacak?” sorusunun en doğru cevabı: Büyük bir sürpriz olmazsa Temmuz 2026 içinde Başbakan olması bekleniyor haliyle liderlik süreci tamamlanana kadar bu kesinleşmiş değildir. 2015 İşçi Partisi liderlik seçiminde Andy Burnham, Jeremy Corbyn’in rakibiydi. Burnham daha geleneksel İşçi Partisi çizgisini temsil ederken, Corbyn daha sol ve taban hareketine dayalı bir kampanya yürüttü. Seçimi Corbyn açık farkla kazandı.
Corbyn lider olduktan sonra: Burnham, Corbyn’in Gölge Kabinesi’nde kısa süre görev aldı (İçişleri Sözcüsü) ve 2016’da görevden ayrıldı. Aralarında zaman zaman politika farklılıkları yaşansa da kişisel düzeyde sert bir çatışma içinde olmadılar. Burnham, Greater Manchester Belediye Başkanı olduktan sonra daha çok bölgesel yönetim, sağlık, ulaşım ve yerel ekonomi konularına odaklandı. Corbyn ise ulusal siyasette savaş karşıtlığı, kamu hizmetlerinin kamulaştırılması ve sosyal adalet gibi konuları ön planda tuttu.
Corbyn, Burnham’ı kişisel olarak hedef alan ağır eleştiriler yapmaktan genellikle kaçındı. Burnham da Corbyn’in bazı ekonomik politikalarına sempati duysa da liderliği döneminde parti yönetim tarzı ve seçim stratejisi konusunda mesafeli kaldı. İkisi de İşçi Partisi’nin sol kanadında görülse de aynı siyasi çizgide olmadılar. Özetle, Corbyn’in Andy Burnham’a yaklaşımı kişisel düşmanlıktan ziyade saygılı fakat siyasi olarak farklı bir ilişki şeklinde değerlendirilebilir. Burnham’ı sağ kanat bir rakip olarak değil, daha ılımlı (soft left) bir İşçi Partisi siyasetçisi olarak görmektedir. Ortak noktaları (kamu hizmetlerinin güçlendirilmesi, kemer sıkma politikalarına eleştiri) bulunsa da parti yönetimi ve stratejisi konusunda önemli görüş ayrılıkları yaşıyorlar. Westminster’daki siyasi yorumculara göre; Burnham’in kabinesinde yer alması beklenen isimler şöyle:
• Maliye Bakanı (Chancellor) Darren Jones: Piyasalara güven vermesi açısından güçlü adaylardan biri olarak görülüyor. Reuters’a göre Burnham özellikle bu görevi liderlik süreci bitmeden açıklamayacağını belirtti.
• Sağlık Wes Streeting: Burnham’ı destekledi. NHS reformundaki deneyimi nedeniyle yeniden kabinede yer alabileceği konuşuluyor.
• Enerji / İklim Ed Miliband: Burnham’ın yakın çalışabileceği deneyimli isimlerden biri olarak görülüyor. 2010 ile 2015 arasında partinin lideriydi.
• Yerel Yönetimler Angela Rayner: Burnham’ın yerel yönetimlere daha fazla yetki verme planıyla uyumlu bir isim olarak değerlendiriliyor.
• İçişleri Shabana Mahmood (veya başka bir isim): Bu konuda net bir beklenti oluşmuş değil.
Umarım Shabana Mahmood’u bu koltukta bir daha görmeyiz. Brexit karşıtı olan Burnham’ın ilk konuşmalarından çıkan en önemli mesaj ise, kabineden çok yönetim modelini değiştirmeyi hedeflediği yönünde.
Yetkilerin Londra’dan bölgelere devredilmesi, Manchester’da “No. 10 North” adıyla ikinci bir başbakanlık koordinasyon ofisi kurulması, Belediye başkanlarına eğitim, konut ve ulaşım gibi alanlarda daha fazla yetki verilmesi, Kamu-özel sektör ortaklığıyla uzun vadeli sanayi ve altyapı yatırımlarının artırılması. Birleşik Krallık’ta belediyeler küçük bir hükümet gibi. Bölgedeki karakollar, hastaneler ve okullar belediye yönetiminde. Buna rağmen merkezi yönetim yerel yönetimin yetkilerini artırmaya çalışıyor. Türkiye’de ise tam tersine. Zaten yetkisiz olan belediyelerin kendi işlerini görebilmesi için ihale ve şirket kurma yetkilerine bile el konulmuş durumda.
Kabinede en çok dikkat edilmesi gereken görev Maliye Bakanlığı olacak. Burnham’ın ekonomik programının piyasalar ve yatırımcılar tarafından nasıl karşılanacağını büyük ölçüde bu göreve kimi getireceği belirleyecek. Bu nedenle siyasi analistler Darren Jones ismini özellikle yakından takip ediyor. Ne diyelim gelen gideni aratmasın da… Gerçi “Starmer’in yerine kim gelse aratmaz” gibi…
- Kuzey İrlanda saldırganları bizim topluma da yönelebilir
- Dünya Kupası’nda işin şirazesi iyice kaydı
- Kaçırılmaması gereken sanat etkinlikleri…
- Festival sezonu başlıyor! Londra parkları şenlenecek
- İki yeni yazar, iki yeni kitap
- İfade özgürlüğüne iki anı
- Jeremy Corbyn’e göre, İşçi Partisi neden kaybetti ?
- Londra’da bir 1 Mayıs anısı
- Toplumda Mayıs ayı sanatsal etkinlikleri
- Asgari ücret ihlallerinde rekor

ENFIELD
HACKNEY
HARINGEY
ISLINGTON




