Mustafa Çetinkaya
Son aylarda, hatta haftalarda, altın, gümüş ve diğer değerli madenler baş döndürücü bir hızla yükseldi.
Altının fiyat artışı neden durmuyor, gümüş neden adeta coşuyor? Bu yükselişi sadece enflasyon ya da faiz tartışmalarıyla açıklamak artık yetersiz.
Çünkü altın ve gümüş bugün bir yatırım aracından çok, küresel sistemin içine düştüğü belirsizliğin fiyatı hâline geldi.
Dünya çok uzun süredir bu kadar güvensiz bir tablo çizmiyordu.
ABD’nin ticaret politikaları bir gecede değişebiliyor, yaptırımlar pazarlık unsuru hâline geliyor.
Ukrayna savaşı sürüyor, Orta Doğu’da tansiyon düşmüyor, Tayvan konusu masadan kalkmıyor.
Uluslararası kurallar, kurumlar ve ittifaklar eskisi kadar bağlayıcı görünmüyor.
Uluslararası kullanımda en yaygın para olan ABD dolarına olan güvenin sarsılması en önemli etken.
İnsanlar güvenli bir liman arıyor; dijital paralar ve kağıt paralar eski popüleritesini kaybetti.
Kağıt üzerinde yazılı vaatlere mi güvenmeli, yoksa binlerce yıldır değerini koruyan metale mi? Altının yükselişi aslında paraya değil, sisteme duyulan güvensizliğin bir yansıması.
Güvenin Bittiği Yerde Değerli Metaller Konuşuyor Bu güvensizliği sadece bireysel yatırımcılar değil, devletler de hissediyor.
Çin, Rusya, Hindistan ve Körfez ülkeleri son yıllarda rekor seviyede altın alımı yaptı.
Dolara ve Batı merkezli finansal sisteme bağımlılığı azaltmak isteyen devletler her gün tonlarca altın topluyor.
Bir başka etken, dünyanın giderek daha büyük bir borç yükü altına girmesi.
ABD, Avrupa ve Japonya’da bütçe açıkları tarihi seviyelerde.
Savunma harcamaları artıyor, ekonomiler teşviklerle ayakta tutuluyor.
Bu da uzun vadede paranın değerinin korunamayacağı endişesini büyütüyor.
Altın ve gümüşün cazibesi tam da burada ortaya çıkıyor; çünkü onlar basılamayan, siyasi kararlarla çoğaltılamayan ve spekülasyonlarla değeri oynatılamayan varlıklar.
Gümüş Sadece Güvenli Liman Değil, Sanayinin de Omurgası Gümüşü altından ayıran en önemli fark, sanayiyle kurduğu güçlü bağ.
Güneş panellerinden elektrikli araçlara, yarı iletkenlerden yapay zekâ altyapısına kadar pek çok kritik alanda gümüşe ihtiyaç var.
Talep hızla artarken arzın sınırlı kalması, fiyatları kaçınılmaz olarak yukarı itiyor.
Elbette bu yükselişte spekülasyonun, paradan para kazanmak isteyenlerin de payı da var.
Bu yüzden sert çıkışların ardından sert düzeltmeler görüyoruz.
Ancak kısa vadeli dalgalanmalar, büyük resmi değiştirmiyor.
Altın ve gümüş yıllardır yükselişini zaten sürdürüyordu; son aylardaki İran gerilimi talebi çoğalttı.
Geçen haftaki aşırı artış bu hafta biraz dengelense de, altın gördüğü seviyeleri unutmaz ve çok geçmeden aynı rakamlara, hatta daha yukarı çıkar.
Çünkü dünya her geçen gün daha güvensiz bir hâle evriliyor.
Yıllık gayri safi milli hasılasının üç katı borç yükü altında olan ABD, faiz ve borç yükünü çeviremiyor.
Başkan Trump’ın birçok ülkeye saldırıp doğrudan “ganimet” ve astronomik gümrük vergileri istemesi biraz da bundan kaynaklanıyor.
Değerli madenlerin yükselişi bir zenginleşme hikâyesinden çok, korunma refleksinin sonucu.
Ve bu refleks, içinde yaşadığımız çağın belki de en net özetini sunuyor.
Öyle görünüyor ki gelecek yıllar daha sakin ve daha az riskli olmayacak.
Uzun vadede en güvenli liman olan altın ve değerli madenler, aşırı talep yüzünden kısa vadelerde de paranın gerçek değerini korumasının yanında üstüne kazandırmaya başladı.
Bulutlu, karanlık ve belirsiz günler yaşıyoruz.
Yüz yıl önce yaşanan büyük ekonomik buhran sonrasında ortaya çıkan 2. Dünya Savaşı gibi bir felaketi yeniden yaşamayız umarım.
- İşçi Partisi’nde Liderlik Oyunları
- Çocukların Ekranla İmtihanı: Yasak mı, Akılcı Koruma mı?
- İlk Evi Almak İçin Doğru Zaman mı?
- Keir Starmer için geri sayım başladı!
- Çocuklar İçin Sosyal Medya Yasağı
- 2025 Yılı Yurtta ve Dünya’da Nasıl Geçti
- Sağ ve Sol İktidarların Farkları
- İktidara Gelenler Mümkünse Bir Daha Seçim Yapmak İstemiyor ?
- Ekonomiyi mi, Yoksa Algıları mı Yönetiyorsunuz?
- Göçmene 20 yıl pranga, Halka kemer sıkma

ENFIELD
HACKNEY
HARINGEY
ISLINGTON




